“Markaya duyulan güvenle ciroda yüzde 29 büyüdük”
- Cumartesi, Haziran 12, 2010, 12:50
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Unilever Gıda ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Seçkin, çay sektörüne ‘Lipton’ markasıyla sektöre hizmet veren firmalarının, 2009 yılında ciro bazında yüzde 29 oranında büyüdüğünü belirterek, “Tüketicinin markaya duyduğu güven sayesinde bu dönemde Türkiye’deki çay pazarının kaydettiği büyümenin iki katı kadar büyüdük” dedi. Özelde firmalarının ve genelde Türkiye çay pazarının kriz döneminde büyümesini kültürel yapıya bağlayan Seçkin, “Bunun önemli sebeplerinden biri, kriz döneminde insanların evde vakit geçirmesine bağlı olarak daha çok çay tüketmesi” diye konuştu. Lipton’un Türkiye pazarına 1986 yılında girdiğini dile getiren Seçkin, markaya yapılan yatırımlar ve yenilikçi yapıları sayesinde bu noktaya geldiklerini vurguladı.
Yenilikçi olma geleneğinin 2009 yılında da sürdüğünü anlatan Seçkin, “Bu dönemde Türk damak tadına uygun olarak ürettiğimiz ve ekonomik açıdan avantajlı bir ürün olan ‘Lipton Doğu Karadeniz’ adıyla bardak ve demlik poşet çayları portföyümüze ekledik. Böylece kriz döneminde fiyat noktasında tüketiciye kolaylık sağladık. Ayrıca sağlıklı yaşam trendini takiben yeşil çay kategorimize bir ürün, bitki çayı kategorimize de elmalı ıhlamur lezzetini ekledik” ifadesini kullandı. “Türkiye pazarında tüm dünyada olduğu gibi yeni pazarlar yarattık”diyen Seçkin, bardak ve demlik poşet çay pazarında rakiplerinden önde olduklarını görüşünde. Ayrıca toplam çay pazarında özel sektörün lider markası olduklarını söyleyen Seçkin, 2009’da kaydedilen büyüme rakamlarını artırma hedefiyle hem pazarlama hem de ürün geliştirme faaliyetlerinin devam edeceğine işaret etti.
“277 noktadan çay alıyoruz”
Lipton’un çay alımını Karadeniz Bölgesi’ndeki 277 değişik noktadan gerçekleştirdiği bilgisini veren Seçkin, yaklaşık 14 bin 500 çay üreticisinin mahsulünü Türk damak tadına göre işlediklerinin altını çizdi. Firmalarının üretim süreçlerine de değinen Seçkin, “Çeşitli bahçelerden toplanan yaş çaydan üretilen kuru çay, tadım uzmanlarının kontrolünden geçtikten sonra tat, koku ve renk kriterlerine göre tasnif ediliyor. Daha sonra Kenya, Endonezya ve Seylan’dan getirilen meşhur çaylarla harmanlanıyor. Bu harmanlardan alınan örnekler düzenli olarak Pazar’da ve İngiltere’deki Lipton laboratuarlarında kalite ve tat kontrolünden geçirildikten sonra Rize’deki harmanlar paketlenmek üzere fabrikaya gönderiliyor. Tuzla’daki Besan tesisimizde ise siyah, yeşil, bitki ve meyve çaylarımızın harmanlamasını ve paketlemesini gerçekleştiriyoruz” açıklamasını yaptı.
Lipton’un dünya genelinde 120 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu sözlerine ekleyen Seçkin, 150’yi aşkın ülkede faaliyet gösteren bir markanın parçası olduklarına değindi. Bu kapsamda firmalarının çay konusundaki birikimlerini yıllardır pazara yansıttığını anlatan Seçkin, bu anlamda Türkiye’de ilk sayılabilecek birçok üretimde markalarının imzasının bulunduğuna dikkat çekti. Seçkin, “Dünyada poşet çayın yaratıcısı olan Lipton, Türkiye’deki ilk özel sektör temsilcisidir. Bu noktada ‘Türkiye’yi poşet çayla tanıştıran’ marka sıfatıyla, son yıllarda pratikliği nedeniyle tüketiciden daha fazla talep görüyoruz. Bu sayede bardak ve demlik poşet çay kategorilerinde açık ara lider olduğumuz söyleyebilirim. Bunların yanı sıra sağlıklı beslenme konusunda tüketicinin daha özenli olmasıyla birlikte önemi artan bitki ve meyve çayı kategorilerinde, 2005 yılında hızlı bir giriş yaparak, kısa zamanda önemli bir mesafe kat ettik. 2010 yılı itibariyle bitki ve meyve çayları portföyümüz 4 kategori ve 26 çeşitten oluşuyor” şeklinde konuştu.
“Pazarın büyüklüğü 1 milyar TL’yi aştı”
Lipton’un bundan 24 yıl önce Rize’nin Pazar ilçesinde faaliyete geçirdiği fabrikasıyla tüketiciye hizmet vermeye başladığını anımsatan Seçkin, bu tarihten sonra yaptıkları üretimlerle sektörde öncü olabilecek ürünler geliştirdiklerinin altını çizdi. Bu anlamda Unilever’in hem Türkiye’de hem de dünyada yeni pazarlar yarattığını savunan Seçkin, kuruldukları günden bugüne Türkiye pazarına yönelik faaliyetlerini de şöyle özetledi: “1989’da bardak poşet çay, 1990’da ise demlik poşet çay tüketicilerin beğenisine sunduk. 1991 yılında Earl Grey bardak poşet, 1992’de Golden Ceylon demlik poşet, 1993’te ise Golden Ceylon ve Earl Grey dökme çayların lansmanını yaptık. 1994 yılında Artvin’in Arhavi ilçesinde ikinci fabrikamızı hizmete açtık. English Breakfast ve Golden Ceylon poşet çaylarını 1996 yılında Türk tüketicisinin beğenisine sunulmasının ardından, 1998 yılında da Fındıklı’da üçüncü fabrikamızı kurduk. Bugün itibariyle Lipton’un, Türkiye’nin en büyük özel sektör çay markası olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca 2004 yılında da yüzde 100 Türk harmanı Doğu Karadeniz dökme çayının raflardaki yerini almasının ardından, 2005 yılında bitki ve meyve çayları tüketiciyle buluşturduk. Son olarak 2009 yılı Mayıs ayında da Lipton Doğu Karadeniz adıyla bardak ve demlik poşet çayları tüketicinin beğenisine sunduk.” Son olarak 2009 yılı gayri resmi rakamlarına göre çay pazarının büyüklüğünün 1 milyar TL’yi aştığına değinen Seçkin, “Türkiye nüfusunun yüzde 96’sının her gün çay tükettiğini düşünürsek, ülkemizin çay sektörü için önemini daha iyi anlarız. Bu anlamda önümüzdeki günlerde çay sektörünü daha ileriye götürecek, hem çay üreticilerini hem de konu ile ilgili paydaşları mutlu edecek düzenlemeler yürürlüğe girmesiyle sektörün önümüzdeki yıllarda büyümesini sürdüreceğini düşünüyorum” aktarımını yaptı.



