﻿<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkiye&#039;nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı &#187; Röportajlar</title>
	<atom:link href="http://www.gidateknik.com/category/roportajlar/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.gidateknik.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 27 Dec 2011 12:52:37 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Hedef, &#8216;gıda güvenliği&#8217;nde tam üyelik</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/hedef-gida-guvenliginde-tam-uyelik</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/hedef-gida-guvenliginde-tam-uyelik#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 10:00:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah Kaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=7961</guid>
		<description><![CDATA[Röportaj: Mehmet GÜNELİ/ Gastronomi dergisi
Fotoğraf: Banu BEYSÜNGÜ
Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları Derneği TUSİD Başkanı Uğur Atalay, gıda güvenliği konusunda yapılan çalışmalarda TUSİD&#8217;in tecrübelerinden faydalanmak gerekliliğini dile getirdi. Atalay, &#8220;Danışmanlık bağlamında TUSİD&#8217;in devlete katacağı yardımlar çok büyük. Çünkü biz bu işi biliyoruz. Bu işe emek veren firmalar ve sahipleri, çocukluğunu bitirdikleri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-7962 alignleft" title="gıda güvenliği 22" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2010/09/gıda-güvenliği-22.jpg" alt="gıda güvenliği 22" width="220" height="230" />Röportaj: Mehmet GÜNELİ/ Gastronomi dergisi<br />
Fotoğraf: Banu BEYSÜNGÜ</p>
<p>Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İşadamları Derneği TUSİD Başkanı Uğur Atalay, gıda güvenliği konusunda yapılan çalışmalarda TUSİD&#8217;in tecrübelerinden faydalanmak gerekliliğini dile getirdi. Atalay, &#8220;Danışmanlık bağlamında TUSİD&#8217;in devlete katacağı yardımlar çok büyük. Çünkü biz bu işi biliyoruz. Bu işe emek veren firmalar ve sahipleri, çocukluğunu bitirdikleri yaştan itibaren bu işin içindeler&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Atalay ile gıda güvenliği konusundaki AB direktiflerini, Türkiye&#8217;de yürütülen çalışmaları ve TUSİD&#8217;in bu konudaki hedeflerini konuştuk. Kendisiyle birlikte araladığımız bu mesele önümüzdeki dönemde çokça tartışılacak&#8230;</p>
<p>TUSİD&#8217;in önceki dönemlerde de gıda güvenliğine ilişkin çalışmaları olmuştu. Şimdi Avrupa Birliği uyum süreci gündemde&#8230; Gıda Güvenliği konusunda neler yapacaksınız?</p>
<p>Belirttiğiniz gibi önceki dönemlerde TUSİD olarak gıda güvenliğiyle ilgili bir kampanya başlatmıştık. Bazı reklamlar verip broşürler hazırlamıştık. Bizim derneğimizin en önemli sorumluluklarından biri gıda güvenliği. Bu birkaç boyutlu bir iş. Öncelikli olarak insan sağlığını tehdit eden her türlü üründen sektörü ve insanları korumak gerekiyor. Belki korumak için bizim gücümüz yetmeyebilir ama bilgilendirmek bizim görevimiz. Biz insanları, halkı ve kullanıcıları bilgilendirmek adına böyle bir kampanya yaptık. Tabii büyük bütçeler gerektirdiği için yine büyük çaplı bir kampanya olamadı. Elimizden geldiğince yapacağımızı yaptık.</p>
<p>&#8220;Avrupa Birliği ile 13&#8242;üncü fasılı araladık&#8221;</p>
<p>Türkiye Avrupa Birliği&#8217;ne üye olmaya çalışan bir ülke. Bu yolda giderken 30 küsur fasıl var. Bu fasıllardan 13&#8242;üncüsü İspanya&#8217;nın dönem başkanlığının son gününde Türkiye ile açıldı. Türkiye bu 35 tane faslı tamamladığı zaman AB&#8217;ye tam aday ülke konumuna gelecek. Sonraki şartlar Birlik üyelerinin oyları ile belirlenecek. O kısma kadar bu 35 fasıldan biri bizimle yani gıda güvenliği ile ilgili.</p>
<p>Zaten bizim bu üzerinde çalıştığımız bir konu. Bu 30 küsur fasıldan 13&#8242;üncüsü açıldı. Sanırım daha yarıya ulaşılmadı. 2004&#8242;te AB bizimle çalışmalara başladı. 6 senede henüz yarıya gelinememiş. Tabii hedefimiz Avrupa Birliği. Birliğe üye olmasak bile bu kuralları uygulamak bizi ileriye götürecektir. Biz zaten bu çalışmalara başlamıştık. İnsanları daha fazla bilinçlendirmek için çalışmalar devam ediyor.</p>
<p>13&#8242;üncü fasılın içeriğine dönük bilgi verebilir misiniz?</p>
<p>Biz bu faslı inceletiyoruz. Şöyle özetleyebiliriz: Bir gıda ürününün tohumundan en son tüketicinin midesine girene kadar geçirdiği yolculukta bazı hassasiyetler, kritik noktalar var ve o ürünün hayatı bir sağlık bütününden oluşuyor. Tarlada ilaçlanıp tohum olarak üretilmesinde, bir çiftçinin bunu tuttuğu yerden büyük toptancılarda alınıp depolandığı işlendiği yerlere kadar, bu süreçte sağlıkla ilgili noktalar öne çıkıyor. Sonra tekrar depolanması, marketler ve diğer mekânlara dağılması ve nihayetinde eve gelene kadar ki süreci söyleyebiliriz.</p>
<p>&#8220;Gıda güvenliği HACCP&#8217;in çok daha ileri aşamasıdır&#8221;</p>
<p>Aslında biz gıda güvenliğini HACCP&#8217;ten tanıyoruz. HACCP&#8217;te bu konunun bir parçası. Soğuk zincir gereken bir ürün, soğuk hava deposunda hangi şartlarda saklanacak? O soğuk hava deposu nasıl oluşturulmuş? Oraya nasıl nakledilmiş? Gıda güvenliği HACCP&#8217;in çok daha ileri aşamasıdır. Ülkenin toplamındaki tüm gıdaların denetlenmesi, kontrolü ve sağlıklı bir şekilde üretilip son kişiye ulaştırılmasıdır. Mesela bu aralar popüler olan konulardan biri de Rusya&#8217;nın bazı gıda ürünlerimizi iade etmiş olması. Bu ne demek? Biz gıda güvenliğini savunan bir ülkeysek zaten böyle şeyleri konuşmayız. Tohumundan, ilaçlanmasından, içinde kullanılan hormonlara kadar gerekli standartlara uygun olması lazım. Bu bir mecburiyet. Burada devlet bilinçlendirme çalışmasıyla gıdanın üretildiği yerleri önce bilinçlendirecek, sonra denetleyecek.</p>
<p>Denetleme için de ayrı bir sisteme ihtiyaç yok mu?</p>
<p>Mevcut sistemin geliştirilmesi ve Avrupa standartlarına uygulanması gerekiyor. Zaten asıl nokta burası. Çiftçiden başlayarak, restoran işletmecisinden aşçısına kadar ve restoranın bulunduğu standartlara kadar ele alınması gereken bir süreç. Biraz daha örnek verirsek, eskiden ülkemizde beyaz et ya da kırmızı et uygun renkte poliüretan levhada kesilir ve onu kestiğiniz yer ile bunu kestiğiniz yer birleştirilmezdi. Çünkü birini 5 derecede diğerini eksi 5 derecede saklamanız ve bu koşullarda iki tane soğutucu almanız gerekir.</p>
<p>İki günden fazla bir et ürününü saklayacaksanız eksi 10-15, daha fazla saklayacaksanız eksi 25&#8242;de soğuk hava deposu özellikleri bulundurmak gerekiyor. Eğer çok büyük bir işletmeysen bunların arızalarına karşı bir jeneratör bulunduracaksın. Yani altına girdikçe uzun uzadıya detaylı olan şeyler. Biz bunların hepsine işimiz gereği gireceğiz. Biz fast-food zinciri, restoran ile askeriyenin bir üretim yerinde, bir hastanenin üretim mutfağında veya onun dağıtımında, bunların hepsine gireceğiz ve buralara dönük bilgilendirme yapacağız. AB müktesebatına katkı yapabileceğimiz konularda devletle işbirliği yaparak gerek müşterilerimize gerek arkadaşlarımıza ve dostlarımıza bilgilendirme yaparak ilerlemeye çalışacağız. Türkiye çapında baktığınız da arınmış bazı kurumların olması gerekiyor.</p>
