Markasını yaratan köyden Hollanda’ya salça ihracatı
- Salı, Temmuz 5, 2011, 15:40
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Bursa’nın Karacabey, Mustafakemalpaşa, Yenişehir gibi tarımsal üretimin yoğunlaştığı ilçeleri arasında yer alan İnegöl’ün Kulaca Köyü, tarımsal endüstri alanında büyüme yolunda. Uludağ Üniversitesi ile son 2 yıldır sertifikalı ayçiçeği tohumu yetiştirmek için çalışma yürüten Kulaca Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, 400 ton biber salçasını Hollanda’ya ihraç etti. Kooperatif bu yıl bin ton salça üreterek, Kulaca markasıyla ihracatını yüzde 50 artırmaya hazırlanıyor.
Köklü bir geçmişi olan kooperatiflerinin bugün gelinen noktada 270 üyesi ile faaliyetlerine devam ettiğini belirten Kulaca Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ahmet Uğur, serbest piyasa ekonomisi içerisinde kooperatifçiliğin zor olmasına rağmen sahip oldukları bilgi birikimleriyle yol almaya devam ettiklerini söyledi. Türkiye’nin çerezlik ay çekirdeği ihracatının artmasına bağlı olarak İnegöl yöresinde de ayçiçeği ekim alanlarının her geçen gün genişlediğini ifade eden Uğur,” Ürün bölgede oldukça ilgi görüyor. Kooperatif olarak sertifikalı tohum yetiştirilmesi için Uludağ Üniversitesi ile 2 yıldır çalışma yürüttük ve üreticilere yönelik bir de elek kurduk. Üniversite ile olan çalışmalarımızı tamamladık. Bundan sonraki süreçte çalışmalar bakanlık düzeyinde devam edecek. Türkiye’de 150 bin ton civarında çerezlik ayçiçeği üretiliyor. Bunun 100 bin tonu ihraç ediliyor. Bölgede pancar, domates, patates ve biber gibi ürünler ekiyoruz ancak son dönemde bölgenin çerezlik ayçiçeği üretim kapasitesi yıllık 6 bin tona ulaştı.Birkaç firma bölgenin ayçiçeğini almaya başladı”diye konuştu.
Kulaca’nın artık bir marka haline gelerek kurumsallaştığını ifade eden Uğur, “2010′da toplam 700 ton civarında salça imalatı yaptık. Bunun 400 tonunu biber salçası olarak işledik ve Hollanda’ya ihraç ettik. Geri kalan 300 tonu da domates salçası yaptık” diye konuştu. Şimdilik sadece Hollanda’ya ihracat gerçekleştirdiklerini aktaran Uğur, bu yıl bin tonluk üretimi geçmeyi planladıklarını ve bunun 500–600 tonunu ihraç etmeyi hedeflediklerini kaydetti. Uğur, bu amaca yönelik yeni anlaşmalar yaptıklarına ve üreticilere tohum ve fide desteği sağladıklarına değinerek, “2011′de beklenmeyen bir durum olmadığı takdirde üretimimizi de ihracatımızı da en az yüzde 50 artırmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
Kooperatifler birleşerek güç birliği yapmalı
Kooperatif olarak her zaman yenilikten yana olduklarını belirten Uğur, “Çiftçinin para kazanması için yeni ürünlere yönelmesi gerek. Eskilerden kalma kiraz veya elma üretimi artık işçiliğini bile kurtarmıyor. Ancak yeni çeşitlerin üretimi yapılırsa aynı tarladan daha fazla gelir elde edilir. Son dönemde mor domates, napolyon cinsi kiraz, yediveren cinsi çilek gibi ürünlere çiftçiler yönelmeye başladı. Biz örneğin bu yıl mor domates ektik. 2–3 yıldır da bilindiği üzere tropikal bir meyve olan pepino ekiyoruz. Bu alanda öncü olmaya gayret gösteriyoruz. Bence kooperatiflerin birleşerek sermayelerini bir araya getirmeleri ve güç birliği yapmaları gerek” açıklamasını yaptı.
Kırsalda tarım dersleri şart
Kulaca Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ahmet Uğur, tarımda bilgi düzeyinin her geçen gün eksildiğini, sekiz yıllık eğitim sürecinde kırsal kesimde bir saat dahi tarım dersinin olmadığını belirterek, “Ziraat meslek liseleri de kapatılınca ara elaman açığı daha da büyüdü.Ülkenin yüzde 30′u tarımdan geçimini sağlıyor ancak yeterli ara eleman yok. Üstelik sayı her geçen gün düşüyor ve git gide tarım büyük bir zafiyete uğruyor. Ürün planlaması yapılmıyor ve buna bağlı olarak da istikrarsız fiyatlar oluşuyor.
Bir yıl önce fazla ekilip tüketilmeyen ve fiyatı düşen ürünler ertesi yıl ekilmiyor. Vatandaş çoğu zaman hangi ürünü ne kadar ekeceğini bilmiyor. Kırsalda tarım dersleri şart” diye konuştu. Sektörde teşvik verilirken alt yapıya dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Uğur, “Teşvik gerçekten ehline verilmeli. Bugün gelinen noktada çiğ süt alım fiyatları düşüyor ancak raftaki sütün fiyatı düşmüyor. Sektörün örgütlenmesi de oldukça cılız. Türk çiftçisinin eğitiminde ve bilgisinde zafiyet var. Bu da üretimle kaliteyi olumsuz etkiliyor ve dünya piyasalarında rekabet gücümüzü azaltıyor” dedi.



