EGİAD panelinde GDO’lu ürünler tartışıldı..

gdoGenetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)’ın Türkiye’ye ithaliyle ilgili tartışmalar son zamanlarda hızla artarken, kimi akademik çevrelerin yaptığı farklı açıklamalar kafaları karıştırmaya devam ediyor.

Ege Genç İşadamları Derneği (EGİAD) tarafından organize edilen ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar’ konulu toplantıda konuşan Sabancı Üniversitesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Görevlisi ve GDO Bilgi Platformu Projesi Koordinatörü Prof.Dr.Selim Çetinel, bugüne kadar birçok alanda genlerle ilgili çalışmaların yapıldığın fakat konu tarıma gelince kimi çevrelerin yaygara koparttığını söyledi. Alanında uzman akademisyenlerin katıldığı toplantıda söz alan Çetinel, günümüz genetik çalışmalarının biyoteknoloji alanında yapıldığını kaydederek, “Buna karşın insanların kafaları bir yerde karışıyor. Hatta biyoteknoloji tanımını, bazı akademisyenler bile anlamıyor. Bu modern teknoloji aslında sağlık, gıda ve hayvancılık gibi birçok endüstri dalında kullanılıyor. Mesela 1980′li yıllarda, daha modern biyoteknoloji ortada yokken, insanlar domuz pankreasından elde edilen insülini kullanıyorlardı. O zaman kimse bir şey demiyordu. Sonra bu teknoloji geldi. Böylece iki tane bakteriyi alıp bunları sentezleyerek, domuzdan elde edilmeyen, fakat doğrudan insan geninin klonlanabildiği domuzsuz ve GDO’lu insülin üretimi gerçekleştirilebildi. Kimse de buna itiraz etmedi. Günümüzde birçok aşı ve enzim hala bu yöntemlerle üretiliyor. Ama iş tarıma geldiği zaman bir yaygaradır kopuyor. Kim koparıyor bunu, tabi çevreci geçinenler” diye konuştu.

İnsanların tarımsal üretimi nostaljik bir iş gibi değerlendirmeye başladığını vurgulayan Çetinel, “Artık öyle bir duruma gelindi ki, ‘insanlar nerede o eski Osmanlı çilekleri?’ diye konuşuyor, sanki hayatlarında böyle bir çilek yemişler gibi. Sonra bu çileklere balık geni aktarılıyor dediğiniz zaman insanlar teknolojiden iyice soğumaya başlıyor.

İnsanların kafasında tarımla ilgili şöyle bir algı var: Tarım, romantik ve nostaljik bir uğraş; dereler akıyor, meyve veren ağaçların altında hayvanlar otluyor gibi. Üstelik bu üretimin insanları besleyeceğini zannediyorlar. Peki kim böyle sananlar? İstanbul’da lüks apartmanlarda oturan bazı akademisyenler” ifadesinde bulundu.

MEKANİZMA AYNI

EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Elmasoğlu, Gazeteci yazar İsmail Uğural ve çok sayıda davetlinin katıldığı toplantıda söz alan Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muzaffer Tosun ise GDO’ları, farklı türlerden alınan genlerin aktarılması olarak tanımladı.

Tosun, “GDO nedir? diyecek olursak, aynı türden değil farklı türden bir genin alınıp aktarılması olarak kısaca özetleyebiliriz. Aslında bakteri, virüs, bitki ve hayvanlardaki protein oluşumu benzer mekanizmayla çalışıyor.

Dolayısıyla biyoteknoloji bunlar arasında gen aktarmayı sağlayan bir sistem olarak karşımıza çıkıyor” bilgisini verdi.ege ekonomisi

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Etiketler:

Yorum yapabilirsiniz.



REKLAM


 

Benzer Başlıklar


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.

Copyright © 2012 Türkiye'nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.