<p>Bir de bazı şeylerin abc&#8217;si, oyunun kuralı belli. Bir gıdanın sağlıklı olması için bazı şeyler belli. Nasıl paslanmaz bir çelikte kaç krom kaç nikel olacağı belliyse sağlıklı bir gıdadaki içerikler belli. Yanlış yapanı kontrol edecek, neden yanlış yaptığını söyleyecek, bunu düzelt ya da yapma diyecek, diyebilecek kurumlara ihtiyaç var.</p>
<p>&#8220;Avrupa&#8217;da kurallar belli; biz o noktaya henüz gelemedik&#8221;</p>
<p>Denetlemede yetkililerin, menfaatten arındırılmış olması gerekmektedir. Gıda güvenliği ve insan sağlığı çok önemli. Üretici kullanıcı hata yapıyorsa uyarılmalı; yine hata yapıyorsa cezalandırılmalı ama hata yapmaya devam ediyorsa işletmeyi kapatmaya kadar giden bir süreç başlamalıdır. Avrupa&#8217;da bir restoranı açarken kurallar kitabı vardır. Türkiye&#8217;de 10 sene önce apartmandan izin aldığınız da restoran açabiliyordunuz.</p>
<p>&#8220;Kuralların tamamına uymak zorundayız&#8221;</p>
<p>Şimdi bazı şeyler Türkiye&#8217;de de değişmeye başladı ama yine de Avrupa&#8217;nın geldiği noktada değiliz. Farkındasınızdır, yeni restoranlarda tuvaletler hep alt katta. Müşterinin gördüğü alanlardan bahsediyorum. Tabii ki mutfakta aşçı ve yardımcılarının kullandığı malzeme ve hijyenik koşullar tamamen değişmiştir. Bir bulaşık makinesi şartı getirilmiştir. Hangi şartlarda havalandırma yapılacağı, CE standartları, güvenlik standartları hemen hemen konulmuştur. Bir ilerleme var ve şimdi bu fasıl ile bu işin yüzde 100&#8242;ünü yapacağız.</p>
<p>Eğer AB&#8217;ye girmek istiyorsak kuralların tamamına uymak zorundayız. Siz restoran açmak istiyorsanız koşulları tam olarak yerine getireceksiniz. Bir üretim tesisi, mesela bir tavuk üretim tesisi yapacaksanız, burayı yapmak için şu kadar milyon dolar gerekiyorsa, belirtilen kurallar yerine getirilmediği sürece artık bunlar yapılmayacak. Yani Türk işi &#8216;biz bir başlayalım da sonra tamamlarız&#8217; mantığını devre dışı bırakıp baştan kabul edeceğiz. Kendimizi kandırmayıp bu işi yapacaksak kuralları yüzde 100 uygulamamız gerekiyor.</p>
<p>13. Faslın açılması ve bazı çalışmaların yapılması noktasında devletle TUSİD&#8217;in birlikte yürüteceği çalışmalar olacak mı?</p>
<p>Biz önce müktesebatın tam içeriğine hakim olmaya çalışıyoruz. Yani metni kavramaya çalışıyoruz. Normalde bu şöyle olmalı; devlet demeli ki biz nereden destek alabiliriz? Çünkü bu çok kapsamlı bir şey. Danışmanlık bağlamında TUSİD&#8217;in bu kanunun oluşturulması ve işletilmesinde devlete katacağı yardımlar çok büyüktür. En basit anlamıyla danışmanlık noktasında. Çünkü biz bu işi biliyoruz. Bu işe emek veren firmalar ve sahipleri, çocukluğunu bitirdikleri yaştan itibaren bu işin içindeler.</p>
<p>Biz bir restoranın, catering işletmesinin hangi kaliteden hangi kaliteye geldiğini hangi ürünlerden nerelere, hangi hizmetlere geldiğini en iyi bilenleriz. Bilgi hafızamızda bunların hepsi var. Avrupa Birliği&#8217;nin de istediklerini aşağı yukarı biliyoruz. Buna tam olarak hakim olduğumuz vakit bu işin uzmanı olacağız ve danışmanlık hizmetini vereceğiz. Mesela süt ve et üreticilerinin bağlı oldukları uzmanlık gerektiren yerlerden de danışmanlıklar alınabilir. Çeşitli komiteler oluşturulabilir.</p>
<p>Bu komitelerde biz dağıtımdan sonraki yerlerde, restoran, fast-food, kafeterya, hastane, askeriye ve her türlü endüstriyel mutfağın kullanıldığı yerlerde biz danışman olarak veya bir komite üyesi olarak bu işin planlayıcısı ve kurucusu olabiliriz. Bu işler bittikten sonra da denetleme işi de devletin olacaktır. Bu işin sağlıklı oluşturulmasında biz en önemli fikir sahiplerinden biriyiz. Bu çok yeni bir konu. Biz de endüstri mutfak sanayicileri, üreticileri ve ithalatçıları olarak bu işin içinde olacağız.</p>
<p>Bütün üyelerin konuya hakim olması için bilgilendirme ve eğitim çalışmalarınız sürecek mi?</p>
<p>Hem iç bilinçlendirmeyi hem dış bilinçlendirmeyi toplantılarımızda, gerek CE seminerleri olsun, gerek Avrupa Birliği seminerleri olsun, kendi aramızda bunları yapıyoruz. Yapmaya da devam edeceğiz. Gastronomi&#8217;de yayınlanan gıda güvenliğine ilişkin yazı ve söyleşiler dış bilinçlendirme olduğu kadar aynı zamanda bir iç bilinçlendirmedir.</p>
<p>Biz bunları yapabildiğimiz kadar yapıyoruz ve yapacağız. Tabii ki biz insanlara AB Gıda Güvenliği&#8217;ne ilişkin doğruları öğretirken gidip kendi yanlışlarımıza gözümüzü kapamamız doğru olmaz. Bunları geliştirmemiz dernek olarak bizim görevimiz. Üreticilerin dünya standartlarında üretim yapıp ürünlerini de dünya pazarında satmaları için bir yönlendirme oluşturmak bizim en önemli görevlerimiz arasında.</p>
<p>www.tusid.org.tr<br />
<h3>Diğer Başlıklar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/gemak-gida-endustri-makinalari" title="GEMAK Gıda Endüstri Makinaları">GEMAK Gıda Endüstri Makinaları</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/almanyada-alkol-vergisi-artacak" title="Almanya&#8217;da alkol vergisi artacak">Almanya&#8217;da alkol vergisi artacak</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/pastirma-sucuk-fiyatlari-zamlandi" title="Pastırma sucuk fiyatları zamlandı  	">Pastırma sucuk fiyatları zamlandı  	</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/gea-ariete-serisi-homojenizatorler" title="Gea Ariete serisi homojenizatörler">Gea Ariete serisi homojenizatörler</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/celiklerden-40-ulkeye-helve-ve-recel-ihracati" title="Çelikler&#8217;den 40 ülkeye helve ve reçel ihracatı ">Çelikler&#8217;den 40 ülkeye helve ve reçel ihracatı </a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/hedef-gida-guvenliginde-tam-uyelik/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk şarapları dünyayı fethedecek</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/turk-saraplari-dunyayi-fethedecek</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/turk-saraplari-dunyayi-fethedecek#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Apr 2010 11:20:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>nazlikaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Şarap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=5107</guid>
		<description><![CDATA[Demet CENGİZ BİLGİN
Türk şarapları dünyayı fethedecek
Civitavecchia Kontu, Master of Wine unvanını 1970’te alan John Umberto Salvi, hayranlık duyduğu Türkiye’deki soylu yerel üzümlerle dünya pazarlarına açılmayı önererek, “Muhteşem şarapları kesinlikle yerli asil üzümlerinizle yapabilirsiniz. Hiçbir şüphem yok, Türk şarapları dünya pazarlarını fethedecek” dedi.
