Sunar Grup, dökme yağ tedarikinde iddialı

sunarTarladan sofraya entegre konseptiyle üretim gerçekleştiren ve Çukurova’nın önde gelen tarıma dayalı sanayi kuruluşları arasında gösterilen Sunar Grup, ‘Sunar’ markasıyla raflarda yer almanın yanı sıra; yağ sanayinde de önemli bir tedarikçi rolü üstleniyor. Sektörün önde gelen kuruluşlarına dökme olarak ham ve rafine yağ tedarik ettiklerini anlatan Sunar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Çomu, Türkiye’de yağ üreticilerinin her yıl yaklaşık 2 milyar dolarlık ham yağ ithal ettiğine işaret etti. Çomu, firmalarının 2009 yılında 8 bin 901 ton, 2010 yılında da 11 bin 240 ton yağı müşterilerine sunarak, önemli bir açığı kapattıklarına dikkat çekti. Çomu, 2010 yılında satılan dökme yağda miktar bakımından bir önceki yıla nazaran yüzde 26 oranında artış kaydettiklerinin altını çizdi.

Sunar Grup’un 1990 yılından beri, Sunar mısır entegre tesisleri içinde küçük miktarlı mısır yağı üretimi yaparken, 2006 yılında 25 milyon dolarlık yatırımla kurulan Elita Gıda’nın devreye girmesiyle sıvı yağ alanında da markalaşma yolunda hızla ilerlediğini anlatan Hüseyin Çomu, ilk etapta mısır özü kırımıyla başlayan sürecin bugün önemli aşama kaydettiğini vurguladı. Çomu, “İlk etapta sadece mısır özü kırımıyla başlayan süreç; bugün ayçiçek tohumu ve soya fasulyesi işlenmesiyle devam ediyor. Yağlı tohumlar; tesis içinde yer alan ve alanında Türkiye’nin en gelişmiş beş laboratuvarından birinde analiz edildikten sonra; doğrudan çiftçiden veya tedarikçiden satın alınıyor” diye konuştu. Satın alınan tarımsal ürünün rutubeti, yabancı madde içeriği, yağ içeriği ve içerdiği yağın yağ asit kompozisyonlarının bu laboratuvarda analiz edildiğini aktaran Çomu, şöyle devam etti: “Hammaddenin kırım sürecinde; ilk kırımda alınamayan yağ, Türkiye’nin son yıllarda kurulan en teknolojik ekstraksyon ünitesinde bir dizi işleme tabi tutulup, hekzan ünitesinden geçirilerek ham yağ depolarına gönderiliyor. Tüm kırım sürecinde elde edilen ham yağ rafinasyon ünitesinde işleme alınıyor. Ham yağ, otomasyona bağlı dört aşamalı süreçten geçiriliyor. Bu sürecin sonunda mikro filtreler tarafından arıtılarak rafinasyon işlemi tamamlanıyor ve sofralarda yerini almak üzere doluma hazır hale getiriliyor.”

“Ham soya yağını dökme olarak yem fabrikalarına satıyoruz”

Çukurova bölgesinde ekimi artış gösteren soya fasulyesinin de, Sunar Grup Entegre Tesisleri’nde yoğun olarak işlenmeye başladığını bildiren Hüseyin Çomu, ham soya yağının çeşitli şekillerde tüketilebildiğini söyledi. Çomu, “Ham soya yağı, ülkede faaliyet gösteren yem fabrikalarına dökme olarak satışa sunuluyor, rafine edilmek suretiyle insan gıdası olarak tüketiliyor, ilaç sektöründe ve boya sanayinde de kullanılıyor. Bununla birlikte gelişmiş bazı ülkeler biyoyakıt ve madeni yağ sanayinde de soya ham yağından faydalanıyor. Soya küspesi ise; yüksek proteinli, kolay sindirilebilen bypass proteini yüksek, omurgalı canlıların dışarıdan alması zorunlu olan esansiyel amino asitlerce zengin, hayvanlar için protein soslu bir hammadde niteliğinde. Özellikle kanatlı yemleri ve balık yemleri için vazgeçilmez kalitede protein kaynağı olan soya küspesi, yem üretim tesisleri tarafından Sunar Grup Entegre Tesisleri’nden sıkça satın alınıyor” diye konuştu.

2012 sonunda hedef ilk beşte yer almak

Markalaşma sürecinde de Sunar’ı değerlendiren Hüseyin Çomu; üretimde kat ettikleri mesafeyi, yurtiçi ve yurtdışı pazar hedeflerini anlattı. Sunar markasıyla gerçekleştirdikleri mısır, ayçiçeği, kanola, soya, fındık ve zeytinyağı üretimde yüzde 36’lık büyüme sağladıklarını ifade eden Çomu; 2012 sonunda hedeflerinin Türkiye’nin ilk beş yağ markasından biri haline gelmek olduğunu bildirdi. Mısır yağı ihracatında da yüksek bir pay yakaladıklarını söyleyen Çomu, “2010 yılı içinde 40 milyon TL’si ihracattan olmak üzere toplam 120 milyon TL ciro hedefliyoruz” dedi.

