Hükümet GDO’da yalnız kaldı
- Cuma, Kasım 6, 2009, 10:00
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Geni Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünlerin ithalatına serbestlik getirileceğine dair yönetmelik toplumun geniş kesimleri tarafından itiraz ile karşılanırken hükümet yönetmeliği savunmayı sürdürdü.
Tarım Bakanı Eker, GDO ürünlerle ilgili yönetmelikle, GDO’lu ürünlerin ithalatına izin verilmediğini iddia ederken sivil toplum kuruluşları yönetmeliği skandal ve anayasaya aykırı olarak tanımlıyor. Yönetmelik ile ilgili temel eleştirilerden biri de Gıda Güvenliği Yasası henüz çıkmadan hükümetin böyle bir adım atması.
Eker: Dezenformasyon var
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Genetiği Değiştirilmiş Organizmalı (GDO) ürünlerle ilgili yönetmelikle, GDO’lu ürünlerin ithalatına izin verilmediğini, tam aksine bu tür ürünlerin ithalatının önünün kesildiğini iddia etti. Eker, 26 Ekim 2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve kamuoyunda tartışmalara neden olan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair” yönetmelikle ilgili bir basın toplantısı düzenledi.
Bakanlık konferans salonunda düzenlenen toplantıda konuşan Bakan Eker, söz konusu yönetmeliğin 26 Ekim’de yayımlanmasının ertesi günü bir basın açıklaması yaptıklarını, ardından TBMM’de de yaptığı konuşmada yönetmeliğin amacını anlattığını fakat bazı basın yayın organlarında çok yanlış haberlerin çıktığını söyledi.
Eker, “Amacımız GDO’lu ürünlerin girişi nasıl kontrol altına alınır ve engellenirken, sanki bu ürünlerin ithalatına izin veriyormuşuz gibi bazı basın yayın organlarında haberler çıktı. Kamuoyunda adeta bir dezenformasyon yaşanıyor, spekülasyon yapılıyor” diye konuştu.
Dünyada 20′nin üzerinde ülkenin yaklaşık 125 milyon hektar alanda bu tür üretim yaptığını ve dünyada birçok ülkede bu tür ürünlerin ticaretinin yapıldığını belirten Eker, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı olarak kendilerinin de bununla ilgili bir mevzuat olması için söz konusu yönetmeliği hazırladıklarını kaydetti.
‘Ne yediğimi bilmek istiyorum’
Eker’in yaptığı açıklamalar pek çok sivil toplum kuruluşunu ikna etmedi. TEMA Vakfı konu ile ilgili yaptığı açıklamada “TEMA Vakfı, Genetiği Değiştirilmiş Ürünlerin ülkemize girmesine yasal zemin hazırlayan yönetmeliğin iptali için dava açmaya ve oluşturduğu Bilim Kurulu ile hazırlayacağı bilimsel raporla bu konudaki görüş ve çözüm önerilerini kamuoyu ile paylaşmaya hazırlanıyor” dedi. “Ne yediğimi bilmek istiyorum” başlıklı açıklamasında TEMA, “Yönetmelikle GDO’lu ürünlerin ülkemize girişi serbest bırakılmakta, tüketici satın aldığı ürünlerin içinde GDO’lu ürün bulunup bulunmadığını öğrenmekten mahrum bırakılmaktadır” dedi.
Yönetmeliğe dava açan tek kurum ise TEMA Vakfı olmayacak. Türk Sağlık-Sen, GDO ürünlerin ticaretini düzenleyen Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Yönetmeliği’nin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açtı. Sendika üyeleri ellerinde pankartlar ile hormonlu sebze ve meyvelerle Danıştay önünde toplandı.
Grup adına açıklama yapan Türk Sağlık-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, “Ürünlerin tek faydası bol para kazandırdığı küresel sermayeye sahip büyük şirketleredir” ifadesini kullandı.
Danıştay’a dava açan bir diğer kurum ise Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi oldu. Kurum Başkanı Kemal Özer, GDO’ların, insanlar ve diğer canlıların sağlığını, güvenliğini, geleceğini ve hürriyetlerini tehdit ettiğini dolayısıyla anayasaya aykırı olduğuna dikkat çekti.
Konuyla ilgili açıklama yapan bir diğer kurum ise Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken oldu. Palandöken ,”Halk artık raftan mal almaya korkuyor. Vatandaşın ne yediğini bilme hakkı elinden alınmamalı. Tartışmalar bir an evvel son bulmalı” dedi.
BAŞBAKAN’A SORU ÖNERGESİ
CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan Almanya, Fransa, Yunanistan, İsviçre gibi AB üyelerinin de aralarında bulunduğu 30 ülkede GDO‘lu ürünlerin yasaklandığını belirterek Başbakan Erdoğan’a “GDO konusunda kamuoyu bilgilendirilmeden, üniversiteler, meslek odaları ve ilgili sivil kuruluşların görüşleri alınmadan ve kamuoyunda tartışılmadan, GDO’ya yönetmelikle alelacele meşruluk kazandırılması hangi ihtiyacın ve bilimsel gerekçelerin sonucudur?” içerikli soru önergesi verdi.