YAŞAMINI Bordeaux’da geçiren Civitavecchia Kontu, Master of Wine (şarap uzmanı) John Umberto Salvi, 1959 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-5108 alignleft" title="sarap" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2010/04/sarap.jpg" alt="sarap" width="240" height="279" />Demet CENGİZ BİLGİN<br />
<em>Türk şarapları dünyayı fethedecek<br />
Civitavecchia Kontu, Master of Wine unvanını 1970’te alan John Umberto Salvi, hayranlık duyduğu Türkiye’deki soylu yerel üzümlerle dünya pazarlarına açılmayı önererek, “Muhteşem şarapları kesinlikle yerli asil üzümlerinizle yapabilirsiniz. Hiçbir şüphem yok, Türk şarapları dünya pazarlarını fethedecek” dedi.</em></p>
<p>YAŞAMINI Bordeaux’da geçiren Civitavecchia Kontu, Master of Wine (şarap uzmanı) John Umberto Salvi, 1959 yılında Bordeaux Üniversitesi’nden önolog diplomasını, 1970’te ise Master of Wine unvanını aldı. Harpers, Decanter, La Semana Vitivinicula, Boston Quarterly of Wine, Practical Winery and Vineyard, The Epicurean ve Winelands ve Bordeaux Report gibi pek çok yayına yazan Kont Salvi, hem Bordeaux’da hem de dünyanın pek çok kentinde düzenlenen şarap yarışmalarında jüri başkanlığı yapıyor. İlk kez Türk şaraplarını Masters of Wine Weekend İstanbul etkinliğinde tadan Salvi, “Gelmeyi, ‘Türk lokumu’ şarapları tatmayı dört gözle beklemiştim. Bu etkinlik Türk şaraplarının tanıtımına çok katkı sağladı” dedi. Veritas’ın düzenlediği Masters of Wine Weekend İstanbul etkinliğinde, Türk şarapların tanıma fırsatı bulan Civitavecchia Kontu John Umberto Salvi sorularımızı yanıtladı.</p>
<p><em>Yerli asil üzümlere odaklanın</em></p>
<p><strong>İlk kez Türk şaraplarıyla tanıştınız. Üstelik iki günde 120 tane tattınız. İlk izlenimleriniz&#8230;</strong><br />
- Çok çok iyi buldum. Özellikle kırmızıları. Beyazlar, kırmızılardan biraz daha az iyi. Cabernet, Merlot, Syrah karışımlarıyla mükemmel, hatta dünya klasmanında şaraplar üretildiğini gördüm. Fakat aynı şeyi beyaz ve rozeler için söyleyemeyeceğim. Bazı kupajlarda Syrah oranı düşürülmeli çünkü bu fazla olunca Cabernet ve Merlot aromaları yok oluyor. Zarafetin ve karmalığın kaybı kötü olur. Fazla ekstrakt ve fazla fıçı uygulamasını çok az üretici yapmış ki bu harika bir şey.</p>
<p><strong>Neden harika bir şey?</strong><br />
- Çünkü şarap üretimindeki profesyonelliği gösteriyor. Üreticiler yerli asil üzümlere odaklanmalı. Yüzde 100 Boğazkere ve Öküzgözü kupajları tattık; tam anlamıyla şahaneydi. Bunlardan daha çok olmalı. Muhteşem şarapları kesinlikle yerli asil üzümlerinizle yapabilirsiniz. Üstelik dünyada kimse bu şaraplardan üretmiyor. Eşsiz ve rakipsiz olursunuz. Önolog olarak Türkiye’ye gelmeyi, bağları gezmeyi ve tavsiyeler vermeyi çok isterim.</p>
<p>Tutku ve heyecan etkileyici</p>
<p><strong>Ziyaretinizde sizi en çok ne etkiledi?</strong><br />
- Ziyaretimiz sırasında gördüğümüz misafirperverlik ve cömertliğin dışında bizi en çok etkileyen şey, Türk şarap üreticilerindeki tutku, heyecan ve öğrenme isteğiydi. Hiçbir şüphem yok ki Türkiye ihracat pazarlarını fethedecek. Fakat bir araya gelmeliler, ihracat için birlik kurmalılar, birlikte asılmalılar bu işe. Böylece güçlü olurlar. Bu yüzden yerli asil üzümlerinizi geliştirin. Dünya zaten Cabernet, Chardonnay ve Sauvignon ile dolu. Kimse sizden de bunların aynısını beklemiyor. Şu anda dünya şarap haritasında yoksunuz ama umuyorum ki bizim ziyaretimiz bilinirliği artıracak, ilgileri çekecek. Ve kesinlikle dünya piyasasını fethedeceksiniz. Bundan hiçbir şüphem yok. Üreticiler uluslararası tadım yarışmalarına gönderebildikleri kadar şarap göndersinler. Seçilmiş pazarlarda sırasıyla Türk üreticiler bir grup olarak hareket ederse daha kolay olur.</p>
<p>Yeni dünya, eski üzerinde hakimiyet kuramayacak</p>
<p><strong>Yeni dünya şarapçılığı her geçen gün büyüyor ama bu Fransız şarapları hegemonyasını bitirmeye yeter m</strong>i?<br />
- Fransız şarapları en mükemmel olmaya devam edecek fakat Yeni Dünya’dan iyi kalitede şaraplar da Avrupa’daki muhteşem şaraplarla yerini alacak. Yeni Dünya’nın Eski Dünya üzerinde bir hakimiyet kuracağını, onları geçeceğini sanmıyorum ama bir eşitlik yakalanabilir. Eski de Yeni de üretmeli.</p>
<p><strong>Hangi Yeni Dünya şarap üreticileri gelecekte parlayacak?</strong><br />
- Sauvignon Yeni Zelanda için, Syrah Avustralya, Cabernet, Merlot ve Malbec Şili için&#8230; Tüketim genişlerken hiçbir ülke bir yıldız olarak ortaya çıkmayacak.</p>
<p><em>Yüksek vergiler sektörü balta</em>lar</p>
<p>Türkiye’deki yüksek vergiler, reklamlardaki ve internetten satıştaki sınırlamaları bildiğinizi söylediniz. Dünya pazarlarını fethedecek dediğiniz bir ülkede bu tür sınırlamalar, bu hedeflerin gerçekleşmesini engeller mi?<br />
- Bu sınırlamalara hiçbirine anlam veremedim. Sınırlamaların hiçbir katkısı olmaz ve yüksek vergiler sektörü vurur. Söz konusu uygulamaların anlamı yok ve bunlar kesinlikle büyümeyi baltalar. Türk şarap üreticileri bir araya gelmeli ve hükümeti vergilerin düşürülmesi, liberal reklamlar konusunda ikna etmeli. Üreticiler bir araya gelsin ve otoritelerle tek bir mecra olarak görüşsün.</p>
<p><em>Mantar kapak takıntısı</em></p>
<p><strong> YaPlastik tıpa ya da vidalı kapak şaraba ihanet midir? da şişe yerine plastik ambalajlar, UHT paketler? </strong></p>
<p>Bunlar krizde epey öne çıktı çünkü.<br />
- Hayır bu kesinlikle bir ihanet değil. Plastik ya da alternatif kapama çözümleri hızlı tüketilecek şaraplara uygun. Fakat yıllandırılacak şaraplarda mantar kapama kesinlikle esastır ve özel olarak kullanılmalıdr. Bordeaux’daki üreticilerden plastik kapak alternatifi sunanlar oldu ve tüketicilerin mantardan başka kapama çözümlerini tercih etmediğini gördüler. Bu takıntı tüketiciden kaynaklanıyor.</p>
<p>Bazı hükümetler şarap içenleri ilaç bağımlısı gibi görüyor</p>
<p><strong>Gençlerin şaraba sırt çevirmelerine ne diyorsunuz? Daha çok bira ve  votka içiyorlar. Şarap gelecekte daha az mı tüketilecek?</strong><br />
- Gençlerin yeniden şarap içmesini sağlayacak eğitimi onlara vermek bizim görevimiz. Bu sorunun temelinde anti-alkol lobisi, şarap içenleri ilaç müptelası gibi gören hükümetler var. Ve tabii ki iyi şarapların fiyatları da az içilmenin nedeni. Gelecekte sadece yemeklerle sınırlı kalacağını sanmıyorum. Şarap tekrar moda olacak ve hatta şimdiden aperatif olarak popüler olmaya başladı.</p>
<p>Fransa’nın pahalı kaçması İtalya ve İspanya’ya yaradı</p>
<p><strong>Şarap tüketiminde trendler ne yönde değişti?</strong></p>
<p>Özellikle kriz etkisiyle&#8230;<br />
- Şu anda tüketim neredeyse her yerde biraz geriledi ve tüccarlar fiyatları indirdi. İyi kalitede şarap alacak çok zengin ülkeler ve hatta Rusya bile çok şiddetli bir etkilenme yaşadı ekonomik krizden. Satın almacılar daha ucuz şarapların, uzun vadeli ödemelerin ve daha iyi promosyonların peşine düştü. Fransa’nın pahalı kaçmasından İtalya ve İspanya faydalandı.</p>