Önümüzdeki dönemde de en büyük odak noktalarının dağıtım ağını genişletmek olduğunu kaydeden Çomu, markanın ulaştığı illerdeki varlığı güçlendirirken yeni distribütörlükler ve yeni illeri ağa ekleyerek daha çok tüketicinin yanında olmayı hedeflediklerini bildirdi. Yurtdışı pazarında ise Türkiye mısır yağı ihracatında ön sıralarda yer aldıklarını ifade eden Çomu, mısır yağı üretiminde ülkedeki tek entegre tesise sahip olduklarına işaret etti. Çomu sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’nin 2010 yılı toplam sıvı yağ ihracatı hedefi 150 bin ton. Bu ihracat hedefi ile Türkiye 250 milyon dolarlık gelir elde etmeyi hedefliyor. Bu rakamların yüzde 11’i mısır yağı, yüzde 69’u ayçiçeği, yüzde 18’i zeytinyağı ve yüzde 2’si ise diğer sıvı yağlardan oluşuyor. Sunar’ın 2009’un birinci çeyreğinde ülkemiz mısır yağı ihracatının yüzde 30’unu tek başına gerçekleştirmiş olması başarısının bir göstergesi. Mısır yağına ilave ayçiçeği yağı ihracatımızda da istikrarlı büyümemizi sürdürerek bu pazarda da iddialı bir konuma gelmeyi hedefliyoruz.”

“Yaklaşık 40 milyon TL ihracat hedefliyoruz”

Yurdışı pazarında Kuzey Afrika ve Ortadoğu pazarı başta olmak üzere, Avrupa’dan Uzak Doğu’ya kadar 50’yi aşkın ülkeye ürünlerinin ihraç edildiği bilgisini veren Çomu, “Elita Gıda olarak, 2009 yılında Türkiye mısır yağı ihracatının yüzde 13’ünü ve Türkiye toplam yağ ihracatının da yüzde 5’ini gerçekleştirdik. Bu yılın ilk yarısında ise mısır yağı ihracatındaki payı yüzde 30’a çıkardık. 2010 yılı için ihracat hedefimiz ise 40 milyon TL civarında” diye konuştu.

Sektörde yaşanan sorunlara da değinen Çomu, yağlı tohum üretimi yetersizliğine işaret etti. Çomu, “Diğer bir önemli sorun da kanola ve soya gibi fiyatı düşük yağların, merdivam altı olarak tabir edilen firmalarca ülkemizde yoğunlukla tüketilen ayçiçeği ve mısır yağlarına karıştırılması. Bu durum sektörde haksız rekabete yol açıyor. Bu konuda denetimin ve cezaların artırılmasını talep ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Diğer bir sorunlarını da sektörün dışa bağımlı olmasına bağlayan Çomu, “Ülkemiz maalesef sektörün toplam hammadde ihtiyacının sadece 3’te birini üretebiliyor. Türkiye toplam yağlı tohum ithalatı 1 milyon ton civarında. 2009 yılı toplam yağılı tohum ve yağlara ödenen ithalat bedeli 2 milyar dolar üzerinde. Bu nedenle yağlı tohum ve yağ ithalatı Türkiye’de petrolden sonra ikinci ithalat kalemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu ithalatın geri dönüşünün olmadığı unutulmamalı. Bu noktada iç piyasada yağlı tohum üretimini artırmaya yönelik teşvikler verilmeli. Bu bir devlet politikası haline gelmeli, Türkiye’deki tüm ekili alanların kontrolü yapılmalı, ekim programları belirli plan çerçevesinde yürütülmeli” önerisinde bulundu.

Mısır alımıyla Çukurovalı çiftçiye destek devam ediyor

Türkiye’de mısır yağı üretiminde tek, ayçiçek yağında ise sayılı entegre tesisten biri olduklarını hatırlatan Hüseyin Çomu; Sunar Grup’un başta Çukurova bölgesinden olmak üzere, çiftçilerden aldığı yağlı tohumları entegre tesisinde işleyerek çiftçiye destek olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Türkiye’de üretilen toplam mısırın yaklaşık yüzde 45’inin Çukurova bölgesinde üretildiğini ifade eden Çomu, bölge çiftçisinden mısır alarak mısır ekimine teşvik ettiklerini ve Çukurova’nın mısır üretiminde en etkin bölge haline gelmesine önemli ölçüde katkı sağladıklarının altını çizdi.

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM

trotec
 

BENZER BAŞLIKLAR


REKLAM


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.