Ette fiyat düşüşü, sütte kriz endişesi

et - sütHayvancılık sektörü kurban bayramına odaklandı. Bayramda yaklaşık 500 bin büyükbaş ve 2 milyon küçükbaş hayvan kesimi olacağı tahmin ediliyor. Hayvan varlığının azalması nedeniyle kurbanın kesilip kesilmemesinin tartışıldığı bu bayramdan sonra et ve süt piyasasının nasıl etkileneceği merak ediliyor. Her bayramda olduğu gibi bu bayramda da et fiyatının düşmesi bekleniyor. Kesimlerdeki artışa bağlı olarak, bayram süresince tüketimin artması nedeniyle bayramdan sonraki 15-20 gün et talebi büyük oranda düşecek. Kasaplık canlı hayvan, besi hayvanı ve karkas et ithalatının devam etmesi ile karkas et fiyatının 14 – 15 lira seviyesine oturması bekleniyor.

Ette fiyat düşüşü beklenirken, 2011′de sütte yeni bir krizin yaşanacağı endişesi var. Üreticiler çiğ süt üretimindeki artışa rağmen tüketime yönelik önlem alınmadığına dikkat çekerek 2011 Ocak veya en geç mart ayında çiğ süt fiyatının düşmesi ile çok büyük bir krizin yaşanacağını ifade ediyor. Beklendiği gibi sütte 2011′de kriz yaşanırsa bir süre sonra bu beraberinde et krizini de doğuracak.

DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı sütte yaşanması muhtemel krizi önlemek için süt sanayicilerini baskı altında tutuyor. Konya Ereğli’de iki firma çiğ süt aldığı üreticilere fiyatı düşürdüğünü açıkladıktan sonra tarım ve Köyişleri Bakanlığı müdahale ederek bu iki firmadan fiyat düşürmemelerini istedi. Bunun üzerine iki firma süt fiyatını düşürmekten vazgeçti. Ziraat Bankası’nın verdiği sıfır faizli kredi ile çok sayıda yeni çiftlik kuruluyor. Bu çiftlikler çiğ süt üretimine başladığında arz fazlası oluşacak çiğ süt fiyatı düşecek. Bugün baskı altında tutulan süt sanayicileri süt fiyatını düşürecek. Süt fiyatının düşmesi ile süt hayvanları yeniden kesime gidecek. Bu sürecin yaşanmaması için artan çiğ süt üretimine önlem alınması gerekiyor. Önlem olarak masada iki seçenek var. Arz fazlası sütün toplanarak süt tozu yapılması ve okul sütü projesinin başlatılması.

Et için dönüm noktası olabilir

Hayvancılık sektörü için özellikle et fiyatının kontrol altına alınması için kurban bayramı bir dönüm noktası olabilir. Bakanlık bir yandan ithalatla bir yandan da içerdeki kaynaklarla kurban bayramı dönemini sorunsuz atlatmak ve bayram sonrasında da karkas et fiyatının 14-15 lirada oluşmasını istiyor. Bakanlıktan yapılan açıklamalara göre sadece Trakya için 450 bin kurbanlık koyun ithalatı için kontrol belgesi verildi. Trakya’nın şap hastalığından ari bölge olması nedeniyle Anadolu’dan hayvan nakli yasak. Bu nedenle bölgenin kurban ihtiyacı şap hastalığının olmadığı ülkelerden ithalatla karşılanıyor. Ayrıca, EBK’nın ithal ettiği kasaplık hayvanların bir bölümünün de Trakya’da kurbanlık olarak satılması öngörülüyor.

Şaplı ete dikkat

Trakya dışında şap hastalığı yaygın. Türkiye’de 30′u aşkın il şap hastalığı nedeniyle karantina altında. Kurban bayramı süresince hayvan hareketlerinin artması ile şap hastalığının daha da yayılması bekleniyor. Bu nedenle kurban bayramında şaplı et tüketme riski çok yüksek. DÜNYA’nın edindiği bilgiye göre, Trakya’ya kurbanlık olarak ithal edilen koyunların bir bölümü şimdiden kesildi. Et fiyatının yüksek olmasını fırsat bilenler, bayramı beklemeden koyunları keserek piyasaya sürdü.

Süt ile yem fiyatı başa baş noktada

Çiğ süt üreticilerinin en büyük sorunu ise girdi maliyeti. Girdi denilince akla yem geliyor. Yem fiyatı ile çiğ süt fiyatı başa baş noktaya geldiğinde üretici para kazanamadığı için süt ineğini kesime götürüyor. Son bir iki ayda yemin fiyatının yüzde 15-20 oranında artması ile yem ile süt fiyatı başa baş noktaya geldi. Yem üreticileri, hammaddeleri büyük oranda ithal ettiklerini fiyat artışının bundan kaynaklandığını söylüyor. Önümüzdeki günlerde saman, mısır ve kepeğin fiyatının artması bekleniyor. Üretici bir litre süt satarak ancak bir kilo yem alabiliyor. Böyle dönemlerde üretici süt hayvanını kesime götürüyor. 2007-2008′de de böyle olmuştu. Yaklaşık 1 milyon süt hayvanı kesildi. Ette yaşanan krizin temelinde o dönemde süt hayvanlarının kesime gitmesi var. Önlem alınmazsa bir kez daha süt hayvanları kesime gidecek ve bugünden daha büyük bir et krizi yaşanabilir.