<p><strong>Şarap uzmanları terroir ve hava şartlarını dikkate alarak şarapları değerlendirirken, global krizle birlikte fiyat da fazlasıyla öne çıkmaya başladı. Fiyat odaklı tavır sürecek mi?</strong><br />
- Ekonomik kriz fiyatları düşürdü. Fakat bunun şarap değerlendirirken, odaklanılan ögeleri değiştireceğini sanmıyorum. Tüketiciler, en azından ciddi olanları maksimum bilgi isterler. Hava, hasat koşulları, terroir, vs. en çok ilgilendikleri konudur. Sırf şaraplar daha ucuzladı diye bunların değişeceğini sanmıyorum. Değişmesi için bir neden yok. Paranın karşılığını almak, ederini ödemek en önemli kriter olarak kalacak.hürriyet<br />
<h3>Benzer Başlıklar </h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/alkolsuz-asma-bagin-hedefi-suriye-ve-irak" title="Alkolsüz &#8216;Asma Bağ&#8217;ın hedefi Suriye ve Irak">Alkolsüz &#8216;Asma Bağ&#8217;ın hedefi Suriye ve Irak</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/vergi-ayari-ithal-saraba-yarayacak" title="&#8220;Vergi ayarı ithal şaraba yarayacak!&#8221;">&#8220;Vergi ayarı ithal şaraba yarayacak!&#8221;</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/sarapta-otv-sifirlandi" title=" Şarapta ÖTV sıfırlandı"> Şarapta ÖTV sıfırlandı</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/lucien-arkas-begenmedigim-sarabi-satmayacagim" title="Lucien Arkas: Beğenmediğim şarabı satmayacağım ">Lucien Arkas: Beğenmediğim şarabı satmayacağım </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/nevsehirden-dunya-pazarlarina-sarap" title="Nevşehir&#8217;den dünya pazarlarına şarap">Nevşehir&#8217;den dünya pazarlarına şarap</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/turk-saraplari-dunyayi-fethedecek/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pektin jöleye &#8216;teknolojik&#8217; ucuzluk</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/pektin-joleye-teknolojik-ucuzluk</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/pektin-joleye-teknolojik-ucuzluk#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Nov 2009 11:14:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Caner Yoldas</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=3908</guid>
		<description><![CDATA[Üretimini yaptığı lolipop ve pektin jöle şekerini Türkiye ve yurtdışına pazarlayan Arkay Gıda, bitkisel olduğu için talebi artan pektin jöle şekerini seri imal etmek amacıyla kendi makinesini geliştirdi. Üretim hattını modern makineyle hızlandırmak isteyen firmanın ODTÜ Gıda Mühendisliği mezunu ortağı Mustafa Şirzat Şah, Avrupa&#8217;da üretilen makinelerin üzerinde 1.5 milyon Euro fiyat görünce, kendi makinesini tasarlamaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3909 alignleft" title="Pektin jöle" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/11/Pektin-jöle.jpg" alt="Pektin jöle" width="300" height="200" />Üretimini yaptığı lolipop ve pektin jöle şekerini Türkiye ve yurtdışına pazarlayan Arkay Gıda, bitkisel olduğu için talebi artan pektin jöle şekerini seri imal etmek amacıyla kendi makinesini geliştirdi. Üretim hattını modern makineyle hızlandırmak isteyen firmanın ODTÜ Gıda Mühendisliği mezunu ortağı Mustafa Şirzat Şah, Avrupa&#8217;da üretilen makinelerin üzerinde 1.5 milyon Euro fiyat görünce, kendi makinesini tasarlamaya girişti ve 200 bin Euro&#8217;ya mal olacak bir makineyi hayata geçirdi. Projesi için TÜBİTAK&#8217;ın da desteğiyle AB&#8217;den finansman desteği kazanan girişimci işadamı Şah, Aralık ayında üretime sokacağı makine ile günlük 250-300 kilo olan pektin jöle şekeri üretimini 2.5 tona çıkaracak.</p>
<p>Üretimlerini sığır jelatininden değil bitkisel esaslı olarak yaptıklarını bildiren Arkay Gıda Pazarlama ve Dağıtım San. Tic. Limited Şirketi ortaklarından Mustafa Şirzat Şah, helal gıda sertifikası alarak Arap ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu ve diğer pazarlarda büyük miktarda ihracat olanağı bulacaklarını kaydetti. Türkiye&#8217;de reklam şekeri üreten tek firma olduklarını söyleyen Şah, başarı öykülerini KOBİDEN&#8217;e anlattı.</p>
<p><strong>Firmanızın kuruluş hikayesini anlatır mısınız?</strong></p>
<p>1992 yılında sektörde profesyonel olarak çalışmaya başladım. 2 yıl Pınar Et&#8217;de görev aldım. Daha sonra sırasıyla Kipa, Beğendik ve Tansaş&#8217;ta gıda kategorilerinde yöneticilik yaptım. 2001 yılında yaşanan ekonomik kriz ortamında özel işletmelerin ileriye dönük hedeflerinde belirsizlikler oluşunca iki ortaklı olarak ulusal ve global markaların dağıtım ve pazarlamasını yapmak amacıyla kendi şirketimizi kurduk. Elit Çikolata&#8217;nın Ege Bölge Distribütörlüğü&#8217;nü aldık. Daha sonra ortağımın ayrılmasıyla şirketin yönetimini tek başıma üstlendim. 2005 yılında piyasalarda oluşan ihtiyaçlar dikkate alınarak imalat sanayine girdik. Kısa zamanda ulusal zincirler ve yerel marketlerde ürünlerimiz satılır hale geldi. Yine kısa zaman aralığında ihracat bağlantıları yaptık. İzmir Gıda Çarşısı&#8217;nda bulunan tesisimizde üretim ve pazarlama faaliyetlerini sürdürüyoruz.</p>
<p><strong>Gıda mühendisi olarak makine tasarlamak fikri nasıl doğdu?</strong></p>
<p>Kendi markamızın yanı sıra fason üretim de yapıyoruz. Ürünlerimizi başta Fransa, Irak, Azerbaycan olmak üzere birçok ülkeye satıyoruz. Tüm bu faaliyetlerimiz sırasında gördük ki pektin jöle şekerinde arz, talebi karşılayamıyor. Türkiye&#8217;de bu ürün genellikle elle üretiliyor. 2007&#8242;de üretim hattımızda bu ürünün üretimine başladık.</p>
<p><strong>Pektin jöle şekerine talep bu kadar çok mu?</strong></p>
<p>Pektin jöle şekerini Avrupa&#8217;da üreten en büyük rakibimiz Ukrayna&#8217;da bulunuyor. İspanya&#8217;da da üreten firma var. Ancak o firmaların ürünü sığır jelatininden üretiliyor. Biz ise hayvansal değil bitkisel esaslı jöle üretiyoruz. Bizim ürünümüz elmanın kabuğunun hemen altında bulunan bir çeşit karbonhidrat olan elma pektininden üretiliyor. Bizim ürünümüz bitkisel olduğu için talebi hızla artıyor. Ürünümüze helal gıda sertifikası alarak Arap ülkeleri başta olmak üzere Ortadoğu ve diğer pazarlarda büyük miktarda ihracat olanağı bulacağız.</p>
<p><strong>Elle üretimin zorluğu nedeniyle mi seri üretime geçme kararı aldınız?</strong></p>
<p>Pektin jöle üretiminde işçilik, ciddi bir maliyet oluşturuyor. İşte bu nedenle, üretim maliyetini nasıl düşürürüz diye düşündüğümüzde, yurtdışında katıldığımız bir makine fuarında bu ürünü seri üreten bir makine gördük. Ancak makinenin fiyatı 1.5 milyon Euro&#8217;ydu. Kendimiz makine yapabilir miyiz, diye düşündük. ODTÜ Gıda Mühendisliği&#8217;nden mezun olduğumuz için okulda makine tasarımı da yapıyorduk. Basitçe de olsa bu makineyi kendim tasarlarım dedim ve işe koyuldum.</p>
<p><strong>Peki profesyonel destek aldınız mı?</strong></p>
