Reis Gıda, Amerikaya pirinç ihraç ediyor

reis gidaDünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz nedeniyle bu yıl satışlarının yüzde 32 oranında düştüğünü belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Ramazan öncesi hareketliliğin de bu yıl yaşanmadığına dikkat çekti. 2009 yılında kendileri için en önemli gelişmenin ABD’ye pirinç ihraç etmek olduğunu vurgulayan Mehmet Reis, yılbaşından bu yana altıncı konteyneri yola çıkardıklarını, ayrıca Baldo ve Osmancık pirinçlerinin yanısıra Midyat’ın Frig bulgurunu da Amerika’ya tanıttıklarını ifade etti.

Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, bakliyat sektörünün içinde bulunduğu durum ve faaliyetleriyle ilgili olarak sorularımızı yanıtladı:

Firmanız, krizin başgösterdiği 2008 yılını nasıl tamamladı?

2008 yılındaki krizin etkisi 2009’da da devam ediyor. Bizim için önemli olan marka güvenini sarsmamaktı. 2009’un başından bu yana satışlarımızda yüzde 32 civarında bir azalma görüldü. Şu anda Türkiye’de alım gücünün azalmasından dolayı ve özellikle perakende noktalarında ‘en ucuz ürün satılır’ düşüncesiyle satış yapılması, markalı ürün satmanın çok zor olduğunu gösteriyor. Markalı ürün satmak her geçen gün zorlaşıyor. Biz toprağa bağlı ürünler satıyoruz. Biz sadece fiyata göre ürün üretmiyoruz. Hem ev hanımının, hem aşçının aldığını düşündüğümüz için bugün ürün ve satışta kayıplar yaşıyoruz.

Yılın ilk altı ayını nasıl geçirdiniz? Bundan sonrası için beklentileriniz nedir?

Bugün burada çok yoğun bir şekilde ramazan kumanyalarının tedarikini yapmamız gerekiyordu. Ama geçtiğimiz dönemlere baktığımızda, 2008’de başlayan kumanya dağıtımındaki azalmanın 2009’da da devam ettiğini görüyoruz. Biz normalde temmuz ayında yoğun bir çalışma içinde olurduk. Ağustos ayına geldik ancak kumanya satışlarında geçen yıllara göre büyük bir düşüş var. Bizim gibi birçok sektör, ramazan ayını bekler. Fakat, herkes şu anda büyük bir hayalkırıklığı içinde.

Bizim için 2009’da çok önemli iki gelişme oldu; İlki, ABD’ye Türkiye’den Reis olarak ürün göndermemizdir. 1981 yılından beri pirinç ithal ediyoruz. Bu ithalatı kırdık. Amerika’ya Gönen’in ‘Baldo’sunu, Trakya’nın ‘Osmancık’ pirincini gönderiyoruz. Bir de Midyat Mardin yöresinin bulgurunu Amerika’ya gönderdik. Altıncı konteynerimiz de yola çıktı. Bu tür çalışmalarımız bize moral takviyesi oldu. İkinci gelişme de Taşköprü sarımsağının satışına başlamamız oldu.

Amerika dışında başka ülkelere de ihracatınız var mı?

Ben istiyorum ki; Türk çiftçisinin ürettiğini paketleyip yurtdışına satalım. Ama ne yazık ki, biz pek çok ürünü ithal ediyoruz. Tabii ki biz bunları ithal ettiğimizde vergi ödüyoruz. Bu şartlarda yurtdışına ürün satmak çok zor. Benim özellikle üzerinde durmak istediğim konu; Türkiye’deki ürünleri yurtdışına pazarlayabilmek. Sektör olarak biz favori ürünler düşünüyoruz. Özellikle Güneydoğu ve İç Anadolu yöresinde üretilen frig, esmer çiğköftelik gibi ürünlerle, börülce, soya, beyaz nohut gibi unutulmaya yüz tutmuş ürünleri Türk tüketicisi ile buluşturuyoruz. Artık market raflarında bu tür ürünler var.

Tarım, üvey evlat muamelesi gördü

Sizce, pirinç konusunda ithalatın fazla olmasının nedeni ne?

