Yeni gıda yasa taslağı sektörün tepkisini çekti !
Gıda sektörüne yasa dayanmıyor. Sektörde ezberleri bozacağı iddasıyla çıkarılan ve yürürlükte olduğu 2004′ten bu yana sürekli değişiklilerle gürdeme gelen 5179 Sayılı Gıda Yasası tamamen kaldırılıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 5179 Sayılı Gıda Yasası’nın yerine, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı’nı Bakanlar Kurulu gündemine geldi. Ancak, tasarı sektörün tepkisini çekiyor.
Yeni yasa taslağının, Mevcut 5179 Sayılı Gıda Yasasından bile geride olduğunu savunan sektör uzmanları, herşeyden önce, veterinerlik, gıda, bitki sağlığı ve yem gibi hepsi ayrı bir yasa konusu olan alanların tek bir yasada toplanmış olmasının büyük hata olduğunu belirtiyor. Ayrıca söz konusu taslağın ağırlıklı olarak veteriner hizmetlerine yer vermesi eleştirilerin başka bir noktası. Türkiye’nin üretim deseninin yüzde 80 bitkisel ağırlıklı olduğunu belirten uzmanlar, hayvansal üretimin bu kadar çok öne çıkmasını stratejik bir hata olduğunun altını çiziyorlar. Taslaktaki önemli değişikliklerden biri de sektörde denetim hizmeti veren sorumlu yöneticilik kavramının ortadan kaldırılması ve bu konuda sadece et, süt ve su ürünleri alanında veteriner hekimler görev yapacak. Taslak bu haliyle de kendisi de veteriner olan Bakan Mehdi Eker’in meslekdaşları için iyi olacak diye değerlendiriliyor.
Yasa taslağı değil çorba
2004 yılı gıda sektörü açısında önemli bir tarihti. Çünkü o tarihe kadar sürekli yönetmeliklerle idare etmek zorunda kalan sektör, 1995 yılında 560 Sayılı Kanun hükmünde Kararname’ye bağlanmış ve nihayet 2004 yılında ise kendi yasasına kavuşmuştu. Ancak yasa daha ilk çıktığı günden itibaren sürekli eleştirilere maruz kalmıştı. Yasa çıkmasına rağmen maddelerinin çok sayıda yönetmeliklere bağlanması ve yönetmelik sayısında sürekli değişiklik yapılması yasanın işlerliğini geciktirdiği gibi yanlış uygulamalara vize çıkarmıştı.
Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in yaptığı “Veteriner Hizmetleri, Bitki ağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı hazırlanıyor” açıklaması sektörde yeniden tartışmaları gündeme getirdi.
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fatih Taşdöğen, söz konusu yeni taslağını dört yasanın toplamı olduğu için çorba olarak nitelendirdi. Taşdöğen, “Bu yasa sözde AB kriterlerine uyum için hazırlanıyor. Ancak veterinerlik, yem, gıda ve bitki sağlığı gibi AB’de ayrı ayrı üç yasa konusu olan alanlar bir yasada toplanıyor. Oysa AB de gıda ve yem, veteriner hizmetleri ve bitki sağlığı ayrı yasaların konusundur” açıklamasını yaptı.
Hükümetin 5179 Sayılı Yasa’sını hazırlarken de benzer bir uygulama içinde olduğunu ancak kamuoyu tarafından engellendiğini anlatan Taşdöğen, şöyle devam etti: “Gıda Yasası ilk çıktığı zaman biz yasanın eksik olduğu görüşünü savunmuş ve yeni bir düzenleme istemiştik. Hükümet bunun üzerine gıda kanunu, veterinerlik hizmetleri, yem ve gıda hijyen ve resmi kontrollere ilişkin kanun hazırladı. O zaman da paketin veterinerlik ağırlıklı olduğunu savunarak paketin geri çekilmesini sağlamıştık. Bunun üzerine 2006′da veteriner hizmetleri, gıda ve yem olarak yeni bir tasarı hazırlamışlardı. Bu sefer bitki sağlığı yoktu. Türkiye’nin koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle itiraz ettik. Ayrıca sorumlu yöneticilik bu taslaklarda da kaldırılıyordu, hizmetler ücretelnedirileceği için sanayici de itiraz etti yine geri çekildi. Şimdi sonuncu çalışma hepsinden daha vahim olarak karşımızda.”
Bakanlığın taslaklarla ilgili çalışmaları büyük bir gizlilik içinde yürüttüğünü, bakanlık içinde bile bunun gizlendiğini iddia eden Taşdöğen, “Sektör tarafları olarak taslağın son halini görmek için çok çaba gösterdik ancak şu an kadar elimize geçmedi. Ama önceki çalışmalardan biliyoruz ki bu yasa kendisi de veteriner olan bakanın lobi etkisinde kalarak hazırladığı bir yasaya dönüştü. Çünkü 64 safya olan yasa taslağının 42 sayfası veterinerlik hizmetini kapsıyor” diye konuştu.