Süt tozu ithalatına destek

Hükümet, süt tüketimini artırmak için önlem almak yerine süt tozu ithalatını destekleyici önlemler alıyor. Bakanlar Kurulu’nun 6 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Bazı Tarım Ürünleri İthalatında Tarife Kontenjanı Uygulanması Hakkında Karar”a göre, 31 Aralık 2010′a kadar 2 bin 500 ton süt tozu ve krema, 2 bin ton tereyağının gümrüksüz ithal edilmesine izin verildi. Hububat ihracatçıları birliklerinin yoğun lobi çalışmaları sonucunda alınan bu karar ağırlıklı olarak çikolata ve gıda imalatçılarının dahilde işleme rejimi kapsamında süt tozunu daha ucuza ithal etmelerini sağlayacak. Bu karar çiğ süt üreticilerini olumsuz etkileyecek. Karar Resmi Gazete’de yayınlandığında üreticiler doğrudan süt ithalatı yapılacağı endişesi ile büyük tepki gösterdi. Devletin sağladığı sıfır faizli krediden yararlanarak yeni yatırım yapan girişimciler de süt veya süt tozu ithalatından endişeli olduklarını dile getirdi. Ancak daha sonra anlaşıldı ki, doğrudan çiğ süt ithalatı yapılmayacak 25 milyon litre eşdeğeri süt tozu ithal edilecek.

DTM’nin yürüttüğü bu çalışma Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nda da rahatsızlık yarattı. Bakanlık bürokratları, süt tozu ve tereyağı ithalatının gündeme gelmesinin yatırımcıları ürküttüğünü ve bu kararın zamanlamasının da doğru olmadığını dile getiriyor. DÜNYA’nın sektör temsilcilerinden derlediği bilgilere göre Türkiye’nin yıllık süt tozu ihtiyacı 20 bin ton. Bunun da 17 bin tonu ithalatla karşılanıyor. Bu ithalatın önemli bir bölümü de DİR kapsamında yapılıyor. Bakanlar Kurulu Kararı ile bu ithalatın 2 bin 500 tonluk bölümü gümrüksüz ithal edilecek.

Süt tozu üretiminde karmaşa var

Hükümet bir yandan süt tozu ithalatını desteklerken bir yandan da iç piyasada arz fazlası sütten süt tozu yapılmasını destekliyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın 2008′de yaşanan kuraklık ve çiğ sütün litre fiyatının o dönemde 80 kuruştan 40 kuruşa düşmesi üzerine başlattığı süt tozu üretimine destek uygulaması ilk kez 2009′da uygulandı. Bu yılda devam eden uygulamaya göre, çiğ sütteki arz fazlasını eritmek ve sütün fiyatını belli bir seviyede tutmak amacıyla süt sanayicilerine sağlanan kaynakla sanayiciler piyasadan aldıkları sütün bir bölümünü süt tozu yapacak. Üretilen süt tozu ise gıda imalatçılarına verilecek. Böylece, süt tozu ithalatı yerine yerli üreticilerin çiğ sütünden elde edilen süt tozu kullanılacak. Ancak, üretimlerinde süt tozunu kullanan gıda imalatçıları, Bakanlığın desteği ile sadece 3 bin 500 tonluk süt tozu üretildiğini ve bunun büyük bölümünün de yine süt sanayicileri tarafından kullanıldığını, kendilerine süt tozu verilmediğini ifade ediyor. Çiğ sütteki arz fazlasını eritmeye yönelik en önemli çözüm olarak sunulan süt tozu üretiminin desteklenmesi yönündeki bu uygulama amacına ulaşamazsa süt fiyatının kontrol edilmesi daha da güç olacak. AB süt piyasa düzeni çerçevesinde bu görevi müdahale kuruluşu gerçekleştiriyor. Türkiye’de de geçmişte Süt Endüstrisi Kurumu’nun yaptığı piyasayı regüle etme, düzenleme görevini üstlenecek bir yapının oluşturulması gerekiyor.

Süt tüketiminin artırılmasına yönelik bir başka önemli proje ise okul sütü projesi. Dünyanın pek çok ülkesinde uygulanan proje, Türkiye’de sadece İzmir’de uygulanıyor.

Sütte kriz olursa ete yansıma büyük olur

Bu arada kurban bayramı sonrasındaki gelişmeler merakla beklenirken, hayvancılığa verilen destekler de çığ gibi büyüyor. Ziraat Bankası’nın kullandırdığı sıfır faizli kredinin tutarı 1 milyar lirayı aştı. Ziraat Bankası’nın kullandırdığı kredinin et ve süte yansıması farklı olacak. Besi hayvancılığına yapılan yatırımlar et üretiminin artmasını sağlayarak etteki krizin belli ölçüde çözülmesine katkı sağlayacak. Et ırkı hayvancılık işletmelerinin artması ile uzun vadede süt hayvancılığı üzerindeki baskı da azalacak. Süt hayvancılığına verilen krediler ise, süt üretimini artıracak. Süt tüketimine yönelik önlemler alınmazsa sütte yaşanan arz fazlası üretim sorunu daha da büyüyecek. Üretimin artması ile çiğ sütün fiyatı düşecek. Yem ve diğer girdi maliyetlerinin yükselmesi nedeniyle zaten zor durumda olan süt üreticisi üretimden çekilerek süt hayvanlarını kesime götürecek. 2007-2008 yılında yaşanan krizin daha büyüğü sütte yaşanırsa bunun ete yansıması da çok daha büyük olacak.

Türkiye’nin hayvan varlığı(bin baş)

Yıl Sığır Koyun Keçi

1990 12.173 43.647 11.942

1995 11.901 35.646 9.564

2000 11.054 30.256 7.774

2005 10.069 25.201 6.609

2010* 10.500 21.700 5.100

. 2010 tahmini rakamlardır.

Kaynak : TÜİK, FAO

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM

trotec
 

BENZER BAŞLIKLAR


REKLAM


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.