<p>Aslında bu işi önce sanayide makine üreticilerine yaptırmak istedim. Çok sayıda makine üreticisiyle görüştüm. Ancak konuya pek olumlu yaklaşmadılar. ODTÜ ve Ege Üniversitesi&#8217;nde hocalarla çalışmalarımı paylaştım. Yurdışında üretilmiş makinelerin sistemlerini inceledik ve o makinelerden de daha üstün özellikleri olan bir makineyi geliştirmeyi başardık.</p>
<p><strong>Makine ne zaman çalışmaya başlayacak?</strong></p>
<p>Şu anda makinenin parçaları üretiliyor. Aralık ayında makinenin üretime geçmesini planlıyoruz. Pektin jöle şekerini elle üreten firmalar günde 250-300 kilogram üretirken, makinenin devreye girmesiyle biz çok daha az personelle günde 2.5 ton üretim yapabileceğiz.</p>
<p><strong>Makinenin maliyeti ne olacak?</strong></p>
<p>Avrupa&#8217;da bunun benzeri makine 1.5 milyon Euro&#8217;ya satılıyor. Biz ise 200 bin Euro&#8217;ya üretmiş olacağız. Bizim geliştirdiğimiz makine bütün sistemleriyle entegre şekilde çalışacak.</p>
<p><strong>AB desteğini nasıl kazandınız?</strong></p>
<p>Bir arkadaşımın önerisiyle projeyi TÜBİTAK&#8217;a sunduk. TÜBİTAK destekleme kararı aldı ve AB fonlarından yararlanmamızı sağladı. AB fonundan sağlanacak finansman ürünün dolumdan paketleme öncesine kadar süreçleri içeren hatların üretiminde kullanılacak. Makinenin maliyeti 200 bin Euro olacak. Bu miktarın yüzde 75&#8242;i AB fonlarından gelecek. Bu proje yaratıcılığımızı geliştirmemiz için önemli bir deneyim oldu. Bu makineyi tamamladıktan sonra daha farklı makineleri de üretebiliriz. Sosyete şekeri diye tanımlanan lolipop üretim hattı için bir makine üzerinde çalışıyorum. Sosyete şekeri de dünyada ağırlıklı olarak elle üretiliyor. Bu ürünü seri olarak üretecek makinenin projesini hazırlıyorum.</p>
<p><strong>Reklam şekeri üreten tek firmayız</strong></p>
<p>&#8220;Türkiye&#8217;de reklam şekeri üreten tek firmayız. İstanbul&#8217;da Prolin Tanıtım ile ortaklaşa yapıyoruz bu işi. Firmaların logolarının şeklinde şekerler üretiyoruz. İsteyen firmaların markalarını taşıyan ambalajlı şekerler üretiyoruz. Logolu lolipop ve bonbon şekerlerinin tasarımını kısmını Prolin Tanıtım yapıyor. Üretimini de biz gerçekleştiriyoruz. Promosyon ürünleri grubunda çift kulak bonbon, yatay paket bonbon, lolipop, tek renkli özel kalip lolipop, çift renkli özel kalıp lolipop ve paketli şeker gibi ürünler üretiyoruz.&#8221;</p>
<p>kobiden<br />
<h3>Diğer Başlıklar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/domuz-gribi-meyve-sebze-tuketiminde-buyuk-ilgiye-yol-acti" title="Domuz gribi meyve sebze tüketiminde büyük ilgiye yol açtı..">Domuz gribi meyve sebze tüketiminde büyük ilgiye yol açtı..</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/yayla-alabalik-300-kisilik-kapali-restoraniyla-hizmet-veriyor" title="Yayla Alabalık, 300 kişilik kapalı restoranıyla hizmet veriyor ">Yayla Alabalık, 300 kişilik kapalı restoranıyla hizmet veriyor </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/ulker-golden" title="Ülker&#8217;den bol fındık ve fıstıklı çikolata">Ülker&#8217;den bol fındık ve fıstıklı çikolata</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/et-fiyati-12-5-liraya-dustu" title="Et fiyatı 12.5 liraya düştü">Et fiyatı 12.5 liraya düştü</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/dunyada-helal-gidada-2-trilyon-dolar-bir-potansiyelin-bulundugunu-belirtildi-kaynak-httpwww-internethaber-comhelal-gidada-2-trilyon-dolarlik-potansiyel-var-315691h-htmixzz18akfcbhg" title="Dünyada helal gıdada 2 trilyon dolar bir potansiyelin bulunduğunu belirtildi  Kaynak : http://www.internethaber.com/helal-gidada-2-trilyon-dolarlik-potansiyel-var-315691h.htm#ixzz18aKfcBhG">Dünyada helal gıdada 2 trilyon dolar bir potansiyelin bulunduğunu belirtildi  Kaynak : http://www.internethaber.com/helal-gidada-2-trilyon-dolarlik-potansiyel-var-315691h.htm#ixzz18aKfcBhG</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/pektin-joleye-teknolojik-ucuzluk/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Lucien Arkas: Beğenmediğim şarabı satmayacağım</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/lucien-arkas-begenmedigim-sarabi-satmayacagim</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/lucien-arkas-begenmedigim-sarabi-satmayacagim#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 17 Nov 2009 06:13:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Ulusoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Arkas]]></category>
		<category><![CDATA[Şarap]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=3760</guid>
		<description><![CDATA[Sadece Türkiye cirosu 1.4 milyar doları bulan Arkas’ın patronu Lucien Arkas, satın aldığı İdol Şarapları için yurtdışı dahil büyük planlar yapıyor. “64 yaşımda kucağıma bir bebek aldım” diyen Arkas beğenmediği hiçbir şarabı satmayacak. Arkas, 41 şirketi yönetirken şimdi pek çok hobisine de zaman ayırmaya çalışıyor.
TEMMUZ 2004&#8230; Bremen’de Arkas filosuna dahil edilecek 14’üncü gemi Vivien A’nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3761 alignleft" title="lucien arkas" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/11/lucien-arkas.jpg" alt="lucien arkas" width="204" height="268" /><strong>Sadece Türkiye cirosu 1.4 milyar doları bulan Arkas’ın patronu Lucien Arkas, satın aldığı İdol Şarapları için yurtdışı dahil büyük planlar yapıyor. “64 yaşımda kucağıma bir bebek aldım” diyen Arkas beğenmediği hiçbir şarabı satmayacak. Arkas, 41 şirketi yönetirken şimdi pek çok hobisine de zaman ayırmaya çalışıyor.</strong></p>
<p>TEMMUZ 2004&#8230; Bremen’de Arkas filosuna dahil edilecek 14’üncü gemi Vivien A’nın teslim töreni. Geleneklere uyularak geminin üzerinde Mumm şampanya kırılıyor ve Vivien A denize indiriliyor. Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın rahmetli eşinin ismini taşıyan gemiyi Lucien Arkas, oğlu Bernard ve kızı Claire göz yaşlarıyla karşılıyor. Bu duygusal gemi teslim töreninin ardından Lucien Arkas’tan büyük tutkusu olan şaraplar ve şampanyalar üzerine pek çok öykü dinliyoruz. Deniz, kara, demir ve havayolu taşımacılığı ile entegre lojistik hizmetlerinden liman işletmeciliğine, kruvaziyer turizminden bunkeringe kadar birçok alanda 41 şirketi ve 5 bin çalışanıyla faaliyet gösteren Arkas’ın patronu, İdol Şarap’ta yüzde 5 olan hissesini yüzde 65’e çıkararak gizli hobisini profesyonel hayatına soktu. “Şarap, resim, kitap ve bahçeyle ilgilenirken arada 40 şirketi de yönetmeye çalışıyorum ama en büyük hobim işim. Zaman yönetimi ile hepsine yetişebiliyorum” diyen Lucien Arkas ile işin dışındaki yaşamını konuştuk.</p>
<p><strong>Romanee Conti şaraplarını severim</strong></p>
<p><strong>Şaraplara ilginiz ne zaman başladı?</strong><br />
- Şarap zaman içinde, belli bir yaşa gelince gelişti. 35’ten sonra damak tadına daha çok önem veriyor insan. Zaten fazla içirmiyorlar da. Az içer hale gelince beğenmez oluyorsun. Şarap çok sosyal bir içki. Tada tada şarap konusunda geliştim. Her memleketin şarabını tatmaya çalışırım. Fransa, İtalya çok iyi ama bazen ummadığın yerde çok iyi şarap olabiliyor. Avusturya, Macaristan’da beğendiğim şaraplar içtim.</p>
