Recep Bey şarapçıyı bir kez sevdi, şarapçıdan ise hiç tepki gelmedi!

şarap “Üzümü ye ama suyunu içme” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, meyve ve suyu tartışmasını ben muhafazakar bir politikacının temennisi olarak okudum. O içmememizi tavsiye eder, biz içeriz, demokratik yaşam böyle tecelli eder. Bu nedenle kafaya çok takmamak gerek. Üstelik hatırlayalım aynı başbakan şaraptaki yüzde 63′lük ÖTV’yi geçen yılın sonunda sıfırlamıştı.
Başbakan’ın da şarap içilmesini çok takmamasını öneririm. Neticede Türkiye’de yıllık üretilen 4 milyon ton üzümün sadece yüzde 3′ü şarap üretiminde kullanılıyor. Ancak bir pollitikacının üzüm şarapta kullanıldığında yarattığı katma değerin kaç kat arttığını da dikkate alması gerekir diye düşünüyorum.
Başta hatırlattığım şaraptaki vergi indirimine gelince, alınması gereken akılcı bir karardı. Ancak hükümetin açıkladığı bu ÖTV indirimi sektörde nedense çok fazla ses getirmedi. Ben bir tek Hürriyet Ekonomi Müdürü Vahap Munyar’a konuşan Yazgan Şarapçılık’ın sahibi Nurtekin Yazgan’ın “aslında ucuz şaraba yük bindi, bundan pahalı şaraplar yararlanacak” mealindeki açıklamalarını duydum. Ardından market raflarındaki etiketlerin değişmediğini görünce de, bu suskunluğun nedenini anlar gibi oldum. Raflardaki pahalı şaraplar hala pahalı!
Oysa vergi indirimi öncesinde büyük şarap üreticilerinin büyük bölümü, hükümetin muhafazakar niteliğine vurgu yaparak, “Bunlar İslamcı o yüzden içkiden intikam alıyorlar” yollu yorumlarda bulunuyordu. Durum oldukça garip; “İslamcı hükümet” şaraptaki vergiyi indirdi, üstelik Vakit gazetesinden bile bu nedenle zılgıt yedi ama “serbest düzen şarap üreticisinin” ses çıkarmaya da, etiketlerde ayarlama yapmaya da niyeti yok gibi. Ne oluyor peki?
Geçen akşam İdol Şarapları’nın yeni markası Smyrna için düzenlenen tanışma gecesindeydim. Bu soruyu şirketin Pazarlama Müdürü Emre Utku’ya sorduk. Aslında diyor Utku, “Şarabın üzerine binen ve etiketlere yansıyan yük ÖTV değildi. Ortalama 6-7 liraya üreticiden çıkan şarap, yine aynı üreticilerin pazarlama şirketlerine satılınca, o şirketlerden üreticiye giden yolda etiketlerde büyük bir aralık oluşuyor.”
Peki üreticiden 6-7 liraya çıkan şarap, nasıl oluyor da tüketicinin önüne neredeyse 6 kat pahalı olarak çıkıyor? Utku’ya göre, bu fiyatın içinde pazarlama, iletişim çalışmaları, zincir marketlerdeki raf paraları, lokanta ve meyhanelere açıktan ya da sponsorluk yoluyla ödenen paralar var. Yani şarap bizim soframıza gelinceye kadar başka pek çok sofradan geçiyor. Durum şarabı seven açısından vahim! Bir şarap tüketicisi olarak dünyadan kat kat pahalı şarap içmek içime sinmiyor. Ya sizin?