15 bin kişi işsiz kalabilir
Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Sorumlusu İbrahim Kaya ise taslağı az da olsa inceleme şansı bulduklarını ancak son hali ile ilgili bir bilgilerinin olmadığını söyledi. Kaya, taslakta dikkatlerini çeken sorumlu yöneticiliğin veteriner hekimlerle sınırlandırılmasının büyük hata olduğunun altını çiziyor. Şu anda gıda, kimya, ziraat mühendisleri ile veterinerlerden oluşan 28 bin civarında sorumlu yöneticinin bulunduğunu belirten Kaya, “Yeni tasarı veteriner hekimlik dışında diğer sorumlu yöneticilerin işine son veriyor. Bu bir yandan kriz ortamında 15 bin kişinin işsiz kalması anlamına geliyor diğer taraftan sektörde kayıt dışılık da dahil ciddi problemlere vize çıkarıyor. Çünkü sorumlu yöneticiler bakanlık adına denetim yapma ve üretim standartlarını yerine getirmekle yükümlü. İstanbul’da 62 bin gıda işletmesine sadece 258 denetçi bakıyor. Bunun sadece bir meslek grubu lehine değiştirilmesi yanlış” açıklamasını yaptı.
Tasarının veteriner hizmetleri ağırlıklı olmasının büyük bir yanılgıya neden olduğunu dile getiren Kaya, şöyle devam etti: “Bakanlık AB’yi örnek aldık diyor ancak AB’nin beslenme ağırlığı yüzde 70 hayvansal ürünlerden kaynaklanıyor. Türikye’de ağırlık bitkisel beslenmeden yana. Ayrıca, bakanlığın gerçekleştirdiği 340 bin adetlik denetimlerin ancak yüzde 14′ü et ve süt ürünlerini kapsıyor. Taslakta süs bitkisi, süs köpeğinin adı geçiyor… Ne fonksiyonel ürün ne gıda ambalajı ne de genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili tanım konmuyor.”
Bakanlığın adı da değişecek
Hükümetin gündeminde sadece gıda yasasının yerine tasarladığı yeni taslak yok. Aynı zamanda Bakanlığın adını Tarım ve Gıda Bakanlığı olarak değiştirecek yasa taslağı ile genetiği değiştirilmiş ürünleri kapsayan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı da meclise inmek için gün sayıyor. Uzmanlar her iki yasa taslağının da tıpkı gıda yasasında olduğu yanlışlarla dolu olduğunu savunuyor.
Referans




ziraatçiler burnunu sokmazsa bu yasa AB standartlarını az da olsa yakalar diye düşünüyorum. ama şimdiden başladılar konuşmaya… avrupa üniversitelerinde gıda mühendisliği isimli saçma bir bölüm yokken ve ziraat mühendisleri gıda denetiminin hiçbir safhasında yer almıyorken (bu denetime bitkiler de dahil) bu başkanlar kim oluyor da çıkıp ahkem kesiyor. insanlar doğuda koskoca GAP’ı yaptı; siz Veteriner Hekimlerin işine karışmaktan oraya bile vakit ayıramıyorsunuz. Sulama yapacak kapasitede insan bulamıyorlar.
ziraat mühendislerinin işi yetiştiriciliktir; o da hayvansal üretim söz konusu olduğu zaman tabii ki Veteriner Hekim nezaretinde… lütfen kendi çıkarlarınız için yasalara burnunuzu sokup da halkın sağlığıyla daha fazla oynamayın. herkes işine baksın.tek temennim bu yasada alınan ölçü mesleklere iş bulmak değil, insanlara sağlıklı gıda sunmak olsun.
Merhaba Bekir bey,
Büyük bir yanılgı içersindesiniz. Bu ülkede hiç kimse kendi işini yapmıyor, herkes başkasının işini yapma peşinde. Ziraat mühendislerinin işi yetiştiriciliktir. Veterinerlerin görevi canlı hayvan sağlığıdır. Gıda mühendislerinin görevi ise bitki hasat edildikten, hayvanda kesildikten sonra bunu uygun teknoloji ile son ürüne işlemektir. Veterinelerlerin bu görevi üstlenmesindeki en büyük bahane okurken görmüş oldukları düşük kredili 1-2 süt ve et dersidir. Oysa gıda güvenliğinde gıdanın hijyeninden, kullanılan ambalaja kadar birçok etken söz konusudur. Bir veterine hekimin bunları bilmesi beklenemez.Gıda mühendisliği eğitiminde çok daha detaylı bir eğitim verilmektedir.
Bu durumda kendi çıkarlarını korumaya çalışan bir meslek grubu varsa, o da veterinerlik olarak gözüküyor. Bu durumun böyle gelişmesinde de Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in veteriner olmasının büyük katkısı var.
