Erpiliç, Türkiye kanatlı et üretiminin yüzde 11’ini karşılıyor
- Cumartesi, Haziran 25, 2011, 16:13
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Türkiye’de kanatlı et üretimindeki artışa paralel yıllar içinde üretimini düzenli olarak artıran Erpiliç, Türkiye’nin kanatlı eti üretiminin yüzde 11’ini tek başına karşılıyor.
Türkiye’de beyaz et üretiminin yıllar içinde artış kaydettiğini belirten Erpiliç Genel Müdür Yardımcısı Süleyman Öztürk, “1996 yılında 600 bin ton olan kanatlı et üretimi, 2010 yılı sonunda 1 milyon 430 bin ton seviyesine çıktı. Bu da şunu gösteriyor ki üretim her yıl yüzde 5-15 civarında artıyor” bilgisini verdi. Türkiye’de kanatlı et üretimindeki gidişata paralel Erpiliç’in de yıllar için üretimini düzenli olarak artırdığını anlatan Öztürk, “Firmamız, 2003 yılında 64 bin 290, 2004 yılında 74 bin 639, 2005 yılında 86 bin 115, 2006 yılında 84 bin 380, 2007 yılında 101 bin 799, 2008 yılında 125 bin 419, 2009 yılında 131 bin 953, 2010 yılında ise 159 bin ton piliç eti üretmiş bulunuyor. Türkiye’nin kanatlı eti üretiminin yüzde 11’ini karşılayan Erpiliç, üretim tonajı ile de sektörde ikinci sırada yer alıyor” açıklamasını yaptı.
Ağırlıklı olarak Orta Doğu ülkeleriyle ve Türk Cumhuriyetleri’ne ihracat yaptıklarını belirten Süleyman Öztürk, önümüzdeki dönemde Rusya pazarına girmeyi hedeflediklerini bildirdi. Rusya’daki kota sorunu çözülmesini beklediklerini ve devletin vereceği ihracat desteği ile sektörün hızlı bir gelişim göstereceğini söyleyen Öztürk, “2010 yılında yaptığımız beyaz et ihracatı, geçmiş yıllara oranla artış gösterdi. Bunun başında da Irak’a yapılan tavuk eti ihracatı önde geliyor. Bu yıl için 10 bin ton piliç eti ve ürünleri ile 25 milyon dolar ciro hedefliyoruz. Öztürk, 2010 yılında 159 bin ton olan yıllık üretimlerini bu yıl 170 bin tona çıkaracaklarını sözlerine ekledi.
“Sektör kente göçü engelliyor”
Kanatlı sektörünün kırsal alandan kente göçü engelleyen yegâne sektörlerin başında geldiğini dile getiren Süleyman Öztürk, Türkiye’de üretilen 4,5 milyon ton mısırın 2.5 milyon tonunun piliç yemi üretiminde kullanıldığı bilgisini verdi. Bu şekilde tarıma ciddi destek sağlandığının altını çizen Öztürk, sektörde yaklaşık 20 bin kişinin istihdam edildiğini aktardı.
Son yayınlanan GDO yasasından dolayı sektörde, yemli mısır, soya fasulyesi ve ürünleri temininde zorluk yaşandığını aktaran Öztürk, “Türkiye’de üretilen soya fasulyesi, iç piyasa ihtiyacının yüzde 10’unu ancak karşılıyor. Dolayısı ile ihtiyaç olan soyanın yüzde 90’ını ithal olarak karşılamak mecburiyetindeyiz. Ancak Biyogüvenlik Kurlu Kararı ile AB ülkelerine onay almış genleri içeren soya ve ürünlerinin ithalat sıkıntısı çözüldü. Bu karar basitleştirilmiş işlemler kapsamında dört aylık bir inceleme sonrası karara bağlandı” şeklinde konuştu.
“Mısır açığı artacak”
Türkiye’ de mısır stoklarının tükenmek üzer olduğunu söyleyen Süleyman Öztürk, yeni hasat dönemi olan eylül ayına kadar, iç piyasada yem üretiminde mısır yerine buğday kullanımına geçileceğini belirtti. Yeni hasat döneminde ayrıca mısır ekim alanlarının pamuk üretimine kayacağını dile getiren Öztürk, bundan dolayı bu yıl ve önümüzdeki yıl mısır açığının daha da artacağı öngörüsünde bulundu.
Öztürk, “Biyogüvenlik Kurulu, soya fasulyesindekine benzer bir uygulama ile mısırda da basitleştirilmiş işlemle AB ülkelerinde onaylanmış genlere müsaade ederek ithalattaki GDO engelini kaldırması gerekiyor” diye konuştu. Açıklamasında sektöre sağlanan ihracat desteklerinin yetersizliğine de değinen Öztürk, AB ülkelerinde 450 Euro olan ton başına desteğin ABD’de de 400, Türkiye’de ise sadece 76 dolar seviyesinde kaldığını sözlerine ekledi.