<p><strong>En çok hangi şarapları tercih ediyorsunuz?</strong><br />
- Tadarak bana uygun şarapları öğrendim. İtalyan olarak Chianti ve Valpolicella. Güney Fransa’dan Bandol; Bordeaux’dan Chateau ve yıllara girmeden söyleyecek olursam Saint Emilion, Saint Estephe, Margaux ve Pauillac; Bourgogne’dan Romanee Conti şaraplarını severim. Güney Afrika’nın melez Pinotage üzümü iyidir. Çok bekletmemeli.</p>
<p>Pahalı şarap boğazımda kalır</p>
<p><strong>Mönüdeki en pahalı şarabı mı söylersiniz?</strong><br />
- Aşırı fiyatlı şaraplar güzelse bile içerken boğazımda kaldığı için kaçıyorum. Aşırıya kaçmadan çok iyi şaraplar var. Bir öğlen bir akşam içerim. Sarhoş olmak için şarap içersen şaraba yazık.</p>
<p>Kavda 20 ülkeden farklı şarap var</p>
<p><strong>Kaç yıldır kavınız var ve kaç ülkeden kaç şarap bulunuyor kavınızda?</strong><br />
- 30 yıldır 20 ülkeden şarap var kavımda. Türkiye’de her yeni çıkan her şarabı tadarım. Saymadım ama yüzlerce şarabım var. 1995’te çıkan Kavaklıdere Kalecikkarası’ndan 18 şişe almıştım. Son şişeyi geçenlerde açtım. Gayet iyiydi.</p>
<p>Bağı gördüm İdol’e tutuldum</p>
<p><strong>Neden İdol’ü satın aldınız?</strong><br />
- Bir yıl önce bir dostumun yüzde 5 hissesini devralmıştım. Ortakların toplantısında bağı ilk kez gördüm. Nasıl birini görüp tutulursun ve aklından çıkmaz ya öyle&#8230; Ekrem’e (Demirtaş) “Satmak isteyen yok mu ben talibim” dedim. Satmak isteyenleri o belirledi, kendi hisselerinden de verdi. Oğlumu ve damadımı tadıma götürdüm. Tadımın ardından bağı gösterdim. Yüzüme baktılar. Anlamışlardı, “Sen burayı aldın değil mi” dediler.</p>
<p>Çocuklar Japon, Fransız bahçemi biletli gezmeye açmaya niyetli</p>
<p><strong>Bahçe hobiniz nedir tam olarak?</strong><br />
- Urla’da Fransız bahçe kurdum. Onun yanında İtalyan ve Japon bahçesi de var. 35 dönüm alan üzerinde hepsi. Çocuklar “Bilet kesip burayı insanlara gezdireceğiz” diye şakalar yapıyorlar bana. Bu bahçeleri gezmeyi, oradaki gelişimleri görmeyi seviyorum.</p>
<p>Her açılan haber oluyor pahalısını üretmeyeceğim</p>
<p><strong>Neler yapmak istiyorsunuz? Yurtdışı planlarınız var mı?</strong><br />
- Şaraplar çok güzel ama ben bir üst seviyede bir de makul fiyatlı ama iyi şaraplar olsun istiyorum. Lüks zorlar, altı da ikram etmeye utanırsın. Ortasını bulmak lazım. Benim iddiam şu: Beğenmediğim şarabı satmayacağım. İdol’de fazla çeşit var, azalması lazım. Akılda kalmaz çünkü. Üretimin hepsini Türkiye’de tüketemeyiz. Yeter ki biz Avrupa’da bu içilebilir diye kanaat getirelim. İtalya’da tanıdık bir tadımcıya örnekler gönderdim. Fikrini bekliyorum. Avrupa’da restoran, oteller ve perakende de satış düşünüyorum. Lüks şarap düşünmüyorum. Dünyada kaç şişe pahalı şarap içiliyor ki? Her açılan şişe haber oluyor; düşünün.</p>
<p>Turistler tadım yapacak, adı Metropolis olacak</p>
<p><strong>İdol ismini değiştirecek misiniz?</strong><br />
- İdol şirketin ismi gibi kalacak. Belki o da değişebilir. Metropolis ismini veribilirim. Ana tanrıçanın şehri&#8230; Oraya vakit ayırmak lazım. Ben buna gönüllü oldum. Daha yapılacak çok şey var. Toprak altı mahsen yaptırmak için Fransız ve İtayanlara ihale açacağım. Burası Efes yolu üzerinde. Tadım yeri yapacağım. Pek çok otobüs dursun, turistler Türk şarabı tatsın. İdol daha çok yeni. Ben kucağıma bir bebek aldım. Bakalım neler olacak?</p>
<p>İsmini okuyamadılar Uzanlar’ın ihalesinde Conti’yi ucuza aldık</p>
<p><strong>Uzanlar’ın meşhur şarap ihalesinden siz de bir şeyler aldınız mı?</strong><br />
- Çok sosyetik bir olaydı o. Normal şaraplar 4-5 misli fiyata satıldı. Herkes Petrus falan ismi çok duyulduk şarapları kapıştı. 18 şişe alabildik. Az aldık diye üzüldüm ama sonra Romanee Conti Echezeaux satışa çıktı. Herhalde ismini okuyamadılar diye alan olmadı. 60 dolardan aldık. Normalde 10 katına satılması lazım. Romanee Conti Echezeaux’yu ucuza alınca çok sevindim.</p>
<p>hürriyet<br />
<h3>Benzer Başlıklar </h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/alkolsuz-asma-bagin-hedefi-suriye-ve-irak" title="Alkolsüz &#8216;Asma Bağ&#8217;ın hedefi Suriye ve Irak">Alkolsüz &#8216;Asma Bağ&#8217;ın hedefi Suriye ve Irak</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/turk-saraplari-dunyayi-fethedecek" title="Türk şarapları dünyayı fethedecek">Türk şarapları dünyayı fethedecek</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/vergi-ayari-ithal-saraba-yarayacak" title="&#8220;Vergi ayarı ithal şaraba yarayacak!&#8221;">&#8220;Vergi ayarı ithal şaraba yarayacak!&#8221;</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/sarapta-otv-sifirlandi" title=" Şarapta ÖTV sıfırlandı"> Şarapta ÖTV sıfırlandı</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/nevsehirden-dunya-pazarlarina-sarap" title="Nevşehir&#8217;den dünya pazarlarına şarap">Nevşehir&#8217;den dünya pazarlarına şarap</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/lucien-arkas-begenmedigim-sarabi-satmayacagim/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ülker&#8217;in globalleşme sırrı</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/ulkerin-globallesme-sirri</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/ulkerin-globallesme-sirri#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 05:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hatice Yaprak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=3188</guid>
		<description><![CDATA[Ünlü çikolata markası Godiva&#8217;yı 2007&#8242;de satın alarak Türkiye&#8217;nin global alanda da boy gösteren markalarından biri haline gelen Ülker&#8217;in kurucusu Sabri Ülker, bu yolculuğa 24 yaşında genç bir girişimci olarak başladı. Ülker markalı ilk bisküviyi ürettiğinde büyük olasılıkla hedefi bu değildi ama bugün 7.5 milyar dolar ciroya ulaşan grubunun 200 markası, Amerika&#8217;dan Küba&#8217;ya kadar birçok ülkenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-3189 alignleft" title="sabri ülker" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/10/sabri-ülker.jpg" alt="sabri ülker" width="300" height="200" />Ünlü çikolata markası Godiva&#8217;yı 2007&#8242;de satın alarak Türkiye&#8217;nin global alanda da boy gösteren markalarından biri haline gelen Ülker&#8217;in kurucusu Sabri Ülker, bu yolculuğa 24 yaşında genç bir girişimci olarak başladı. Ülker markalı ilk bisküviyi ürettiğinde büyük olasılıkla hedefi bu değildi ama bugün 7.5 milyar dolar ciroya ulaşan grubunun 200 markası, Amerika&#8217;dan Küba&#8217;ya kadar birçok ülkenin market raflarında yer alıyor. 200 bine yakın dağıtım noktası olan grupta 29 bin 500 kişi çalışıyor. Ana çatısı Yıldız Holding olan grubun yaklaşık 30 şirketi ise Bisküvi ve Çikolata, Gıda ve İçecek, Ambalaj ve Bilişim, Ar-Ge ve Yurtdışı Yatırımlar olmak üzere 4 grupta toplanıyor.<br />