Ayrıca saçma bir bölüm olarak gördüğünüz gıda mühendisliği bölümünün dünyadaki geçmişini bir incelemeniz gerekiyor;
“2000 yılında düzenlenen Dünya Gıda Kongresi’nde, ‘Avrupa’da Gıda Mühendisliği Eğitimi’ konulu konuşmasında bir profesör, gıda mühendisliği eğitiminin gerekliliğinin anlaşılarak 200 yıl önce Avrupa’da ilk defa Fransa’da başladığını belirtmiştir. Aynı kongrede ‘Kuzey Amerika Gıda Mühendisliği Eğitiminde Gelişmeler’ konusunda konuşan profesör Heldman, gıda mühendisliği eğitiminin son 25 yılda Kuzey Amerika’da öneminin çok daha iyi anlaşıldığını ve bu doğrultuda hızlı bir gelişme sürecine girdiğini belirtmiştir. Ayrıca konuşmasında, özellikle bilgi teknolojilerinin ve moleküler biyolojinin de gıda mühendisliği eğitimi içinde yer almasının, bu mesleği daha da hızlı geliştireceği vurgulanmıştır.
Amerika’nın orta ve güneyinde yer alan ülkeler tarım ülkeleridir. Bu nedenle gıda mühendisliği eğitimine önem vererek önemli mesafeler kat etmişlerdir. Bu ülkelerde gıda mühendisliği eğitimi, resmi olarak 1960 yılında Brezilya’da ve Meksika’da bulunan iki üniversitede başlamıştır. 1972 yılında Brezilya’da ilk defa Gıda Mühendisliği Fakültesi kurulmuştur. Özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde doktora eğitimi görmüş olan öğretim üyelerinin, bu üniversitelerde ders vermeye başlamasıyla eğitimde oldukça hızlı gelişmeler kaydedilmiştir. Bugün bu bölgede bulunan ülkelerden Brezilya’da 30, Meksika’da 28, Arjantin’de 18, Şili’de 9, Peru’da 7, Kolombiya’da 6, Venezüella’da 5, Bolivya’da 4, El Salvador’da 2, Guatemala, Nikaragua ve Uruguay’da 1 üniversitede olmak üzere toplam 112 üniversitede gıda mühendisliği eğitimi yapılmaktadır.
Ülkemizde kurulan en eski bölümlerden olan ziraat fakülteleri yıllar içinde binlerce mezun vermiş ve tarımsal kalkınma için devletin bir çok kademelerinde istihdam edilmişlerdir.Üretimin toprak ile başlayıp tohum,bitkisel zararlılar ile mücadele ve ürün ile devam ettiğini varsayarsak Türkiye de hala bir toprak reformu yapılamamış,üretim anlamında toprak analizlerine göre ekim ve dikim sistemi geliştirilememiş,tohumculukta hala dışa bağımlı ve sağlık üzerine etkileri çok tartışılan tohumlar kullanılmış,zaralılarla mücadelede keza insan sağlığı ile oynanmış ve hala bu yanlışlıkların devam ettiğini varsayarsak ziraat mühendislerinin başka mesleklere karşı bu olumsuz tutumlarının sebebini anlamakta güçlük çekiyorum.Görülmüştür ki tarımsal anlamda kendi kendine yeten ülkemiz gerekli hamleleri yapamamış ve tarımsal kalkınmayı gerçekleştirememiştir.Bu durumun sorumlusu, hala gerekliliğini ispat etmeye çalışan gıda mühendisliği midir yoksa yıllarca bu politikaları yöneten siz sevgili ziraat mühendisleri yada başkalarımıdır?İşverene rağmen gıda mühendisliği mezunları çalıştıkları alanlarda kaliteli ve güvenli gıda üretimini mesleğinin gerekleri doğrultusunda yapmaya çalışmakta ve bundada başarılı olmaktadırlar.Artık masa başından strateji oluşturma ve uygulama dönemi bitmelidir.Ayrıca hiçbir alanda avrupa normlarını yakalayamamış kişilerin gıda mühendisliğini avrupa uygulamalarına göre değerlendirmeside abesle iştigalden başka birşey değildir
Eyy ziraatçiler! Sİz bize Veteriner Hekim demeyi öğrenene kadar biz de size “ziraatçi”den başka birşey diyemeyiz kusura bakmayın. Ayrıca nankörlük edip tarım bakanına da laf atmayın. Kendisini sevdiğimden veya meslektaşı olduğumdan söylemiyorum bunları. Gözünüz kulağınız biraz çalışıyorsa, her insanın grebileceği ve duyabileceği şeyleri söylüyorum. Geçtiğimiz aylarda bakanın kendisi çıkıp açıklama yaptı ve dedi ki: “Bakanlığımıza hükümetimiz zamanında 1900 ziraatçi ve 900 Veteriner hekim ataması yaptık.” küsüratları da vardı ama tam hatırlamıyorum. Son olarak yine geçtiğimiz aylarda TArım Bakanlığı Müfettiş Yardımcısı sınav ilanında gördüm ki; 20 ziraatçi 10 Veteriner Hekim alınacak. Şimdi sorarım size; bu mudur kendisi de Veteriner Hekim olan bakanın meslektaşlarını kayırması. Danışmanlarının çoğu ziraatçi olan ve bu ülkede sadece nüfusları fazla olduğu için sözü geçen ziraatçilerin içinde bir bakanın kendisinin Veteriner Hekim olması ne işe yarar ki? Ayrıca bundan önceki tarım bakanları ziraatçiydi de ne oldu? Yediğimiz gıdaların çoğunda hala hormon, pestisit gibi kimyasallar ve bunların yanında birçok viral ve bakteriyel hastalık riski var.
