Fransız şarapçılığı dünyada neden kan kaybediyor?
- Perşembe, Eylül 16, 2010, 11:24
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Son yıllarda Fransız şarapçılığına bir şeyler oldu. Üretim, tüketim, ihracat ve ithalat, şaraba dair sayıların çoğu geriledi. Hiç mi iyi bir şey olmadı? Olmaz mı?
Öncelikle kalite, pazarlama, tüketici tercihlerine öncelik tanıma konularına dikkat etmeye başladılar. Başka türlü yeni dünya ülkeleriyle yarışabilmenin olasılığı yoktu. Yoksa sürekli kan kaybı devam edecekti.
Zaten ülke içinde tüketim sürekli düşmekte. Amaç piyasanın beklentileriyle geleneksel şarap üretimini ortak bir noktada buluşturmak.
Hedeflerinde yüzde 8 dünya şarap tüketimini elinde tutan Çin var. Yeni kuşak şarap üreticileri babaları ve dedeleri gibi kompleksli değiller. Tüketici isteklerine daha kolay boyun eğiyorlar. Yeni dünya ülkelerinin uyguladıkları stratejileri kullanıyorlar. “Biz Fransız şarabıyız, burnumuzdan kıl aldırmayız” anlayışı giderek yok oluyor.
Bazıları kolay içimli dışa dönük şaraplar yapmaya başladı bile. Bazıları apelasyonlarından vazgeçti, hemen hepsi üretimlerini azaltıp kalitelerini yükselttiler. Zaten Avrupa Birliği de bunu zorlayıcı kurallar getirmişti. Fransız şarapçılarının bunu anlaması biraz zaman aldı ama sonunda tüketiciyi dinlemeyi öğrendiler.
Fransız tüketicisi de değişti, artık daha az ama daha kaliteli şarap içiyor. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kişi başına 130 litre olan tüketim bugün 50 litreye düşmüş durumda. Bizde hâlâ 1 litre civarında olduğunu hatırlatmakta yarar var.
Chamarré şirketinin hüzünlü öyküsü bize durumu biraz da olsa göstermeye yetiyor. Chamarré 5 yıl önce kurulduğunda büyük ümitler vaadetmişti.
En büyük 10 şarap kooperatifini birleştirmiş, basit bir konseptle tek bir şemsiye altında sepaj şaraplar üretmeye başlamıştı.
Amaç Şili ve Avustralya şaraplarıyla rekabet etmekti. Ardından borsaya açılan şirket maalesef iflasın eşiğine geldi. Dünya ile rekabette yetersiz kaldı. 100 bin üretici ile Fransız şarapçılığının rekabet açısından öğrenmesi gerken çok şey olduğu anlaşılıyor. Ancak iş hayat memat meselesi olduğundan ‘her yol mübah’ gibi görülüyor. Konyağa buz atmayı öneren konyak üreticilerini de gördükten sonra insan herşeyi beklemeye başlıyor ‘Vahşi Batı’da.
Fransa 10 yıl önce dünya ithalatının yüzde 25’ini gerçekleştirerek dünya birincisiydi. İtalya ve İspanya onu takip ediyordu. Geçen yıl dünya ithalatının yüzde 15’ini gerçekleştirdi ve İtalya ve İspanya’nın gerisine düştü.
Ancak şatış rakamları bu on yıl içinde 5,5 milyar euro’dan 7 milyar euro’ya yükseldi, yani satışları yüzde10 azalırken gelirleri yüzde 20 kadar arttı.
Ülkelerin damak tadları satışlarda rol oynuyor. Örneğin İngilizler az tanenli, meyveli , konsantre ama zarif şarapların peşinde koşuyorlar. Geçen yıl İngilizler Fransız ziraat bakanına mektup yazarak etiketlerden hiçbir şey anlamadıklarını ifade ettiler. Fransa’nın kan kaybının en önemli nedeni de bu zaten. Uluslararası piyasada tüketici teruardan çok sepaj görmek istiyor etiketlerin üzerinde Çünkü bunu daha iyi anlıyor ve ne içtiğini bilmeyi arzu ediyor. Belki şarabın Bordeaux’dan mı Bourgogne’dan mı geldiğini bilmesi ona yetiyor. Sıradan tüketici şarabın geldiği bölgeyi sepajını ve üreticiyi bilmek istiyor fazla karmaşık etiketler onu rahatsız ediyor ve satın alırken zorlanıyor. Chateau Margaux, Mersault, Cote Rotie isimleri ona birşey ifade etmiyor.
İngilizler Fransız şarabı alırken risk aldıklarını düşünüyor artık. Çünkü aynı bölge ve aynı sepajla çok farklı kalitede şaraplar içme riski var.
Bruxelle’de Avrupa Birliği şarapçılık için yeni apelasyon kuralları çıkardı ve Fransız kurallarının zorluklarını ortadan kaldırdı. İyi mi oldu, bunu zaman gösterecek.
Fransa’nın bir diğer sorunu şarap satışlarını elinde bulunduran büyük şirketlerden yoksun olması.
Tabii bir de şarabın sağlıkla ilişkili bilimsel verilerinin ortalığı karıştırması sorunu var. Bugüne kadar şarabın düzenli ve sınırlı miktarda içildiğinde sağlığa faydalı olduğu kabul görüyordu.
Son günlerde bir grup araştırımacı bunun böyle olmadığını, çok az miktarda alınsa bile şaraptaki alkolün bir şekilde sağlığa zarar verdiğini öne sürüyor.
Bu konuda Fransa ayağa kalkmış durumda ve araştırmacıları “Sağlığın Ayetullahları” diye adlandırmışlar bile.
Artık bir kadeh şarapla “sağlığınıza” bile diyemeyecek miyiz acaba?
eurativ



