Limon sandığı ile işe başladı, şimdi dünyaya açılıyor
- Cuma, Kasım 13, 2009, 16:40
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Akhisar’da limon sandığından oluşturulan dört masayla faaliyete başlayan Köfteci Ramiz, bugün sayısı yeni açılacak beş şubeyle birlikte 52’ye ulaşacak, büyük bir restoran zinciri haline geldi. 1938 yılında günlük 15 kilo köftenin zor satıldığı Köfteci Ramiz’de, şimdi günde 2 bin kilo köfte satılıyor.
Akhisar’da Ramiz ve Rasim Taşkınlar tarafından 1928 yılında, limon sandığından dört masa, birkaç tabak ve beş çatal, bıçakla faaliyete geçen Köfteci Ramiz, bugün İstanbul’da açacağı beş şube ile şube sayısını 52’ye çıkarmaya hazırlanıyor. Köfteci Ramiz tabelası altında 50 milyon TL ciro yapan Köfteci Ramiz, et işleme, zeytin ve zeytinyağı üretimi gerçekleştiren üç tesisiyle, ‘sağlam’ olarak nitelendirdiği altyapısına güveniyor.
Köfteci Ramiz’in tarihsel gelişim öyküsü, savaştan yeni çıkmış Türkiye ekonomisinde, zorluklarla sürdürülen yaşam mücadelesinin örnekleriyle dolu. Ramiz Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Taşkınlar, bu öyküyü şöyle anlattı: “Babam ve amcam iki öksüz kardeş. Babaları Çanakkale savaşında esir düşünce, yanlarına babaannelerini de alarak Makedonya’dan, önce Alaçatı’ya, sonra Adapazarı ve İstanbul’a göç ederler. İstanbul’dan sonra Akhisar’da meyhane işleten amcalarının yanına gelip, burada lokantacılığı öğrenirler. İki kardeş savaş yıllarından yeni çıkmış Türkiye’de, inanılmaz yokluk içindedir. Birkaç tabak, beş çatal ve limon sandıklarından dört masayla Akhisar çarşı meydanında Köfteci Ramiz’i açarlar. Genç yaşta kardeşi vefat eden Ramiz, hem kardeşinin anısı hem de dört çocuğunu okutmak için, köfteciliğe tüm gücüyle sahip çıkar. Köfteci Ramiz, 1970 yılında vefat edince çocukları Birol, Birtan, Bircan ve Bülent kardeşler, halen Akhisar çarşı meydanında bulunan işyerini büyütmek için bitişikteki dükkanı satın alır.” Kardeşlerden biri olan Bülent Taşkınlar, hem okuyup hem çalıştıklarını, iki ağabeyinin avukat, birinin jeofizik mühendisi ve kendisinin de işletme mühendisi olduğunu söyleyerek öyküye şöyle devam etti: “Fakat, Hiçbir zaman babamızın mesleğini bırakmadık. Tersine yapmış olduğumuz kariyeri bırakıp, babamızın mesleğini, yani köfteciği tercih ettik. 2000 yılında İstanbul-İzmir Karayolu üzerinde 350 kişinin yemek yiyebileceği dev bir köfteci yeri açtık. Biz burayı açtıktan sonra Köfteci Ramiz isminin bilinirliği arttı. İsmimiz böylece duyulmaya başladı ve ilk şubemizi İstanbul Levent çarşıda açtık.”
Akhisar’da limon sandıklarıyla başlanan köfteci dükkanının, şimdi 52 şubeye ulaşmış bir restoran zinciri haline geldiğini ifade eden Taşkınlar, “Kardeşlerimle bazen geçmişin değerlendirmesini yapıyoruz. Hatırlayabildiğimiz kadarıyla 1938 yılında günlük 15 kilo köfte zor satılırdı. Şimdi ise kurmuş olduğumuz şube zinciriyle günlük 2 bin kilo köfte satıyoruz. 81 yıllık serüvenimizin büyük bir bölümünü tek şubeli küçük bir köfteci dükkanı olarak yaşadığımızdan ülke ekonomisindeki değişikliklerden pek etkilenmedik. Ancak son yıllarda 52 şubeli bir restoran zinciriyle kurumsal bir yapı oluşturduktan sonra, 2008 krizi bizleri olumsuz yönde etkiledi. Buna rağmen kendi sektörümüzde farklı sektörlere oranla yüksek bir büyüme hızı tutturabildik. Eğer, bir restoran zinciriyseniz ulusal ve uluslararası markaysanız ve kırmızı et üzerine çalışıyorsanız, kırmızı ette taze olarak çalışmak size büyük güçlükler çıkarır. Bu güçlüklere rağmen biz, babamızdan bize kalan mirası kendimize ilke edindik” dedi.
Dört kardeş olarak ortaklığı iyi sürdürdüklerine de değinen Bülent Taşkınlar, “Ortaklık kültürünü sağlam oluşturmak gerekiyor. Yaptığınız işe akrabalık veya dostluk gibi ilişkileri karıştırdığınız zaman ticari faaliyet hiçbir zaman uzun sürmüyor. Biz bu nedenle dört kardeş olarak şirket adına almış olduğumuz tüm kararları oy birliği ile alıyoruz. Şirket kültürümüz olarak biz sektörde her zaman taklitlerden kaçındık ve orijinal olmak gerektiğine inandık.. Bunu şirket kültürü haline getiriyorsanız doğal olarak sektörde belli bir konuma geliyorsunuz” diye konuştu.
Et ünitesinde sucuk ve pişmemiş köfte ürettiklerini belirten Ramiz Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Taşkınlar; “Bizim sırrımız, ürünlerimizi kendimiz üretmemiz. 15′e yakın tedarikçi ile çalışıyoruz. En pahalı eti alan firmayız diyebiliriz. Firmamızda veteriner, gıda mühendisi, gıda teknikeri ve 45 yıllık et uzmanlığı olan kasabımızdan oluşan bir ekip, en kaliteli eti seçmek için dolaşıyor. Kendi bahçemizden elde ettiğimiz zeytinleri de butik olarak işliyoruz. Sızma zeytinyağımızı da salatalarda kullanıyoruz” dedi. Tüm şubelerine eti Akhisar’dan gönderdiklerini belirten Taşkınlar “Pişirme teknikleri için oluşturduğumuz operasyon timleri yerinde eğitim vererek personelimizi yetiştiriyor. Yapmış olduğumuz tulumba tatlısı da aranılan tatlılar arasına girdi” diye konuştu.
“İran’da şube açacağız”
Amerika’dan gelen teklifi ‘günlük olarak köfte ulaştıramayız’ diye reddettiklerini vurgulayan Bülent Taşkınlar, “Biz ülkede bilinirliğimizi uluslararası alana taşımak istiyoruz. Gelen teklifleri değerlendiriyoruz. Türkiye’den çıkacak uluslararası markalar arasında olmayı tercih ediyoruz. Bu nedenle görüşmelerimizi en ince detayına kadar değerlendiriyoruz. Gelen teklifler arasında, Yunanistan, Bulgaristan, Romanya, Rusya, Almanya, Kıbrıs, Macaristan, Polanya, Kazakistan, Azerbaycan, Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran bulunuyor. Biz öncelikli olarak Ortadoğu’ya açılmak için İran’ı düşünüyoruz. Yakın zamanda İran’da şube açacağız. İran’da şube açmak isteyenlerle görüşüyoruz. İran’dan sonra Kuveyt’i tercih edeceğiz” dedi.
kobiden