Bu paragrafı da Emrah Bey’e ayırdım;
Size de merhaba diyerek başlayım. Yukaıdaki paragrafa ayrıca sizin için ekleyeceklerim de var tabii ki. Birincisi hayvansal gıdaların denetiminde sizin dediğiniz ve düşük kredili sandığınız derslerden önce Anatomi ve Patoloji bilmelisiniz ki; o ette veya sütte hangi hastalığın olduğunu bilesiniz ve ona göre karar verebilesiniz. Atıyorum etin biryerinde morluk gördünüz ve bunun bir darbeden dolayı meydana geldiğini sandınız ve diğer taraflara bakmadınız bile… Şimdi siz onu denetlemiş mi oldunuz. Şu anda ne olduğunu söyleyemeyeceğim (meslek sırları açısından) birkaç hastalık belirtisi olabilir ve o etin imhası gerekebilir. Bu muymuş bizim sadece canlı hayvan sağlığından sorumlu olmamızı gerektiren mazeretiniz? Ambalaja gelince; şu anki kanunlarda da, belirli belgeler ibraz edilmesi karşısında gerek Veteriner Hekimler olsun gerek gıdacılar olsun mecburen o ambalajı kabul ediyoruz. O kredisi düşük dediğiniz derslere gelince isimleri süt ve et değil. Ben size isimlerini ve kredilerini tek tek yazıyım isterseniz. Ama en düşüğü 3 veya 4 kredi; onu da bilmenizde fayda var. Yoksa sizin fakültelerde bu dersler 10 kredi olarak mı gösteriliyor? Ben bu yaşıma kadar hiç kimseden duymadım ki 4 veya 5 kredinin üstünde ders aldığını… Ayrıca aldığımız seminer ve eğitimler de cabası…
İsmet İNÖNÜ gibi büyük bir şahsın sözünü hatırlatmak isterim size:
“Denilebilir ki; insan hekimliği, veteriner hekimliği yanında okyanusa karşı iç deniz gibidir.” bununla da demek istediğim; insan hekimliğinden çok daha kapsamlı bir eğitimden geçiyoruz ve bunu kimse inkar edemez. Tabi burda doktorlara bir lafım yok. Onlar sadece insan sağlığı için çalıştıklarından, sadece o dersleri alıyorlar ve daha fazla ayrıntıya girebiliyorlar. Bize gelince gerek hayvan sağlığı, gerekse halk sağlığı… Hepsinde de üstümüze çok büyük görevler düşüyor ve AB’nin bu konudaki yasalarını da sonuna kadar destekliyoruz. AB’nin de üstüne basa basa söylediği “Çiftlikten sofraya gıda güvenliği” sözlerini şimdiye kadar sizin araya karıştığınız için gerçekleştiremediğimizi belirtip, çıkacağını umduğumuz yasayla ve sizin de aradan çekilmenizle sorunsuz bir şekilde, alnımızın akıyla yapacağımıza inanıyorum.
Tekrar merhaba Bekir Bey,
İlk olarak tartışırken kullanacağımız kelimelere dikkat edersek sevinirim. Alaycı kelimeler böyle bir tartışmada pek hoş olmuyor.
Bir ette oluşan morluğu anlamak için o hayvanın anatomisinin bilinmesinin gerektiğini söylemeniz çok ilginç geldi. O et üzerinde mikrobilojik bir test uygulanarakta orada zararlı bir mikroorganizmanın gelişip gelişmedi anlaşılabilir. Bu kapsamda da mikrobiyoloji eğitimi verilmektedir. Yani bunun için hayvanın kemiklerinin ismini ve vicut anatomisini incelemeye gerek yok. Yani sizin dediğiniz gibi “burası morarmış, darbe yemiştir kesin. Üretime yollayın” gibi bir yol izlenmiyor.
Ambalaj konusunda bu şekilde konuşmanızı da bilgisizliğinize veriyorum. Uygun bir ambalaj seçilmediği takdirde gıdada tat ve aroma kaybı, mikrobiyolojik ve fiziksel değişiklikler görülmektedir. Hatta yüksek miktarda migrant geçişinde insan sağlığı açısındanda da büyük sorun teşkil etmektedir.
Ör;”1973 yılında Amerika’da alkol ambalajı olarak PVC kullanılması sonucu alkol ve PVC arasında reaksiyon oluşmuş ve toksik etkileri görülmüştür.” Bu örnek et ile alakalı olmasa bile ambalaj seçiminin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek.