İzmir’e mitolojik bir gönderme Smyrna marketlerde olmayacak
Geçen yıl İzmirli işadamı Lucien Arkas’ın Ekrem Demirtaş’tan satın aldığı İdol Şarapçılık’ın Smyrna serisi şirketin ürettiği Konsensus kadar pahalı değil. O da İdol Bağları’nda organik biçimde yetiştirilen üzümlerden yapılıyor. Bu niteliğiyle ayrışan ve İzmir’in mitolojik çağdaki ismiyle arzı endam eden Smyrna, doğal yaşamı tercih eden tüketicinin ilgisini çekebilir. Fiyatı bir aylık kampanya dönemi boyunca 15-20 lira aralığında olacakmış. Ancak bence sonrasında da bu fiyatı artırmamalılar.
Bu arada İdol Şarapçılık agresif bir büyüme peşinde değil. Zincir marketlere girmiş ve ağzı yanarak çıkmış. Artık buralarda yer almama kararı vermiş. Şaraplarını Cihangir’deki Le Cave gibi butik şarapçılarda, internette ve restoranlarda satmayı hedefliyor. Yani hedef daha yavaş adımlarla, daha butik ama daha güvenli biçimde yürüyerek, büyümek. Zaten şu andaki yıllık 600 bin litrelik üretimi, pazarı domine eden Doluca ve Kavaklıdere’nin üretimleriyle ve Türkiye genelindeki 100 milyon litrelik toplam üretimle kıyaslandığında böyle bir stratejiyi gerektiriyor. Stratejinin farklılaşmaya yönelik hanesinde ise organik üretim yatıyor.
Organik üretimin maliyet yükselten bir farklılığı var. İdol Pazarlama Müdürü Emre Utku, bunu şöyle anlatıyor:
“Örneğin, asmaların büyümesini engelleyebilecek otlarla kimyasal mücadele yöntemleri uygulayamıyorsunuz. O zaman da sık sık elle temizlik yapmanız gerekiyor ve işçilik maliyetleri artıyor.”
Yasal mevzuat nedeniyle şarabın üzerine organik yazamasalar da, Avrupa’dan belgeli ekolojik üretim yapılıyor İdol Bağları’nda. Üstelik bağların mülkiyeti de kendilerinin. Yani anlaşmalı tarım ya da dışarıdan satın alma benzeri uygulamalara gitmeyi tercih etmiyor İdol Şarapçılık. Utku sektördeki potansiyeli de vurguluyor. Özellikle güneydoğuya yönelik sözleri dikkat çekici:
“Güneydoğu Anadolu’da şarap üretimine uygun çok fazla yer var, örneğin Boğazkere ve Öküzgözü üzümleri çok nitelikli. Ancak üreticiler bu çatışmalı ortamdan uzak durmayı tercih ediyor. Terör bittiği gün, bu bölgede bağcılık ve şarapçılık yatırımlarının çok artacağına inanıyorum.”

Koç dünyada ilanla 8 öğretim üyesi aradı 120 kişi başvurdu
Koç Üniversitesi eğitimde iddiasını geçen yıl 36 yıldır Standford Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren ödüllü uzay bilimci profesör Umran İnan’ı rektör yaparak gösterdi.
Geçen yıl göreve başlayan Prof. Dr. Umran İnan ilk kez dün bir sohbet toplantısı düzenledi, basınla tanıştı. İnan, Ortadoğu Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü mezunu. 1977′de 80 kişi arasından Stanford Üniversitesi’ne seçilmiş. Bu üniversitede uzay teknolojileri alanında doktora yapmış. 1992 yılında ise aynı üniversitede profesör olan İnan, 1997′den beri ise Uzay, Telekomünikasyon ve Radyo Bilimi Laboratuvarları’nın direktörü olarak görev yapmış.
İnan, Antartika ve Güney Kutbu’nda uzun suredir araştırmalar yapıyor. İnan, ABD Ulusal Bilim Kurulu tarafından verilen “Antartika Hizmet Madalyası” sahibi. Ayrıca Antartika’da adı 2400 metre yüksekliğindeki bir tepeye verilmiş. İnan’ın araştırma grubu halen dünyanın yedi kıtasında 50′den fazla yerde ve aynı zamanda da dünya yörüngesindeki çeşitli uydularda gözlemler yapmaya devam ediyor. İnan aynı zamanda NASA’nın görüşünü aldığı birkaç bilim adamından da biri.
36 yıldır ABD’de yaşayan İnan, geçen yıl geldiği İstanbul için “Döndüğüm ve İstanbul’da yaşadığım için çok mutluyum. İstanbul heyecan verici bir kent, bir kent değil megakent” yorumunu yapıyor.
Neden Türkiye’ye döndüğünü şöyle anlatıyor: “Yıllarca hep aklımızdaydı dönmek. Biri 31 yaşında diğeri 27 yaşında iki çocuğum var. Ülkelerini unutmasınlar, yabancı hissetmesinler diye isimlerini Ali ve Ayşe koymuştuk. Ayşe de bizimle Türkiye’ye döndü. Şimdi benim evim burasıymış diyor.”
Antartika’da çalışan bir bilim adamı olarak küresel ısınma konusunda söyledikleri ise çok dikkat çekici. İnan, bu konuda karamsar değil gerçek verilerin gizlendiğine inanıyor. “Buzullar eriyor deniyor ama yeni buzullar da oluşuyor. Olaya tek taraflı bakılıyor. Araştıralım diyorum” diye devam ediyor.
Rektörü olduğu Koç Üniversitesi’ne ilişkin de şu bilgileri veriyor:
“Koç Üniversitesi gerçekten nadide okullardan biri. Beni bulup getirmeleri bile ne kadar önem verdiklerini gösteriyor. Yeni dönemde ben sosyoloji bölümü de olmalı dedim. Dünyanın her yerinde ilan vererek 8 öğretim üyesi aradım. 120 kişi başvurdu. Bu da bir anlamda tersine beyin göçü demek.”

Jale Özgentürk /referans

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Etiketler:

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM

trotec
 

Benzer Başlıklar


REKLAM


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.