MSM Gıda Kontrol Laboratuvarı akreditasyon hedefine ulaştı

laboratuvarGıda sektöründe çalışan tüm kurum, kuruluş ve firmalara iyi laboratuar uygulamasını ilke edinerek 2006′dan bu yana hizmet veren Özel MSM Gıda Kontrol Laboratuarı . 2009 yılı ortalarında TURKAK’tan akredite olarak uluslararası tanınırlık belgesini aldı. Hizmet kalitelerini sürekli artırma yönünde çalışan firma, bu belgenin yanı sıra KOSGEB ve TSE’nin tedarikçi laboratuvarı olarak da hizmet veriyor. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerindeki en kapsamlı akredite özel laboratuvarı olan MSM, bu yıl içinde bir de ambalaj laboratuvarı kurmaya hazırlanıyor.

Gıda kalite kontrol analizleri yapmak üzere Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Koruma Kontrol Genel Müdürlüğü’nden yetkilendirilerek 2005′te faaliyete başladıklarını belirten Özel MSM Gıda Kontrol Laboratuarı ve Dan. Hiz. Tic. AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Kubilay, bin 500′den fazla analiz için faaliyet izinleri bulunduğunu açıkladı. Yaptıkları analiz çeşitliliği ve kapasiteleri açısından en kapsamlı ve güvenilir gıda kalite kontrol laboratuvarlarından biri olduklarını dile getiren Kubilay, “2009 yılı ortalarında TURKAK’tan akredite olarak uluslararası tanınırlık belgesini aldık. Bu belgenin yanı sıra KOSGEB ve TSE’nin tedarikçi laboratuvarıyız. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu ve Akdeniz bölgelerindeki en kapsamlı akredite özel laboratuvarıyız. Bu yıl içinde bir de ambalaj laboratuvarı kurmaya hazırlanıyoruz” dedi.

Gıda ithalat-ihracatında ve yerli üretimde akredite laboratuvarların önemli bir yer tuttuğuna dikkat çeken Kubilay, “Kullanılan pestisitlerden doğan kalıntı riski ithal ettiğimiz gıdalardan çok kendi üretimimizde görülüyor ve halk sağlığını tehdit ediyor” diye konuştu. Yasak zirai ilaçların kullanımı, pestisitlerin gereğinden fazla kullanımı, ucuz ithal zirai ilaçların tercih edilmesi, ilaç uygulamasından sonra kalıntının uygun seviye altına inmesi beklenmeden ürünün toplanarak satışa arz edilmesi nedeniyle ürünlerde çeşitli kalıntı sorunlarıyla karşılaşıldığına değinen Kubilay, bazı pestisitlerin insan sağlığını olumsuz etkilediğini hatırlattı. “Pestisitlerin en tehlikeli etkilerinden biri de alt beyin bölümüne yerleşerek solunum kontrol mekanizmasını tahrip etme etkisidir ki bu durum ölümle sonuçlanabilmektedir” diyen Tarık Kubilay, “Sistemik yapıdaki zirai ilaçlar meyve sebzelerin sadece kabuğunda kalmayıp iç kısmına da geçer. Bu sebeple, kabuğun soyulması veya yıkanması kalıntının insana geçmesini önlemek anlamında hiçbir fayda sağlamaz” açıklamasında bulundu.

‘İthal ürünlerde de sorun yaşanabilir’

Pestisit kalıntılı gıdaların halk tarafından tüketimini önlemek için gıdaların son teknolojik cihazlar ile akredite olmuş laboratuarlarda tüketiciye arz edilmeden önce kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Tarık Kubilay, Avrupa’da bu kontrollerin bin kişi başına 5 analiz hedefi konularak yapıldığını bildirdi. Kubilay, “Bu da örneğin Mersin için, nüfusu 1 milyon kabul edersek, Avrupa standartlarında yılda 5 bin analize denk gelmektedir” diye konuştu. Yalnızca üretilen ürünlerde değil ithal girdi ürünlerde de sorun yaşanabileceğine dikkat çeken Kubilay, “Yerli üretim için gösterilmesi gereken titizlik, ithal gıdalarda da gösterilmeli. İthal edilen birçok gıda ürünü herhangi bir analize tabi tutulmadan kontrol kaşesi vurularak ülkemize giriş yapıyor. İhracat yaptığımız ülkeler bizim gönderdiğimiz gıda ürünleri için her 20-30 tonda 1 kontrol yaparken, biz ithal ettiğimiz gıda ürünleri için bir gemi üründen sadece 1 numune almak suretiyle laboratuvarlarımızda kontrol ettirerek ürünün ülkemize girmesine izin veriyoruz. 1 numunenin 1 gemi dolusu ürünü temsil edebilirliği şüphelidir” bilgisini verdi.

‘Bölge ihracatının önünü açtık’

Haziran 2008′de Rusya’nın Türkiye’den başta domates olmak üzere meyve sebze ihracatını durdurma kararı aldığını hatırlatan Tarık Kubilay, “Bu krizin çözümü amaçlı Rusya ile imzalanan protokolde her iki ülkenin de belirlenen standartlara uygun kalite ölçümü yapabilecek donanımda laboratuvarlar kurması ve mevcut laboratuvar şartlarını iyileştirmesi kararı alınmıştı. Bahsi geçen dönemde Mersin, Adana ve Hatay’da, belirlenen standartları sağlayacak bir kamu veya özel laboratuvar bulunmamaktaydı. Bu standartların kontrolü yapılmadan da Rusya Türkiye’den ihracatı kabul etmiyordu. Böyle bir ortamda, Özel MSM Gıda Kontrol Laboratuvarı olarak yüksek meblağlarda yatırım gerektiren teknoloji ve cihaz ihtiyaçlarımızı tamamlayarak bölge ihracatımızın önünü açtık” dedi. Yaptıkları çalışmalarla kendilerini sürekli yenilediklerini ifade eden Kubilay, ambalaj laboratuvarı kurarak büyümelerine devam edeceklerini söyledi.

Yorum yapabilirsiniz.

REKLAM


Diğer Başlıklar


roportaj
e pazarlamaİşte pazarlama böyle yapılır!

CESA Çiğ köfte’nin pazarlama ve reklam stratejisi diğer firmalardan biraz farklı. Her firmanın yaptığı gibi CESA Çiğ Köfte’de Tv, radyo ve gazetelerde kendi tanıtımlarını yapıyor. Buraya kadar herşey normal, çünkü bu mecralar klasik yöntemlerin dışına çıkmıyor. Fakat pazarlama stratejilerini diğer firmalardan ayıran en büyük özellik medya planlaması konusunda interneti çok iyi kullanıyor olması.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.
Copyright © 2010 Türkiye’nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.