Sizin için önemli olan gıda güvenliği ve insan sağlığı olsaydı “Ben devletin kanuna bakarım, tamam diyorsa ambalajlarım” demezdiniz. Burada zaten ilgili kanunların hatalı olduğunu eleştiriyoruz.
“Çiftlikten sofraya gıda güvenliği” bu şekilde mi sağlanıyor ?
Bekir Bey lütfen araştırma yapmayı öğrenin. Gıda mühendisleri 4 yıllık eğitimi boyunca yüzlerce gıdanın üretimini ayrıntısıyla öğrenir. Ayrıca bunların depolanmasından son ürüne kadarki fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik vb.değişimlerini inceleyip bozulmaya yol açan ve sağlığa zararı olabilecek etmenleri inceler. Aslında bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Lütfen bilgisizliğimizi ortaya koyup böyle komik durumlara düşmeyelim. Zaten özel sektör de bunun farkında olduğndan daha çok gıda mühendisi istihdam etmektedir.
Bekir in dışındaki arkadaşlarıma merhaba demek istiyorum. Bekir bey siz kim oluyorsunuz da diğer meslek dallarına böyle hakaret vari konusma ve atıflarda bulunuyorsunuz.Lütfen haddinizi bilin, yoksa görüşleriniz saman dan farksızdır bilmenizi isterim. Arkadaşlar ben gıda 2. sınıf öğrencisiyim . Şunu söylemek istiyorum bizim bölümümüz doğrudan gıda işleme muhafaza vs. gibi alanlarda görev yapmakta ve ziraat , veteriner hekimliği gb fakültelerden bu bölüme yerleşmek için daha fazla puan gerekıyor. Şuan kimya müh.leri kimyasal fabrikalarda bir çok iş bulabiliyor. Ziraat mühendislerinin ve veteriner hekimlerinin bir kaç yıldır devley kadrosuna alım sayısını çok iyi biliyorsunuz. Daha garip tarafı veteriner hekimleri özel iş yeri belediye et kontrollerini tarım müdürlüklerinde iş bulduğu halde , alımı çok sınırlı olan gıda mühendislerinin hakkını kısıtlamak gibi hazin bir durumu sizlerin vicdanınıza havale ediyorum. Bizler müh . derslerini alıyoruz. Ve gıda ile ilgili bir çok alanda dersi doğrudan ve uygulamalı olarak eğitimini görüyoruz. Şimdi sizler bi ziraat müh.ile gıda müh. aynı kefede veterinerlerle aynı kefede tartılmasını istiyorsunuz . Lütfen gıda hususunda direk alakalı olan bölümüzün haklarına, öğrencilerının emeklerıne ve umutlarına gölge düşürmeyin.
gıda mühndislri 4yıllık eğitim alıolar ve tahıldan süte meyvedn sebzeyee etten turşuya kadar tüm gıda maddlrnn teknoloisini alıolar.ayrıca veterinr hekim arkadaşlarımız daha gıda ve besin arasındaki farkı bile bilmeemkte ve besin adı altında gıda dersi görmektdrlr.GIDA:hayatsal faaliytlrmizi sürdürmmz için gerekli olan kompleks maddlr besin bileşenlri..BESİN:gıdaları meydana getirn alt yapılardır.örnğn protein karbonhidrar vb… biz hayvan sağlıına karışıomuyuz…şimdi bana veterinr hekim arkadaşarımız çavdar ile buğday arasındaki farkı söylybilirmi.lütfn hrks işini yapsın arkadaşlar..veterinr hekimlrmz hayvan doktoru gıda mühndislrimz gıda doktoru..ayrıca alınan 3kredilik beslenme derslrnzle 4yıllık kapsamlı eğitimi bir tutamazsınız..
sayın arkadaşlar. aslında bu bölümlere veteriner hekim, biyolog ve gıda mühendisi olması gerekirken bir çok bölüm abartılı bir şekilde itiraz etmektedir. un işinde veterinerin işi olmaz. Ekmek işinde kmyacının işi olmaz. Su üretiminde ziraatçının işi olmaz. Lakin bu tür işlemlerde biyologlar , gıda ve veteriner ilgili alanda olması gerekir. Ne yazıkki meslek sovenizmi ile hak kazanmaya çalışılmaktadır. Yüçe insanımızın sağlığından elinizi çekiniz. işi ehline bırakızı.
Bu mesleklerin tamamı biyoloji bölüm başkanlıkalrında ana bilim dalı düzeyindedir.Biyologların doktora ve bilim uzmanlığı alnlarıdır. Meslekler iş bulmak için amaçsız uğraşmasın. Biyologlar hak kaybı yaşarken hiç bir meslek gurubu sessiz kalamz. Et ithaline bile karışan ziraatçılar lütfen biyologlar içinde ses çıkarın sana
Neden biyologların kanunda yer almamasına ses çıkarmıyorsunuz. Biz biyologlar bu kanun ile işimizden olacağız. en az 100 bin biyolog bu kanundan etkilenecektir. Lütfen biyologlara saygılı olalım
VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAGLIGI, GIDA VE YEM
KANUNU TASARISI HAKKINDA
Ülkemizde biyolog yetiştiren 70 fakülte bulunmaktadır. Her yıl yaklaşık 3 bin biyolog mezun olmaktadır. Biyologların toplam sayısına baktığımız zaman 100 binin üzerindedir. Avrupa’nın gözde meslekleri arasında yer alan biyolog mesleği ülkemizde yeteri değeri bulamamıştır. Biyologlardan yeteri kadar yararlanılmadığı için tıp, çevre, tarım vb alanlarda ülkemiz yeteri ilerleme kaydedememektedir.
