Olin, otellere özel üretim hazırlığında

olin yağOlinmarkası ile gelecek yıl sektörde 40’ıncı yılını kutlamaya hazırlanan Edirne Yağ Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar, “2011 yılında şirketimiz profesyonel mutfaklara, lokanta ve otellere özel ürünler geliştirmeyi ve onlara yönelik bir pazarlama grubu kurmayı planlıyor” dedi.

Gelecek yıl kuruluşunun 40’ıncı yılını kutlamaya hazırlanan Edirne Yağ Sanayi, 2011 yılında profesyonel mutfaklara, lokanta ve otellere özel ürünler geliştirmeyi planlıyor. Olin markası ile üretim yapan Edirne Yağ Sanayi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Okyar Yayalar, ekonomik krizin etkilerinden kurtulan Türkiye’de hızlı bir kalkınma sürecine girildiğini belirterek, “Ekonomik gelişme doğal olarak fertlerin harcama alışkanlıklarına olumlu etkiliyor, ev dışında yemek yeme oranını hızla artırıyor. Bu gözleme dayanarak 2011 yılında şirketimiz profesyonel mutfaklara, lokanta ve otellere özel ürünler geliştirmeyi ve onlara yönelik bir pazarlama grubu kurmayı planlıyor” dedi.

Edirne Yağ Sanayi’nin Edirne’de kurulu tesisleri, bünyesinde günlük 300 ton tohum kırma kapasiteli bir ekstraksiyon ünitesi ile yine günde 250 ton üretim kapasiteli bir kontinü rafinasyon tesisini barındırıyor.

Az sayıdaki eski yağ markalarından biri olan Olin’in yıllarca kalitesi ile birlikte anıldığını ve bir çok müteşebbis için örnek oluşturduğunu ifade eden Okyar Yayalar, “Olin, pazarda kamu destekli kooperatif birlikleri ve güçlü yerli-yabancı sanayilerin rekabetine rağmen yerini koruyabilmiş; kaliteden ödün vermeden çalışmanın bir anlamda mükâfatını görmüştür. Önceleri sadece ayçiçeği yağı üretirken, pazardaki gelişmelere uygun olarak daha sonra sırasıyla, mısır yağı, zeytinyağı, kanola yağı ve son olarak 2010 yılında fındık yağı üretimine girmiştir” diye konuştu.

Olin markasının üretimdeki bütün çeşitlerde kullanıldığını ifade eden Yayalar, ayrıca Prolin markası ile doğrudan profesyonel mutfaklara hitap eden 18 litrelik teneke ambalajda bir özel ürün de bulunduğunu söyledi.

Yayalar, ayçiçeği tarımının büyük ölçüde Trakya bölgesinde olmasından dolayı tesisin Edirne’de kurulduğuna işaret etti. Ancak, ayçiçeği tarımının yıllarla ciddi bir gelişme gösteremediğini, bu nedenle ithalatın zorunlu hale geldiğini vurgulayan Yayalar, “Edirne Yağ da hasat dönemlerinde hammadde ihtiyacını Trakya bölgesinden karşılarken, yılbaşlarından itibaren ağırlıklı olarak ithalat yapmaktadır” dedi.

“Kanola yağına talep azaldı”

Okyar Yayalar, Edirne Yağ tesislerinde 2010 yılında yaklaşık 50 bin ton ayçiçeği tohumu işlendiği, rafine ünitesinde de 40 bin ton rafine yağ üretimi yapıldığı bilgisini verdi. Türk tüketicisinin tercihinin genelde ayçiçeği yağına olmasından dolayı, üretimde de büyük ağırlığı bu ürünün taşıdığını ifade eden Yayalar, şöyle devam etti: “Ayçiçeği yağı satışları 2010’da bir önceki yıla göre yüzde 10 düzeyinde bir artış gösterdi. Buna karşılık mısır yağı talebinde yüzde 20’ler seviyesinde bir düşüş gözlendi. Öte yandan son yıllarda yurtiçinde de üretilen ve daha çok fiyatı nedeniyle tüketicinin tercih ettiği kanola yağı da ayçiçeğine karşı fiyat avantajını kaybettiğinden giderek talebini yitirdi.”