Uzun zamandır rahatsız olan Sabri Ülker artık &#8220;onursal başkan.&#8221; Yönetim ikinci kuşakta, yani oğul Murat Ülker&#8217;de&#8230; Krize rağmen sürekli yeni ürünler çıkaran ve büyümeye devam eden Ülker&#8217;in bugünlere gelmesinde emeği olan yöneticilerden biri ise 30 yıl önce Ülker&#8217;e stajyer olarak giren Şener Astan. Halen Ülker Gıda ve İçecek Grubu&#8217;nda Başkan Yardımcısı olan Şener Astan, Sabri Ülker&#8217;in yıllarca yakın mesai arkadaşı olmuş, onun sağladığı fırsatlarla kariyerinde sürekli ilerlemiş. Astan&#8217;la hem Sabri Bey&#8217;i hem de bir aile şirketiyken dünya çapında bir marka haline dönüşen Ülker&#8217;in stratejisini konuştuk. Gerçek bir Türk markasının başarısının ardında yatan ipuçlarını yakalamaya çalıştık:</p>
<p><strong>Önce Ülker&#8217;in kuruluş öyküsünü sizden dinleyebilir miyim?</strong><br />
Sabri Bey ve ağabeyi rahmetli Asım Bey&#8217;in Ülker fabrikasını kurma tarihi 1944 yılına dayanıyor. Ülker, çok küçük bir üretim kapasite ile kurulmuş. Üretime başladığında piyasadaki rakiplerini geride bırakmak için gerek üretimde gerekse satış ve dağıtımda farklı modeller oluşturmuş. Mesela o günlerde İstanbul&#8217;da üretilen mallar Anadolu&#8217;ya nakliye ambarları ile gönderiliyor, fakat gönderilirken illerin mesafesine göre farklı fiyat listeleri uygulanıyordu. Ülker farklı bir politika uygulayarak Türkiye&#8217;nin her tarafında aynı fiyat politikası başlatmış. Ardından da plasiyer (satış) teşkilatları kurulmuş. Öncelikle İstanbul&#8217;da daha sonra Ankara&#8217;da ve İzmir&#8217;de kurulan bu plasiyer teşkilatları bugüne kadar hala devam ediyor. Bu teşkilat sayesinde Ülker, ürünlerini bakkala doğrudan, kapısına kadar götürerek hizmette farklılık oluşturmuş.</p>
<p><strong>Siz ne zaman Ülker&#8217;e girdiniz?</strong><br />
Benim Ülker ile yolum 1979&#8242;da kesişti. Böylece son 30 yılda Ülker&#8217;de neler oldu, bizzat gördüm. Ondan önceki dönemi de şirketteki büyüklerimizden öğrendik. Ülker&#8217;in merkezi İstanbul&#8217;daydı ama İzmir&#8217;de bir acenteliği, bir deposu o zamanki adıyla acenteliği vardı. Ben de üniversite öğrencisiyken bir satış temsilcisinin yerine yedek satıcı olmuştum. Bu süreçte yöneticiler beni tanıdı. Okuldan sonra hemen teklif aldım. Ve bölge müfettişliğine başladım. İlk yılım İzmir&#8217;de bölge müfettişi olarak geçti.</p>
<p><strong>Ne iş yapardınız bölge müfettişi olarak?</strong><br />
Bölge müfettişi, takımındaki satış temsilcilerini en iyi şekilde yöneterek, bakkal ve diğer müşterilere hizmetin ulaşmasını sağlar, denetlerdi çok kısa tanımıyla. İşe başladığımda Ülker&#8217;de bir çok firmanın yapamadığı farklı uygulamalar gördüm. Mesela bunlardan bir tanesi, bakkal tarama çalışmasıydı. Biz müfettiş olarak bakkalları gezerek İstanbul&#8217;dan gönderilen bir format çerçevesinde hangi bakkalda varız, mevcuduz, yokuz, zayıfız, eksik yönlerimiz neler ve rakipler ne durumda diye incelerdik. Müşteri profili çıkarılırdı.</p>
<p><strong>ELEKTRİK DİREKLERİNİ DENETLERDİK</strong><br />
<strong>Yani bir anlamda müşteri ilişkileri yönetimi yapılırdı?</strong><br />
Evet. Bunu manuel olarak 1979 yılında yapmaya başlamıştık. Bunun yanı sıra Ülker pazarlama ve reklama çok önem verirdi. İlk görev aldığım işlerden bir tanesi İzmir&#8217;deki elektrik direklerinde bulunan ışıklı lambalarımızın sağlıklı çalışıp çalışmadığını kontrol etmek olmuştu. Bunun için bazı akşamlar bana tahsis edilen araba ile elektrik direklerini denetlerdim.</p>
<p><strong>Sabri Bey&#8217;le nasıl ve ne zaman tanıştınız?</strong><br />
İlk tanışmamız İzmir&#8217;e geldiği bir gün oldu. Benimle bire bir görüştü. Daha sonraki gelişlerinde de mutlaka bana da vakit ayırdı, görüşlerimi aldı. Şöyle düşünüyorum; üniversiteyi yeni bitirmiş birisiyim, şirketteki geçmişim 2-3 aylık ama Sabri Bey bir patron olarak geliyor. Sadece nasılsın iyi misin demiyor, şirketin işlerini soruyor, görüşlerimizi soruyor. Bu bizi çok motive ediyordu hakikaten şirkete gönülden bağlamamızın en önemli vesilelerinden birisi olmuştur diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Sabri Bey nasıl bir şirket yaratmak istiyordu? Hedefi bugün olduğu gibi bir dünya markası olmak mıydı?</strong><br />
Sabri Bey yenilikçi bir patrondu. Yenilik yapmak için her zaman hazır olmak gerektiğini düşünüyordu. Hatta &#8220;Her zaman yedek el bombalarınız yeni projeler, yeni ürünler olması gerekir&#8221; derdi kendisi. Dolasıyla Sabri Bey, piyasada çok iyi bilinen çokoprens gibi, çokomilk, çokonat gibi çok farklı ürünleri tüketicinin hem beğenebileceği lezzette hem de uygun fiyatta sunmuş bir işadamı. Dolasıyla o yenilikçilik devamlı olarak büyümeyi getirdi Ülker&#8217;de. Büyüdükçe de şirketimiz daha yeni şeylere bütçe ayırmak ve daha yenilikler yapma şansına kavuştu. Çikolatalı ürünlerin üretimi 1974&#8242;te başladı. 1990&#8242;lı yıllara kadar bisküvi ağırlıklı olan Ülker, çikolatada atak yaptı ve 92-93 yıllarında çikolatada liderliği aldı. Yabancı firmaların rekabetine rağmen de hem ürettiği ürünlerin özelliği, hem satış ve dağıtım gücü sayesinde büyümeye devam etti.</p>
<p><strong>&#8220;Akşama babacığım unutma Ülker getir&#8221; cıngılı Türkiye&#8217;nin reklam tarihinin unutulmazlarından&#8230; Sabri Bey&#8217;in arzusuyla mı yapılıyordu reklamlar?</strong><br />
Ülker&#8217;in bugün dahi kullanılan ünlü cıngılının doğuşu 1971 yılına dayanıyor. Sözleri Nuri Gamsız&#8217;a, bestesi Süyehl Denizci&#8217;ye ait olan cıngıl, önce radyolarda seslendirildi, sonraki yıllarda televizyon reklamlarına uyarlandı. Ülker, televizyonun olmadığı yıllarda radyoyu ve outdooru, outdoor olarak da özellikle ışıklı reklamları çok kullanmış bir firma. Tek kanallı TRT yıllarında yıllık paket anlaşmaları yapan ender firmalardan birisiydi. Hangi saatler ne kadar süreli reklam alacağımızı biz yıllık bildirirdik TRT&#8217;ye.Yani o zaman da önemli bir reklam verendi. Sabri Bey, reklamda tüketiciye sade ve doğru bilgi verilmesini isterdi ve bir de ambalajlı ürünlerimizin doğruyu yansıtmasını isterdi. Yani içindeki ürün ne ise ambalajın üzerinde ve reklamda da aynı görsel hissiyatın oluşmasını. Ben genel müdür yardımcısı olduğumda pazarlama sorumluluğunu da almış bir genel müdür yardımcısı olarak o yıllarda yanlış hatırlamıyorsam 6 ajansla çalışıyorduk.</p>
<p><strong>Ülker muhafazakâr olarak tanımlanan bir şirketti. Belirli bir kitlesi olduğu düşünülüyordu. Şimdi gerçek anlamda dünya şirketi. O dönüşüm nasıl yaşandı, Sabri Bey&#8217;in bu konuda görüşü neydi?</strong><br />