Günümüz koşullarında biyologların yetkileri artırılması gerekirken aksine, biyologlara yetki veren kanun ve yönetmeliklerden biyologlar çıkarılmaktadır. Bu duruma sayıları 100 bini bulan biyologlar elbette ki sessiz kalmayacaktır.
10.09.2005 tarih ve25932 sayılı Tarım ve Köy işleri Bakanlığının çıkardığı yönetmelik olan gıda ve gıda ile temas eden malzemeleri üreten iş yerlerinde çalışacak olan mesul müdürlük yönetmeliğinde biyolog mesleği bulunmaktaydı. Aşağıda bir kısmı gösterilmiştir.
• Un, irmik, bulgur, pirinç, makarna, bisküvi üreten iş yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran iş yerleri): Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, BİYOLOG
• Şeker ve şekerleme ürünleri üreten iş yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran iş yerleri): Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü), kimya mühendisi, kimyager, BİYOLOG
• Baharat, kuruyemiş, cips, çerez üreten işyerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri): Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, BİYOLOG
• Ekmek ve unlu mamuller üreten iş yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran iş yerleri): Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager, BİYOLOG
• Yumurta işleyen, depolayan veya ambalajlayan iş yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran iş yerleri): Gıda mühendisi, BİYOLOG, Ziraat mühendisi, veteriner hekim, kimyager, kimya mühendisi
• Takviye edici gıda üreten iş yerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda bölümü), kimya mühendisi, kimyager, BİYOLOG
• Hazır yemek, tabldot yemek ve meze üreten iş yerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü), kimya mühendisi, kimyager, diyetisyen, ev ekonomisi yüksek okulu beslenme bölümü, veteriner hekim, BİYOLOG
TBMM Tarım Orman ve Köy işleri Komisyonu’nda görüşülmekte olan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun Tasarısında yukarıda yetkisi olduğumuz alanlarda bile mesleğimiz yer almamaktadır.
Aşağıda yer alan düzenlemeler de biyologlar çok vahim bir durumdadır. Binlerce biyolog işini kaybetme endişesi taşımaktadır. 100 bin biyolog ise bu kanundan etkilenecektir. Genç biyologlarla oynamanın hiçbir kimsenin hakkının olmadığı düşüncesindeyim.
Bildiğiniz gibi bazı işletmelerde Biyologlar mesul müdür olarak çalışabilmektedir. Yeni düzenlenen ve meclise sunulan VETERİNER HİZMETLERİ, BİTKİ SAGLIGI, GIDA VE YEM KANUNU TASARISI ile Biyologların bu hakkı ellerinden alınmaktadır. Tamamen meslek şovenizmi ile hazırlanmış bu tasarıda aynı Fakülteden mezun oldukları Kimyagerlere çok sayıda hak verilirken, Biyologlar tamamen dışlanmış durumdadır. Taslağın Ek–2 ve Ek-3’ün de bu durum net bir şekilde görülmektedir.
Aşağıda taslağın Ek-2’sinden bazı örneklere yere verilmiştir, bu alanların bazısında Biyologlar da çalışmaya yetkiliydi, bu taslağa göre çıkartılmış durumdadır. Yine ilginçtir çok ilgili olmamalarına rağmen yemekhaneler için Kimyagere izin verilirken hijyen konusunda uzman sayılabilecek Biyologlar dikkate alınmamıştır. Derneğimizin mütalaasına göre Kimyagerlere izin verilen alanların çoğunda Biyologlar da rahatlıkla görev alabilir. Buna göre, eklerin yeniden düzenlenmesi, Ek–3 listesindeki Resmi Kontrollerde Sorumluluk almasına izin verilecek mesleklere de Biyologların da eklenmesi uygun olacaktır.
TASLAKTA BİYOLOGLARIN GÖREV ALABİLECEKLERİ BELLİ BAŞLI ALANLAR
—Un, irmik, bulgur, pirinç, makarna, bisküvi üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10kisiden fazla personel çalıştıran is yerleri)= Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager
Savunma: 1:
Yukarıda ismi yazan ürünler(Un, irmik, pirinç, makarna, bisküvi) siz saygıdeğer ve hocalarımda bildiği gibi karbonhidrat temelidir. Karbonhidratların yapısı, işlevi özellikleri, Karbon mekanizması derslerini alan biyologlar kimyagerden daha çok şey bilmektedir. Ayrıca Biokimya Lab ile Nişasta tayini deneyi, karbonhidrat çeşitlerinin belirlenmesi v.b gibi derslerin deneylerini yapan ve bu konuda rapor yazan yüzlerce biyolog bir ziraatçı- kimyacıdan daha çok şey bilmektedir. Burada bir karmaşa vardır.
