Yeni gıda yasa taslağı sektörün tepkisini çekti !

cemilcicekGıda sektörüne yasa dayanmıyor. Sektörde ezberleri bozacağı iddasıyla çıkarılan ve yürürlükte olduğu 2004′ten bu yana sürekli değişiklilerle gürdeme gelen 5179 Sayılı Gıda Yasası tamamen kaldırılıyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, 5179 Sayılı Gıda Yasası’nın yerine, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı’nı Bakanlar Kurulu gündemine geldi. Ancak, tasarı sektörün tepkisini çekiyor.

Yeni yasa taslağının, Mevcut 5179 Sayılı Gıda Yasasından bile geride olduğunu savunan sektör uzmanları, herşeyden önce, veterinerlik, gıda, bitki sağlığı ve yem gibi hepsi ayrı bir yasa konusu olan alanların tek bir yasada toplanmış olmasının büyük hata olduğunu belirtiyor. Ayrıca söz konusu taslağın ağırlıklı olarak veteriner hizmetlerine yer vermesi eleştirilerin başka bir noktası. Türkiye’nin üretim deseninin yüzde 80 bitkisel ağırlıklı olduğunu belirten uzmanlar, hayvansal üretimin bu kadar çok öne çıkmasını stratejik bir hata olduğunun altını çiziyorlar. Taslaktaki önemli değişikliklerden biri de sektörde denetim hizmeti veren sorumlu yöneticilik kavramının ortadan kaldırılması ve bu konuda sadece et, süt ve su ürünleri alanında veteriner hekimler görev yapacak. Taslak bu haliyle de kendisi de veteriner olan Bakan Mehdi Eker’in meslekdaşları için iyi olacak diye değerlendiriliyor.

Yasa taslağı değil çorba

2004 yılı gıda sektörü açısında önemli bir tarihti. Çünkü o tarihe kadar sürekli yönetmeliklerle idare etmek zorunda kalan sektör, 1995 yılında 560 Sayılı Kanun hükmünde Kararname’ye bağlanmış ve nihayet 2004 yılında ise kendi yasasına kavuşmuştu. Ancak yasa daha ilk çıktığı günden itibaren sürekli eleştirilere maruz kalmıştı. Yasa çıkmasına rağmen maddelerinin çok sayıda yönetmeliklere bağlanması ve yönetmelik sayısında sürekli değişiklik yapılması yasanın işlerliğini geciktirdiği gibi yanlış uygulamalara vize çıkarmıştı.

Devlet Bakanı Cemil Çiçek’in yaptığı “Veteriner Hizmetleri, Bitki ağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Tasarısı hazırlanıyor” açıklaması sektörde yeniden tartışmaları gündeme getirdi.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fatih Taşdöğen, söz konusu yeni taslağını dört yasanın toplamı olduğu için çorba olarak nitelendirdi. Taşdöğen, “Bu yasa sözde AB kriterlerine uyum için hazırlanıyor. Ancak veterinerlik, yem, gıda ve bitki sağlığı gibi AB’de ayrı ayrı üç yasa konusu olan alanlar bir yasada toplanıyor. Oysa AB de gıda ve yem, veteriner hizmetleri ve bitki sağlığı ayrı yasaların konusundur” açıklamasını yaptı.

Hükümetin 5179 Sayılı Yasa’sını hazırlarken de benzer bir uygulama içinde olduğunu ancak kamuoyu tarafından engellendiğini anlatan Taşdöğen, şöyle devam etti: “Gıda Yasası ilk çıktığı zaman biz yasanın eksik olduğu görüşünü savunmuş ve yeni bir düzenleme istemiştik. Hükümet bunun üzerine gıda kanunu, veterinerlik hizmetleri, yem ve gıda hijyen ve resmi kontrollere ilişkin kanun hazırladı. O zaman da paketin veterinerlik ağırlıklı olduğunu savunarak paketin geri çekilmesini sağlamıştık. Bunun üzerine 2006′da veteriner hizmetleri, gıda ve yem olarak yeni bir tasarı hazırlamışlardı. Bu sefer bitki sağlığı yoktu. Türkiye’nin koşullarına uygun olmadığı gerekçesiyle itiraz ettik. Ayrıca sorumlu yöneticilik bu taslaklarda da kaldırılıyordu, hizmetler ücretelnedirileceği için sanayici de itiraz etti yine geri çekildi. Şimdi sonuncu çalışma hepsinden daha vahim olarak karşımızda.”