AB’de GDO etiketlenmek zorunda
Neredeyse kurulduğu günden bu yana Avrupa Birliği GDO’yu gündeminden düşürmüyor. Bu ürünlere sıkı bir denetim ve etiketleme politikası uygulanıyor. GDO etiketlemesi yapılabilmesi için ilgili ürünün yüzde 0.9 oranında GDO içermesi gerekiyor. AB bu konudaki uygulamalarını 2003′te yürürlüğe giren 1829/2003 sayılı yönetmeliğe göre yürütüyor. GDO içermesine karşın etiketlemeye gidilmeyecek durumlar ise 18.10.2003 tarihli AB Resmi Gazetesi’nde şu şekilde ifade ediliyor: “Bu bölüm, yüzde 0.9 oranından daha yüksek olmayan oranda GDO içeren, GDO’dan oluşan ya da GDO’yla yapılan gıda ürünleri için uygulanmayacaktır.” Yüzde 0.9 oranının aşıldığı durumlarda ise birden fazla malzeme içeren ürünlerde, içindekiler listesinde ‘genetiği değiştirilmiş’ ya da ‘genetiği değiştirilmiş …le üretilmiş’ ifadelerinin ilgili malzemenin hemen arkasından parantez içinde yazılması gerekiyor. Ayrıca malzemenin bir kategorinin ismi olarak gösterildiği durumlarda, ‘genetiği değiştirilmiş … içerir’ ya da ‘genetiği değiştirilmiş …le üretilmiş … içerir’ ifadelerine içindekiler listesinde yer verilmesi gerekiyor. eğer ürün üzerinde “içindekiler” listesi yoksa o zaman ürünün genetiği değiştirilmiş bir ürün olduğu ya da genetiği değiştirilmiş bir maddeyle üretilmiş olduğu etikette açık ve görülür bir şekilde yer almak zorunda.
GDO’lu ürünlerle beslenen hayvanlardan elde edilen et, süt ya da yumurtalar için GDO etiketlemesi yapılmıyor. Ancak AB, GDO’larla ilgili yasal düzenlemeye yönelik yeni bir değerlendirme süreci başlattı. Raporun 2010′un yaz aylarında yayımlanması bekleniyor. AB içinde GDO üretimini yasaklayan 6 ülke ise Avusturya, Fransa, Yunanistan, Macaristan, Almanya ve Lüksemburg. AB, şirketlerin EFSA (Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi) üzerindeki artık gizlenemeyen etkilerin varlığına rağmen, topraklarının yüzde 1‘inden az olan bölümünde, yalnızca bir GDO‘lu mısır türünün ekimine izin veriyor. GDO‘lu ekim alanları 165 bin hektardan 105 bin hektara indirildi. Bu üretimin yüzde 80‘i de İspanya‘da gerçekleştiriliyor.
ÜLKELERDE GDO UYGULAMALARI
* Avustralya: Avustralya’da bazı eyaletler genetiği değiştirilmiş ürünlerin ekilmesine 2003 yılından itibaren yasak getirdi. 2007 sonunda New South Wales ve Victoria eyaletleri yasakları kaldırdı. Batı Avustralya 2008′de yasağı kaldırırken Güney Avustralya’da yasak hâlâ uygulanıyor. Queensland genetiği değiştirilmiş gıdalara 1995′ten bu yana izin veriyor.
* Kanada: Kanada genetiği değiştirilmiş kanolanın dünyadaki en büyük üreticilerinden biri. Ülkenin kuzeyindeki adalardan oluşan Prince Edward Island eyaletinde genetiği değiştirilmiş organizmaların yasaklanması teklif edilmiş ancak kabul edilmemişti. 2008′den bu yana bölgede genetik modifikasyona uğramış ürünlerin yetiştirilmesi hızla artıyor.
* Yeni Zelanda: Ülkede genetiği değiştirilmiş gıdalar ve genetik değişime uğramış canlı organizmalar içeren ilaçların kullanımına izin verilmiyor. Ancak genetik değişime uğramış canlı olmayan organizmalar içeren ilaçların satışına izin veriliyor.
* ABD: Bazı eyaletlerin bazı kentlerinde genetiği değiştirilmiş ürünlerin üretimine izin verilirken bazılarında ise kesin yasak var. Tarım toprakları açısından zengin olan Fresno, Kern, Kings, Solano, Sutter ve Tulare gibi bölgelerde ise GDO uygulamarına izin veriliyor.
* Zambia: Zambia hükümeti genetiği değiştirilmiş tohumların da dahil olduğu biyoteknoloji uygulamalarının faydaları konusunda bilinçlendirme ve eğitim kampanyaları düzenliyor. Ancak toplumda GDO’larla ilgili olumsuz kanı var.
referans