—Seker ve şekerleme ürünleri üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri)= Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü), kimya mühendisi, kimyager
Savunma:
Yukarıda ismi yazan şeker ve şekerleme ürünleri yine karbonhidrat temelidir. Doğal tatlandırıcılar olan nektar v.b gibi ögütler veya meyve öz suyu içerikleri ile güçlendirilen bu ürünlerde bir nektarın oluşumunu bilmeyen, nektar miktarını ve hesaplamayı bilmeyen kimyager nasıl görev alabilir? Anlamakta zorlanıyoruz
—Baharat, kuruyemiş, cips, çerez üreten işyerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri)= Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager
Savunma:
Yukarıdaki ürünlerin ne olduğuna biyolog gözü ile bakalım. Baharat: %90 bitkilerin vejetatif (yaprak-kök-gövde) organlarından üretilen bu ürünlerin nasıl oluyor da dört yıllık eğitimi sürecinde bir tane bitki yapısı bilmeyen, sistematik bilgisi olmayan, aromatik bitkiden anlamayan kimyager çalışa biliyor da dört sene boyunca bitki sistematiği- bitki fizyolojisi-anatomisi almış biyolog çalışamıyor anlam vermiş değilim. Kuruyemiş: Kuru yemiş dediğimiz şey bitkilerin tohumları değil midir? Tabi ki tohumlarıdır. Yine aynı mantıkla hareket edersek bir biyolog tohumun oluşumunu, gelişimini, çimlenmesini v.b bilgileri bilerek nasıl bu alanda çalışamıyor anlamış değilim. Cips: Patatesin belirli şekillerde kesilmesi ve yağda kızartılması sonucunda belirli baharatlarla güçlendirilmiş karbonhidrat, yağ ve çok az da protein kaynağıdır. Bu konularda biyologlar yeterince bilgiye sahipler, bu derslerinde geçiyor nasıl oluyor da biyolog çalışamıyor yine anlamış değilim. Her halde cips üretiminde bir kimyacının anlayacağı tek şey Metan gazının yanma tepkimesidir. Onu da genel kimya dersinde gördük zaten
—Ekmek ve unlu mamuller üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri)= Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager
Savunma 1 i okuyunuz. İçerik yönünden tamamen karbonhidratlardır.
—Yumurta isleyen, depolayan veya ambalajlayan işyerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri)= Gıda mühendisi, Ziraat mühendisi, veteriner hekim, kimyager,
Savunma:
Yumurta bir protein kaynağıdır. Proteinlerin yapısını, özelliklerini, tepkimelerini bilen bir biyolog nasıl oluyor da bu alanda çalışamıyor anlamış değilim. Ayrıca depolama ve paketleme işlemlerinde niçin? Yapılır. Ürün bozulmasın diye. Bir organik ürün niçin bozulur? Ya içinde ki enzimlerin yapısı bozulur ya da sahip olduğu organik moleküllerin yapısı bozulur veya ürüne bakteri al, fungal v.b mikroorganizma kontaminasyonu olur. Bu durumda dört sene boyunca mikroorganizma nedir? Bilmeyen kimyager nasıl oluyor da çalışabiliyor. Yine anlamış değilim.
—Takviye edici gıda üreten is yerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda bölümü), kimya mühendisi, kimyager
Savunma:
Bu ürünler sağlık bakanlığı tarafından genellikle alternatif tıp ürünleri olarak ruhsatlandırılan ürünlerdir. Bu ürünlerin üretimi %90 nın üzerinde bitkiler üzerindendir. Ben daha herhangi bir gıda takviyesini hayvanlardan üretildiğini duymadım. Kimyacı nasıl oluyor da bitki adına hiç bişey bilmeden üretim yapabiliyor yine anlamış değilimdir.