Bakanlığın taslaklarla ilgili çalışmaları büyük bir gizlilik içinde yürüttüğünü, bakanlık içinde bile bunun gizlendiğini iddia eden Taşdöğen, “Sektör tarafları olarak taslağın son halini görmek için çok çaba gösterdik ancak şu an kadar elimize geçmedi. Ama önceki çalışmalardan biliyoruz ki bu yasa kendisi de veteriner olan bakanın lobi etkisinde kalarak hazırladığı bir yasaya dönüştü. Çünkü 64 safya olan yasa taslağının 42 sayfası veterinerlik hizmetini kapsıyor” diye konuştu.

15 bin kişi işsiz kalabilir

Gıda Mühendisleri Odası Marmara Bölge Sorumlusu İbrahim Kaya ise taslağı az da olsa inceleme şansı bulduklarını ancak son hali ile ilgili bir bilgilerinin olmadığını söyledi. Kaya, taslakta dikkatlerini çeken sorumlu yöneticiliğin veteriner hekimlerle sınırlandırılmasının büyük hata olduğunun altını çiziyor. Şu anda gıda, kimya, ziraat mühendisleri ile veterinerlerden oluşan 28 bin civarında sorumlu yöneticinin bulunduğunu belirten Kaya, “Yeni tasarı veteriner hekimlik dışında diğer sorumlu yöneticilerin işine son veriyor. Bu bir yandan kriz ortamında 15 bin kişinin işsiz kalması anlamına geliyor diğer taraftan sektörde kayıt dışılık da dahil ciddi problemlere vize çıkarıyor. Çünkü sorumlu yöneticiler bakanlık adına denetim yapma ve üretim standartlarını yerine getirmekle yükümlü. İstanbul’da 62 bin gıda işletmesine sadece 258 denetçi bakıyor. Bunun sadece bir meslek grubu lehine değiştirilmesi yanlış” açıklamasını yaptı.

Tasarının veteriner hizmetleri ağırlıklı olmasının büyük bir yanılgıya neden olduğunu dile getiren Kaya, şöyle devam etti: “Bakanlık AB’yi örnek aldık diyor ancak AB’nin beslenme ağırlığı yüzde 70 hayvansal ürünlerden kaynaklanıyor. Türikye’de ağırlık bitkisel beslenmeden yana. Ayrıca, bakanlığın gerçekleştirdiği 340 bin adetlik denetimlerin ancak yüzde 14′ü et ve süt ürünlerini kapsıyor. Taslakta süs bitkisi, süs köpeğinin adı geçiyor… Ne fonksiyonel ürün ne gıda ambalajı ne de genetiği değiştirilmiş ürünlerle ilgili tanım konmuyor.”

Bakanlığın adı da değişecek

Hükümetin gündeminde sadece gıda yasasının yerine tasarladığı yeni taslak yok. Aynı zamanda Bakanlığın adını Tarım ve Gıda Bakanlığı olarak değiştirecek yasa taslağı ile genetiği değiştirilmiş ürünleri kapsayan Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı da meclise inmek için gün sayıyor. Uzmanlar her iki yasa taslağının da tıpkı gıda yasasında olduğu yanlışlarla dolu olduğunu savunuyor.

Referans

“Yeni gıda yasa taslağı sektörün tepkisini çekti !” başlığına 6 yorum yapıldı.

  • Bekir TÜRK yazdı. 14 Temmuz, 2009, 5:44

    ziraatçiler burnunu sokmazsa bu yasa AB standartlarını az da olsa yakalar diye düşünüyorum. ama şimdiden başladılar konuşmaya… avrupa üniversitelerinde gıda mühendisliği isimli saçma bir bölüm yokken ve ziraat mühendisleri gıda denetiminin hiçbir safhasında yer almıyorken (bu denetime bitkiler de dahil) bu başkanlar kim oluyor da çıkıp ahkem kesiyor. insanlar doğuda koskoca GAP’ı yaptı; siz Veteriner Hekimlerin işine karışmaktan oraya bile vakit ayıramıyorsunuz. Sulama yapacak kapasitede insan bulamıyorlar.
    ziraat mühendislerinin işi yetiştiriciliktir; o da hayvansal üretim söz konusu olduğu zaman tabii ki Veteriner Hekim nezaretinde… lütfen kendi çıkarlarınız için yasalara burnunuzu sokup da halkın sağlığıyla daha fazla oynamayın. herkes işine baksın.tek temennim bu yasada alınan ölçü mesleklere iş bulmak değil, insanlara sağlıklı gıda sunmak olsun.