Türkiye bir tarım ülkesi. Ancak 1970’ten sonra Türkiye’de tarım politikalarında maalesef bir gelişme yok. Zaman zaman nohut, fasulye, pirinç gibi ürünleri satın alıyoruz. 1981’den itibaren pirinç ithalatı kronikleşmiş durumda. Ancak 2000 yılında Trakya Tarım Araştırma tarafından geliştirilen Osmancık pirinci var. Birkaç sene sonra pirinç ithalatına gerek kalmayacak diye düşünüyorum. Tarım 2000 yılına kadar üvey evlat muamelesi gördü. Son birkaç yıldır parçalanan araziler hakkında kanun çıktı, damla sulama sistemi devreye girdi. Tek dileğim havza modeliyle ilgili üreticinin bilgilendirilmesi. Dünya tarımın gerçeğini gördü. Açlığın ve ekonomik krizin üstesinden gelebilecek tek sektör tarım sektörüdür.

Teşvik paketlerinde tarıma yer ayrılmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?

Baktığınızda tarıma ABD’de 100 milyar dolar, AB ülkelerinde 60-70 milyar Euro civarında destek yapılıyor. Türkiye’nin tarıma desteği 5 milyar dolar civarında. Yani bir yeri ekmeden semeresini göremezsiniz. Ben iddia ediyorum ki, Türkiye’de 20 milyar dolarlık gıda maddesi ihracatı olabilir. Rekabet edilebilir ürün yetiştirmemiz lazım. Türkiye hala bir tarım ülkesi. Tarım amacı dışında alanlarımız kullanılıyor. Su havzalarını korumamız lazım. Çiftçi bugün nasıl ilaçlama, gübreleme yapacağını bile bilmiyor. Fazla gübreleme ve ilaçlama sonucunda ürünlerimiz yanıyor. Çiftçinin hangi toprağa hangi tohumu ekeceğini bilmesi lazım. Verimliliği artıracak çalışmalarla da çiftçiye destek olmak lazım. Benim bir felsefem var, veteriner ne zaman besicinin yanında ahırda, ne zaman ziraat mühendisi tarlada köylünün yanında olursa Türk tarımı hızla ayağa kalkar.

Türkiye’de gıda denetimleri sizce yeterli mi?

Çok başka bir denetim var Türkiye’de. Tarım Bakanlığı bizi denetlesin istiyoruz. Ama birçok bakanlık birden denetliyor bizi. Biz denetlenmekten yüksünmüyoruz. Önemli olan merdivenaltı üretim yapan firmaları denetleyebilmek. Pek çok perakende noktası hileli ürün almaya başladı. Talep varsa, üretim yapılır. Dünyanın neresinde var gıda terörü? Tüketici de tepkili değil. Ne yazık ki, markalı ürünler daha çok denetleniyor.

Bugün size göre sektörün en önemli sorunu nedir?

Tek yürek, tek ses değiliz. Ayrıca siyasi karar vericiler, sektörü tarıma dayalı sanayi olarak görmüyor. Örneğin biz, 5 bine yakın çiftçinin ürününü değerlendiyoruz. Devlet desteği ve teşviği de almıyoruz. Bugün Taşköprü’de sarımsak fabrikası kurdum. Orada üretilen sarımsaklar ırmaklara dökülüyordu. Şimdi biz bu sarımsakları tüketiciyle buluşturuyoruz. Ürettiğiniz ürünü işleyeceksiniz. Bu çok önemli.

İkinci sıkıntı da, hileli ürünler ve kayıtdışı çalışmalar. Açıkta satılan ürünlerin daha çok artması ki, fason üretimin artması demek bu. Bu ürünler de incelenip denetlenmeli. Halkın alım gücünü bilerek sahte ürünlerin satılmasını da engellemek lazım. Biz bugün çok üretirsek, Türkiye gıda güvencesini sağlayan bir ülke olur. Krizin en önemli çaresi tarım sektörüdür.

Hepsinden önemlisi, GDO’lu ürünler arttı. Türkiye bu konuda gardını almalı. Hiçbir sebze ve meyvenin tadı kalmadı. Biz istiyoruz ki, doğal üretim yapılsın. Yapılacak her çalışmanın insan sağlığı ile dost olması lazım.

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM


 

Benzer Başlıklar


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.