—Hazır yemek, tabldot yemek ve meze üreten işyerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü), kimya mühendisi, kimyager, diyetisyen, ev ekonomisi yüksek okulu beslenme bölümü, veteriner hekim
—Bal, polen, arı sütü, temel petek üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10kisiden fazla personel çalıştıran is yerleri) Gıda mühendisi, veteriner hekim, ziraat mühendisi (gıda vezootekni)
—Alkolsüz içecek üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri) Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü), kimya mühendisi, kimyager
—Alkollü içkiler üreten is yerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda bölümü), kimya mühendisi, kimyager
—Gıda amaçlı aromatik yağlar, bitki ekstraktları üreten işyerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager
—Gıda ışınlama yapan is yerleri Gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda), kimya mühendisi, kimyager, veteriner hekim, su ürünleri mühendisi
—Siyah çay, bitki ve meyve çayları üreten is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan veya toplam 10 kişiden fazla personel çalıştıran is yerleri) Gıda mühendisi, ziraat mühendisi, kimya mühendisi, kimyager
—Su ürünleri isleyen is yerleri ile balık hâlleri ve toptan balık satısı yapan yerler Su ürünleri mühendisi, su ürünleri ve balıkçılık teknolojisi mühendisi, gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve su ürünleri), veteriner hekim
—Süt ve süt ürünleri isleyen is yerleri (30 beygir üzeri motor gücü bulunan is yerleri) Veteriner hekim, gıda mühendisi, ziraat mühendisi (gıda ve süt bölümü)
Ayrıca bu kanun ile ayrıca bir gıda sorunu da oluşmaktadır. Buna karşılık, halen TBMM’de görüşülmekte olan Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanun Tasarısı, sorumlu yöneticilik müessesini kaldırmakta, 30 beygir gücü ve 10 çalışanın altındaki büyüklükteki işyerlerini de, teknik eleman çalıştırma zorunluluğundan muaf kılmaktadır. Bu büyüklüğün üzerindeki işletmelerde ise, işin nevine göre, konu ile ilgili lisans eğitimi almış en az bir personel çalıştırma zorunluluğu getirilmektedir.
Türkiye’deki 40 bin gıda işletmesinin yaklaşık % 80’inin 30 beygir gücü ve 10 çalışanın altındaki işletme büyüklüklerine sahip olduğu ve gıda güvenliğine aykırı uygulamaların ağırlıkla bu işletmelerden kaynaklandığı değerlendirildiğinde; sözü edilen Tasarı’nın, hem gıda güvenliği ve halk sağlığı için ne denli tehlikeli sonuçlar yaratacağı hem de sorumlu yönetici olarak çalışan binlerce biyolog istihdamı açısından ne ölçüde büyük sorunlar doğuracağı kolayca öngörülebilir.
Biyologların yetkili olduğu görevlerden alıkoyarak gardiyan, polis memuru, itfaiye eri, zabıta memuru, hizmetli olmasını isteyen düşünceyi kesinlikle reddediyoruz. Biz biyologlar asıl işimizi yapmak istiyoruz. Bu yetkilerimizi meslek şovenizmi ile kaybetmek istemiyoruz. Biz var olan yetkilerimizi korumak istiyoruz, kaybetmek istemiyoruz.
100 bin biyolog tan sadece bir tanesi olarak bu kanunda biyologların hak kaybına uğramaması için sizlerden yardımlarınızı bekliyoruz.
Biyolog-Mahmut KARAARSLAN
eger gıda müh.gereksiz bir bolum oldunu düşünüyorsanız kapatılsın bu bölüm nede olsa bu ülkede kimse kendi işini yapmıyo. bence gıda müh. diğer müh. ler gibi tam donanımlı yetişiyo hem bilgisayar hem ing hem de bölüm dersleri gayet iyi sindiriliyo. ama diger bölümler de bi gıda dersi görülmeyle hemen bir taslak hazırlanıyo.gerçi bu ülkede herşeyin bi taslağı çıkıyo. lütfen insanların nasibinde olan ekmeğe el uzatmayalım!!!!!!!!!
devlet baba ziraatçilere yaptığı kıyağı keşke her belediyeye bir gıdacı diyerek bize de yapsa….
Merhaba arkadaşlar;Birçok alanda olduğu gibi bu konuda da bölünmüşüz.Bunca üniversiteden bahsediyorsunuz.Peki sorarım size bu yasa hazırlanırken hangi saygıdeğer hocamıza soruldu.Zannetmiyorum.Bilim hiçe sayılıyor.Ziraat mühendisi,Veteriner Hekim veya Gıda Mühendisi mesleğiniz ne olursa olsun öncelikle BİLİM ADAMI olduğunuzu unutmayın.Bu ülkenin bizlere ihtiyacı var.Daha kendi aramızda uzlaşamıyoruz,hükümeti nasıl ikna edicez.Örneklemelerle birbirinizi anlamaya çalışın.Bir gıda işletmesinde örneğin et işletmesi.Hammadde kabulünü gıda mühendisi yapıyo olsun.O et zaten bir Veteriner hekim onayından geçmiştir.Gıda mühendisi onun uygun koşullarda taşınıp taşınmadığını denetler ve kabul eder.ve o aşamadan sonra satıştan sonra bile sorumluluğu devam eder.3 senedir bi fiil çalışan bir gıda mühendisi olarak birçok işletmede mesleklektaşlarımın patronlardan habersiz hijyenik olan yada taklit olmayan ürün yapmak için kendilerini yıprattıklarını bilirim.Çünkü üretim yapanlar için öncelik maliyetin düşük olmasıdır.Lütfen at gözlüklerinizi çıkarın ve bilimsel yasalar için birleşin.Bugün bize yapılan yarın size yapılır.Hepimiz belkide aynı kantinde çay içtik.Yani saldırmadan birbirimizi anlamaya çalışalım.Çıkarcı olmayalım..Saygılarımla….