Süt olmadan et olmaz
- Çarşamba, Temmuz 14, 2010, 11:11
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Tarım ve Köy işleri eski Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, TSO ‘yu ziyaret etti
Gökalp ziyarette ithal et başta olmak üzere hayvancılıkta gelinen son noktayı değerlendirdi, hükümeti eleştirdi.
Tarım ve Köy işleri eski Bakanı Gökalp, TSO’nun çalışmalarını yakından takip ettiğini ve desteklediğini açıkladı.
Gökalp, “TSO Sivas’ın adına yakışır bir şekilde son yıllarda çok güzel hizmetler yürütüyor. Sivas’ın adı Sivas’ın dışında da layıkıyla girişimleriniz, projeleriniz ve aktivitelerinizle duyuluyor. Size ve değerli üyelerinize teşekkür ediyorum” dedi.
TSO Yönetim Kurulu Başkanı Osman Yıldırım ise hangi görüşten ve partiden olursa olsun Sivas’a hizmet edenlere vefa göstermeye devam edeceklerini söyledi. Sivas’ı unutan siyasetçileri eleştiren Yıldırım, “Biz çok milletvekili ve bakan biliyoruz. Seçildikten sonra bırakın görevinden sonra gelmeyi, seçilip gittikten sonra dahi Sivas’la bağlarını koparan sadece ara sıran gelen siyasetçileri gördük. Biz Sivas’a hizmet edeni, Sivas için çalışanı, Sivas’a çivi çakanı kurum olarak her zaman destekleyen ve vefamızı gösteren bir kuruluşuz. Hangi görüşten ve siyasi partiden olursa olsun Sivas’a kim hizmet ederse etsin onun her zaman yanında olacağız. Sivas ve Odamızı sizin evininiz. Gerçekten Sayın Bakanımız Bakanlığı bıraktıktan sonra da aynı şekilde Odamızla olsun Savamızla olsun ilgileri devam etmekte. Sivas’ı ilgilendiren konularda görüşmelerimiz oluyor. Odamıza ve Sivas’ımıza olan ilgisinden dolayı çok teşekkür ediyoruz” dedi.
Tarım ve Köy işleri eski Bakanı Hüsnü Yusuf Gökalp, son günlerde ülke kamuoyunu yakından ilgilendiren et ve süt konusunda önemli açıklamalarda bulundu.
“Gördüğümüz ineği nerdeyse hayvanat bahçesine koyacağız” diyen Gökalp, “Sığır vebası, koyun kıran gelmedi. Afet olmadı. Hayvancılığa da çok destek verdiğinizi söylüyorsunuz. Peki, ne oldu da benim 5 bin koyun çıkan Polat deresinde 100 koyun kaldı. Kösedeğ’a doğru çıktım. Bir tane sığır göremedim. Bir tane inek gördük sevindik. Nerdeyse hayvanat bahçesine koyacağız ineğimizi. Ne oldu da hayvan varlığı böyle azaldı? Kıymanın kilosu çıktı 23-24 TL’ye. Sen gidiyorsun hayvan ithalatı yapıyorsun. Nerden yapıyorsun? Litfanya’dan, Estonya’dan. Konya kadar yok buralar.”
SİYASETİN BAZI SPEKÜLATÖRLERİ VAR
“Milleti neden zan altına bırakıyorsunuz? Ne spekülatörü kardeşim. Sen benim sanayicimi, tüccarımı spekülatör olarak suçluyorsun. Sanayinin, ticaretin bir kuralı vardır. Eğer spekülasyon, haksız rekabet yapan varsa devlet gereken tedbiri alacak. Spekülatörlerin olduğu yer sadece Türkiye değil ki! Bu Amerika’da da, uzak doğuda vardır. Bunlara fırsat vermeyeceksin. Fasulye, baklagil olmuyor, ekim alanları elimizde köylü ekmiyor, üretmiyor, üretse dahi ürettiğini satamıyor. Buna dönüyorsun spekülatör diyorsun. Pirinçte, ette, sütte yaşıyoruz spekülatör diyorsunuz. O zaman siyasetin de bazı spekülatörleri var.”
ET FİYATLARININ YÜKSELMESİNDEN ENDİŞELİYİM
“Ramazanda kıymanın 40 TL’ye çıkması, kışa girerken de kıymanın 60 TL’ye yükselmesinden korkuyorum. Allah inşallah beni yanıltır da bu olmaz. Dışardan sığır, getirmekle bu iş düzelmez.”
DELİ DANA HASTALIĞI İZLEME KOMİSYONUNU NEDEN FESH EDİLDİ?
“Çok büyük bir iş yaptılar bunlar. Biz göreve geldiğimizde Deli Dana Hastalığı İzlemi Komisyonu kurmuştuk. Hocalardan, kimyacılar, tıpçılardan kuruldu Dünyada deli daha hastalığı var. Bunlar dünyayı takip ediyorlar, aman bize de bulaşmasın diye. Hayvansal üretim almayalım. İlaç hammaddesi dikkat edelim. Bize durmadan rapor veriyorlar ve devletten 5 kuruş almıyorlar. Deli dana hastalığı böyle bir şey ki kuluçka dönemi 10-20 yıl arasında sürer. Eğer bugün bir insan tüketirse bundan 20 sene sonra hastalık çıkar. Ve çok tehlikeli bir hastalık. Ette var olup olmadığını analiz edemezsiniz. O ette hastalık olduğunu ancak beyin dokusunda tespit edersiniz. Bunlar göreve geldiler 2007 yılında bize hiçbir yük olmayan, dünyayı takip eden Deli Dana Hastalığı İzleme Komisyonunu fesih ettiler. O zaman sordum niye feshettiniz diye. Bunların hazırlıkları ta 2004-2005 yıllarında yapıldı. 2006 yılında süt fiyatları aniden düştü. Peki Türkiye’de süt miktarında birden bire artış mı oldu? Biz 10 milyon ton süt üretiriz. Hala 10 milyon ton süt üretiriz. Niye düştü? Dışardan süt tozu getirildi. Dışardan gemi gemi tereyağı, yoğurt getirdiler. Buza yemi diye büyük miktarda süt tozu girdi. Bunların hepsi sanayiye girmeye başladı. Bu fiyatlar düşünce bütün düveler kesime gitti. Karınlarından danalar çıktı. Sığırlar, koyunlar kesime gitti. Bugünleri böyle hazırladılar. Dünyada bir kural vardır: Süt işini halletmeden, et işini halledemezsiniz. Öyle angus getirmeyle bu iş çözülmez. Bu işi temelden ele almak lazım”
habermerkezi