  • Emrah Kaya yazdı. 14 Temmuz, 2009, 15:16

    Merhaba Bekir bey,
    Büyük bir yanılgı içersindesiniz. Bu ülkede hiç kimse kendi işini yapmıyor, herkes başkasının işini yapma peşinde. Ziraat mühendislerinin işi yetiştiriciliktir. Veterinerlerin görevi canlı hayvan sağlığıdır. Gıda mühendislerinin görevi ise bitki hasat edildikten, hayvanda kesildikten sonra bunu uygun teknoloji ile son ürüne işlemektir. Veterinelerlerin bu görevi üstlenmesindeki en büyük bahane okurken görmüş oldukları düşük kredili 1-2 süt ve et dersidir. Oysa gıda güvenliğinde gıdanın hijyeninden, kullanılan ambalaja kadar birçok etken söz konusudur. Bir veterine hekimin bunları bilmesi beklenemez.Gıda mühendisliği eğitiminde çok daha detaylı bir eğitim verilmektedir.
    Bu durumda kendi çıkarlarını korumaya çalışan bir meslek grubu varsa, o da veterinerlik olarak gözüküyor. Bu durumun böyle gelişmesinde de Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’in veteriner olmasının büyük katkısı var.

    Ayrıca saçma bir bölüm olarak gördüğünüz gıda mühendisliği bölümünün dünyadaki geçmişini bir incelemeniz gerekiyor;

    “2000 yılında düzenlenen Dünya Gıda Kongresi’nde, ‘Avrupa’da Gıda Mühendisliği Eğitimi’ konulu konuşmasında bir profesör, gıda mühendisliği eğitiminin gerekliliğinin anlaşılarak 200 yıl önce Avrupa’da ilk defa Fransa’da başladığını belirtmiştir. Aynı kongrede ‘Kuzey Amerika Gıda Mühendisliği Eğitiminde Gelişmeler’ konusunda konuşan profesör Heldman, gıda mühendisliği eğitiminin son 25 yılda Kuzey Amerika’da öneminin çok daha iyi anlaşıldığını ve bu doğrultuda hızlı bir gelişme sürecine girdiğini belirtmiştir. Ayrıca konuşmasında, özellikle bilgi teknolojilerinin ve moleküler biyolojinin de gıda mühendisliği eğitimi içinde yer almasının, bu mesleği daha da hızlı geliştireceği vurgulanmıştır.
    Amerika’nın orta ve güneyinde yer alan ülkeler tarım ülkeleridir. Bu nedenle gıda mühendisliği eğitimine önem vererek önemli mesafeler kat etmişlerdir. Bu ülkelerde gıda mühendisliği eğitimi, resmi olarak 1960 yılında Brezilya’da ve Meksika’da bulunan iki üniversitede başlamıştır. 1972 yılında Brezilya’da ilk defa Gıda Mühendisliği Fakültesi kurulmuştur. Özellikle ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelerde doktora eğitimi görmüş olan öğretim üyelerinin, bu üniversitelerde ders vermeye başlamasıyla eğitimde oldukça hızlı gelişmeler kaydedilmiştir. Bugün bu bölgede bulunan ülkelerden Brezilya’da 30, Meksika’da 28, Arjantin’de 18, Şili’de 9, Peru’da 7, Kolombiya’da 6, Venezüella’da 5, Bolivya’da 4, El Salvador’da 2, Guatemala, Nikaragua ve Uruguay’da 1 üniversitede olmak üzere toplam 112 üniversitede gıda mühendisliği eğitimi yapılmaktadır.

  • orhan özmen yazdı. 23 Temmuz, 2009, 14:26

    Ülkemizde kurulan en eski bölümlerden olan ziraat fakülteleri yıllar içinde binlerce mezun vermiş ve tarımsal kalkınma için devletin bir çok kademelerinde istihdam edilmişlerdir.Üretimin toprak ile başlayıp tohum,bitkisel zararlılar ile mücadele ve ürün ile devam ettiğini varsayarsak Türkiye de hala bir toprak reformu yapılamamış,üretim anlamında toprak analizlerine göre ekim ve dikim sistemi geliştirilememiş,tohumculukta hala dışa bağımlı ve sağlık üzerine etkileri çok tartışılan tohumlar kullanılmış,zaralılarla mücadelede keza insan sağlığı ile oynanmış ve hala bu yanlışlıkların devam ettiğini varsayarsak ziraat mühendislerinin başka mesleklere karşı bu olumsuz tutumlarının sebebini anlamakta güçlük çekiyorum.Görülmüştür ki tarımsal anlamda kendi kendine yeten ülkemiz gerekli hamleleri yapamamış ve tarımsal kalkınmayı gerçekleştirememiştir.Bu durumun sorumlusu, hala gerekliliğini ispat etmeye çalışan gıda mühendisliği midir yoksa yıllarca bu politikaları yöneten siz sevgili ziraat mühendisleri yada başkalarımıdır?İşverene rağmen gıda mühendisliği mezunları çalıştıkları alanlarda kaliteli ve güvenli gıda üretimini mesleğinin gerekleri doğrultusunda yapmaya çalışmakta ve bundada başarılı olmaktadırlar.Artık masa başından strateji oluşturma ve uygulama dönemi bitmelidir.Ayrıca hiçbir alanda avrupa normlarını yakalayamamış kişilerin gıda mühendisliğini avrupa uygulamalarına göre değerlendirmeside abesle iştigalden başka birşey değildir