Yayalar, sıvı yağ pazarında son yıllarda yoğun rekabet yaşanmasından dolayı 2011 için pazar payını korumak ve geliştirmek amacıyla daha verimli çalışmayı, maliyetleri mümkün olduğunca düşürmeyi hedeflediklerini belirtti. Satış teşkilatı dahil çalışan sayısının geçen yıl 189 kişiye düşürüldüğüne işaret eden Yayalar, 2011 yılında da bu sayıda bir miktar azalma öngörüldüğünü ifade etti.Yayalar, “Planladığımız az sayıdaki yatırım tamamen verimliliğin artırılmasına dolayısıyla maliyetlerin düşürülmesine odaklandı” dedi.

“Ayçiçeği prim desteği yetersiz”

Sektöre yönelik sorunlara da değinen Yayalar, çiftçiye verilen ayçiçeği prim desteğinin, yurtdışından ithal edilen hammaddenin rekabetini önleyebilecek seviyede olmadığını savundu. Yayalar, bu nedenle iki yıldır, sanayicilerin yurtiçinden ayçiçeği tohumu almalarını teşvik amacıyla, alınan ayçiçeği tohumuyla orantılı belirli bir miktarda Gümrük Vergisi’nin indirildiğini, hammadde ithaline imkân verildiğini belirtti. Yayalar, şöyle devam etti:

“Dünya Ticaret Örgütü ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde ayçiçeği tohumunda alınan Gümrük Vergisi azami yüzde 27’dir. Bu oran düşük kaldığından, ayçiçeği ekiminin zarar görmemesi için değişik metotlar uygulanmış; ancak çeşitli düzensizliklerle karşılaşılmıştı. Son iki yılda uygulanan ve sanayicilerin tamamen yerli üretimden alarak işlediği tohumlara göre tahsis edilen ithal kotasının şimdiye kadar uygulanan en sağlıklı metot olduğu görülmüştür.”

Sanayinin selameti bakımından, ülke tarımının iç talebi karşılayacak miktarda yağlık bitki üretmesinin önemine vurgu yapan Yayalar, hammadde ithal edilen başta Ukrayna olmak üzere ihracatçı ülkelerin giderek kendi tesislerini kurduklarını belirtti. Yayalar, bu ülkelerin hammadde yerine mamul madde ihracatını tercih ettiklerini, hatta bu konuda devletlerinin ihracatı desteklediklerini söyledi.

2010’da rekolte rekoru kırıldı

Yağlık bitkiler tarımının rekolte açısından büyük oranda iklim şartlarına bağlı olduğuna işaret eden Yayalar, “Ağırlıklı olarak Trakya Bölgesi’nde ekilen ayçiçeği bir yazlık bitkidir ve bölgede sulama imkânları çok sınırlıdır. Bu bakımdan rekolte yaz aylarında alınan yağışa göre şekillenmektedir” dedi. 2010 yazının bu açıdan çok olumlu geçtiğini kaydeden Yayalar, rekoltede rekor kırılarak bir milyon tona ulaşıldığını ifade etti.

Yayalar, dünya piyasalarında ham yağ fiyatlarının 2010 yılının ilk yarısında, ayçiçek yağında 900 dolar gibi düzgün bir seyir göstermişken ağustos ayından itibaren hızla yükselmeye başladığını ve yıl sonunda 1300 doları aştığını söyledi. 2011 yılının ilk dört ayında ufak artışlarla bu seviyenin korunduğunu belirten Yayalar, şunları söyledi:

“Görünen odur ki; petrol fiyatlarının da etkisiyle bu seviyeler yıl boyunca korunacak. Bu yıla mahsus sıfır olan indirilmiş Gümrük Vergisi ile yapılan ithalatlar tamamlanmak üzere. Yerli üretim ve ithalat toplam olarak göz önüne alındığında, yeni hasat dönemi olan eylül ayına kadar olan talebi karşılamayacaktır. Bir miktar açık olması olasıdır. Bu durumda, yapılacak ithalatta tohumda yüzde 27 (yağda yüzde 36) vergi uygulanacaktır. Dış fiyatların sağlam olduğu dikkate alınırsa böyle bir durumda yağ fiyatlarında yüzde 12-15 artış kaçınılmaz olacaktır.”

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM

trotec
 

BENZER BAŞLIKLAR


REKLAM


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.