  • Bekir TÜRK yazdı. 27 Temmuz, 2009, 5:29

    Eyy ziraatçiler! Sİz bize Veteriner Hekim demeyi öğrenene kadar biz de size “ziraatçi”den başka birşey diyemeyiz kusura bakmayın. Ayrıca nankörlük edip tarım bakanına da laf atmayın. Kendisini sevdiğimden veya meslektaşı olduğumdan söylemiyorum bunları. Gözünüz kulağınız biraz çalışıyorsa, her insanın grebileceği ve duyabileceği şeyleri söylüyorum. Geçtiğimiz aylarda bakanın kendisi çıkıp açıklama yaptı ve dedi ki: “Bakanlığımıza hükümetimiz zamanında 1900 ziraatçi ve 900 Veteriner hekim ataması yaptık.” küsüratları da vardı ama tam hatırlamıyorum. Son olarak yine geçtiğimiz aylarda TArım Bakanlığı Müfettiş Yardımcısı sınav ilanında gördüm ki; 20 ziraatçi 10 Veteriner Hekim alınacak. Şimdi sorarım size; bu mudur kendisi de Veteriner Hekim olan bakanın meslektaşlarını kayırması. Danışmanlarının çoğu ziraatçi olan ve bu ülkede sadece nüfusları fazla olduğu için sözü geçen ziraatçilerin içinde bir bakanın kendisinin Veteriner Hekim olması ne işe yarar ki? Ayrıca bundan önceki tarım bakanları ziraatçiydi de ne oldu? Yediğimiz gıdaların çoğunda hala hormon, pestisit gibi kimyasallar ve bunların yanında birçok viral ve bakteriyel hastalık riski var.

    Bu paragrafı da Emrah Bey’e ayırdım;
    Size de merhaba diyerek başlayım. Yukaıdaki paragrafa ayrıca sizin için ekleyeceklerim de var tabii ki. Birincisi hayvansal gıdaların denetiminde sizin dediğiniz ve düşük kredili sandığınız derslerden önce Anatomi ve Patoloji bilmelisiniz ki; o ette veya sütte hangi hastalığın olduğunu bilesiniz ve ona göre karar verebilesiniz. Atıyorum etin biryerinde morluk gördünüz ve bunun bir darbeden dolayı meydana geldiğini sandınız ve diğer taraflara bakmadınız bile… Şimdi siz onu denetlemiş mi oldunuz. Şu anda ne olduğunu söyleyemeyeceğim (meslek sırları açısından) birkaç hastalık belirtisi olabilir ve o etin imhası gerekebilir. Bu muymuş bizim sadece canlı hayvan sağlığından sorumlu olmamızı gerektiren mazeretiniz? Ambalaja gelince; şu anki kanunlarda da, belirli belgeler ibraz edilmesi karşısında gerek Veteriner Hekimler olsun gerek gıdacılar olsun mecburen o ambalajı kabul ediyoruz. O kredisi düşük dediğiniz derslere gelince isimleri süt ve et değil. Ben size isimlerini ve kredilerini tek tek yazıyım isterseniz. Ama en düşüğü 3 veya 4 kredi; onu da bilmenizde fayda var. Yoksa sizin fakültelerde bu dersler 10 kredi olarak mı gösteriliyor? Ben bu yaşıma kadar hiç kimseden duymadım ki 4 veya 5 kredinin üstünde ders aldığını… Ayrıca aldığımız seminer ve eğitimler de cabası…
    İsmet İNÖNÜ gibi büyük bir şahsın sözünü hatırlatmak isterim size:
    “Denilebilir ki; insan hekimliği, veteriner hekimliği yanında okyanusa karşı iç deniz gibidir.” bununla da demek istediğim; insan hekimliğinden çok daha kapsamlı bir eğitimden geçiyoruz ve bunu kimse inkar edemez. Tabi burda doktorlara bir lafım yok. Onlar sadece insan sağlığı için çalıştıklarından, sadece o dersleri alıyorlar ve daha fazla ayrıntıya girebiliyorlar. Bize gelince gerek hayvan sağlığı, gerekse halk sağlığı… Hepsinde de üstümüze çok büyük görevler düşüyor ve AB’nin bu konudaki yasalarını da sonuna kadar destekliyoruz. AB’nin de üstüne basa basa söylediği “Çiftlikten sofraya gıda güvenliği” sözlerini şimdiye kadar sizin araya karıştığınız için gerçekleştiremediğimizi belirtip, çıkacağını umduğumuz yasayla ve sizin de aradan çekilmenizle sorunsuz bir şekilde, alnımızın akıyla yapacağımıza inanıyorum.

  • Emrah Kaya yazdı. 27 Temmuz, 2009, 14:56

    Tekrar merhaba Bekir Bey,
    İlk olarak tartışırken kullanacağımız kelimelere dikkat edersek sevinirim. Alaycı kelimeler böyle bir tartışmada pek hoş olmuyor.

    Bir ette oluşan morluğu anlamak için o hayvanın anatomisinin bilinmesinin gerektiğini söylemeniz çok ilginç geldi. O et üzerinde mikrobilojik bir test uygulanarakta orada zararlı bir mikroorganizmanın gelişip gelişmedi anlaşılabilir. Bu kapsamda da mikrobiyoloji eğitimi verilmektedir. Yani bunun için hayvanın kemiklerinin ismini ve vicut anatomisini incelemeye gerek yok. Yani sizin dediğiniz gibi “burası morarmış, darbe yemiştir kesin. Üretime yollayın” gibi bir yol izlenmiyor.

    Ambalaj konusunda bu şekilde konuşmanızı da bilgisizliğinize veriyorum. Uygun bir ambalaj seçilmediği takdirde gıdada tat ve aroma kaybı, mikrobiyolojik ve fiziksel değişiklikler görülmektedir. Hatta yüksek miktarda migrant geçişinde insan sağlığı açısındanda da büyük sorun teşkil etmektedir.
    Ör;”1973 yılında Amerika’da alkol ambalajı olarak PVC kullanılması sonucu alkol ve PVC arasında reaksiyon oluşmuş ve toksik etkileri görülmüştür.” Bu örnek et ile alakalı olmasa bile ambalaj seçiminin ne kadar önemli olduğunu gösteren bir örnek.
    Sizin için önemli olan gıda güvenliği ve insan sağlığı olsaydı “Ben devletin kanuna bakarım, tamam diyorsa ambalajlarım” demezdiniz. Burada zaten ilgili kanunların hatalı olduğunu eleştiriyoruz.
    “Çiftlikten sofraya gıda güvenliği” bu şekilde mi sağlanıyor ?

  • Alper Çetin yazdı. 25 Ağustos, 2009, 2:24

    Bekir Bey lütfen araştırma yapmayı öğrenin. Gıda mühendisleri 4 yıllık eğitimi boyunca yüzlerce gıdanın üretimini ayrıntısıyla öğrenir. Ayrıca bunların depolanmasından son ürüne kadarki fiziksel, kimyasal, mikrobiyolojik vb.değişimlerini inceleyip bozulmaya yol açan ve sağlığa zararı olabilecek etmenleri inceler. Aslında bunu siz de çok iyi biliyorsunuz. Lütfen bilgisizliğimizi ortaya koyup böyle komik durumlara düşmeyelim. Zaten özel sektör de bunun farkında olduğndan daha çok gıda mühendisi istihdam etmektedir.

Yorum yapabilirsiniz.

REKLAM


Diğer Başlıklar


roportaj
e pazarlamaİşte pazarlama böyle yapılır!

CESA Çiğ köfte’nin pazarlama ve reklam stratejisi diğer firmalardan biraz farklı. Her firmanın yaptığı gibi CESA Çiğ Köfte’de Tv, radyo ve gazetelerde kendi tanıtımlarını yapıyor. Buraya kadar herşey normal, çünkü bu mecralar klasik yöntemlerin dışına çıkmıyor. Fakat pazarlama stratejilerini diğer firmalardan ayıran en büyük özellik medya planlaması konusunda interneti çok iyi kullanıyor olması.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.
Copyright © 2010 Türkiye’nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.