Aslında Ülker&#8217;in müşteri kitlesini ayırmak mümkün değil. Ben öyle düşünüyorum. İşe girdiğim ilk yıllarda satışlarımızın yüzde 95&#8242;i bakkallardan geliyordu. Onlar Ülker ürünlerini satmayı tercih ediyordu. Çünkü Ülker&#8217;in ürünlerinin hızlı satıldığını, her hangi bir iade olmayacağını biliyor ve bundan para kazanıyordu. Dolasıyla Ülker&#8217;i her zaman öncelikli tercih ediyordu. Pazar payının ve büyümenin hızla artmasına bakarsak, bugün de öyle. Ülker hızlı bir organizasyona sahip. Özellikle bildiği alanda gıdada ürün çeşitlendirmesini çok hızlı yaptı. Ürünler çeşitlendikçe de, gençlere fırsat doğdu. Bu gelişme sayesinde yeni kadrolar oluşturuldu. Ülker&#8217;de gençlere verilen önemin de altını çizmek isterim. Bunu hakikaten çok inanarak söylüyorum. Çünkü ben ben 30 yaşındayken genel müdür yardımcılığına terfi ettirildim. Bugün de gençler &#8220;Yeni bir şeyler düşünebilirim. Düşüncelerimi açıklayabilirim&#8221; diyor. Ülker&#8217;in önemli değerlerinden birisi budur.</p>
<p>Ülker bir aile şirketi ama farklı bir yapılanma sözkonusu. Kurumsal bir şirket. Bu da Sabri Bey&#8217;in bir politikası mı?<br />
O da Sabri Bey ve sonra da Murat Bey&#8217;in devam ettirdiği bir politika. Biz hiçbir zaman aile şirketi gibi yönetildiğimizi hissetmedik. Evet yönetim bir aile şirketiydi ama biz geçmiş yıllarda da hissetmedik.</p>
<p><strong>Nasıl hissetmediniz?</strong><br />
Ülker&#8217;in bana göre en önemli özelliklerinden biri, karar alma süreçleridir. Karar verilmeden aile üyeleri ve profesyoneller birlikte tartışır ve sonuçta bir karara varılır. Bu karar alınır ve yürürlüğe konur. Eğer bu kararda bir hata varsa, iyi gitmeyen bir şey varsa hemen bir tedbir alınır. Bence bu, yönetimin her zaman için açık, şeffaf ve profesyonel olduğunu gösteriyor. Çünkü bir karar aldık burada bir hata varsa da değiştiremeyiz diye bir şey düşünülmez Ülker&#8217;de. Ülker&#8217;de bir karar alınır, uygulanır eğer değişmesi gereken tanım varsa hemen hiç vakit geçirilmeden değişir. Geçmişte de böyle, bugün de böyle bu mutlaka tekrar değerlendirilir.</p>
<p><strong>Ülker&#8217;in bir farkı da İstişare Kurulu değil mi? Alev Coşkun, Oltan Sungurlu, Rona Yırcalı, İlter Türkmen gibi isimler var. Bu fikir kime ait?</strong><br />
İstişare Kurulu Murat Bey&#8217;in döneminde başlatılan bir uygulama. Murat Bey değerli yöneticileri, tecrübeli insanları dinleyerek, toplumu tanımak için çok önemli bir adım attı. Her kesimden yönetici var. Ülker&#8217;de her zaman değerli yöneticileri, kıymetli fikirleri dinlemek geleneği vardır. Şirket için projeler bile istişare edilerek uygulamaya yönlendirilir. Bu politikaları da gösteriyor ki aile şirketi kavramı ile aile şirketi gibi yönetim farklı şeyler. Ülker çok kuvvetli bir aile şirketi ama yönetim tarzı bilindik aile şirketi gibi olmadı hiçbir zaman.</p>
<p><strong>İÇECEKTE SPOR İLETİŞİMİ STRATEJİK</strong></p>
<p><strong>Ülker gıdada çok hızlı bir çeşitlenme içinde. Böyle devam edecek mi?</strong><br />
Gıdada özellikle pastorize grubu, çorba grubu, margarin grubu hızlı büyüme içinde. Önce margarin ve yağla başlamıştık 1990&#8242;lı yıllarda, arkasından pastörize geldi pastörize grubu, dondurma geldi. Ülker&#8217;in şöyle bir iletişimi var tüketiciyle. Her zaman bisküvi, çikolata, şekerleme olarak her eve girmiş. Dolasıyla tüketicinin bu konuda bildiği bir marka. Gıda ve pastörize grubunda da tüketici Ülker&#8217;in bu yeni gelişimlerine hep olumlu baktı, sıcak baktı. Olumlu reaksiyon verdi bu da bizim daha hızlı kategorilerde işlerimizi büyütmemizi sağladı. Gıda ürünlerinde Ülker&#8217;in tüketicideki güven duygusu bizim daha cesaretli adımlar atmamızı sağladı. Ve gıdada büyüyerek devam ediyor işlerimiz.</p>
<p><strong>İçecek grubu da hızla büyüyor. Hedefleriniz ne?</strong><br />
İçecek tarafında özellikle gazlı içecek ve meyve suyu tarafında 2003&#8242;den beri varız. 2002&#8242;de Çamlıca Gazoz, 2003&#8242;de Cola Turka ile birlikte gazlı içecek sektörüne adım atmış olduk. Burada da çeşitliliğimizi özellikle arttırarak devam ediyoruz. Sadece kola ve gazozla değil meyve suyu ve diğer içeceklerle birlikte toplam portföyde yenilikler arıyoruz ve geliştiriyoruz kendimizi. Özellikle gazlı içecekte son 2-3 yılda farklı çeşitler yaptık. &#8216;Çamlıca&#8217;mız çok bilindik bir marka. Çok sevilen bir marka. İstanbul&#8217;da halen liderliğini devam ettiriyor.</p>
<p><strong>Uluslararası devlerin yer aldığı cola pazarı zorlu bir pazar. Cola Turka&#8217;nin pazar payından memnun musunuz?</strong><br />
Cola Turca başladığından beri mevcut bir pazar payını koruyarak devam ediyor. Nielsen araştırma şirketinin verilerine göre özellikle İstanbul, Ankara, Bursa gibi şehirlerimiz başta olmak üzere bir çok şehirde ikinciliğini muhafaza ederek devam ediyoruz. Ayrıca süpermarketlerde ikinci durumda. Süpermarketler tüketicinin daha kolay seçme şansı bulduğu noktalar olduğu için buralardaki pazar payı bizim için önemli. Devamlı olarak müşteri ile iletişim halindeyiz. Cola Turka&#8217;da her sene 3 veya 4 tüketici promosyonu yapıyoruz. Son promosyonumuz CD promosyonu oldu. Çok beğenildi çok ilgi gördü, yaklaşık 1 milyon CD&#8217;nin büyük bir bölümü dağıtıldı. Son 4 yılda ağırlıklı olarak spor iletişimini kullandık.</p>
<p><strong>KRİZDE ÇEŞİT ARTIRDIK SATIŞ HEDEFİNİ TUTTURDUK</strong></p>
<p><strong>Sektör olarak baktığımızda nasıl durum? Krizin etkisi ne oldu?</strong><br />
2008 dünya gıda ve alkolsüz içecek pazarı 3.5 trilyon TL&#8217;lik büyüklüğe ulaştı. 2007&#8242;den 2008&#8242;e pazarın ciro büyüme oranı ise yüzde 3,4 olarak gerçekleşti. 2009 tahmini büyüme oranı da yüzde 3,4 olarak öngörülüyor. Bu seneki ekonomik durum sektör olarak çok iddialı büyümeleri ortaya koyacak bir durumda değil. Ama biz bütçelerimizi geçen senenin biraz üzerinde hedefler koyarak yaptık. Şu anda da gerçekleşmeler bütçelerimize paralel olarak gidiyor. Ama önümüzdeki yıllarda inşallah bu hedefler daha da büyüyecektir. Özellikle bizim çeşitliliği artırmamız bütçe hedeflerimizi daha kolay realize etmemizi sağladı. Bundan sonraki projelerimizde de bu çeşitliliği arttırmaya dönük olanlarına daha ağırlık vereceğiz. Mesela son 1-2 yıldır piyasaya giren yeni ürünlerimizden Oranj bunlardan bir tanesi. Oldukça farklı bir ürün. Tüketiciye çok farklı geliyor ve tüketicinin buluştuğu her yerde çok büyük beğeni kazanıyor. Münih&#8217;teydim. Münih&#8217;te özellikle süpermarketleri gezdim, hemen hemen hepsinde Oranj&#8217;ı gördüm. Çok hoşuma gitti. Yani hem dikey hem yatay büyümeyi tercih ediyoruz. Ürün çeşitliliğimizi artırma konusunda AR-GE departmanlarımız devamlı olarak çalışıyor. Her yıl kategoriye göre ciromuzun yüzde 1-3&#8242;ünü Ar-Ge&#8217;ye ayırıyoruz ve 24 kişilik ekibimizle inovatif ürünler geliştiriyoruz.</p>
<p><strong>ŞENER ASTAN KİMDİR?</strong><br />
İzmir&#8217;de doğdu. Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi Mezunu olan Astan, yedek satış elemanı olarak başladığı Ülker&#8217;de 1989 yılında genel müdür yardımcısı oldu. 1996 yılında Atlas Pazarlama&#8217;nın genel müdürlüğü görevine getirilen Astan, Atlas Pazarlama&#8217;dan sonra Gıda ve İçecek Grubu Başkan Yardımcısı oldu. Halen bu görevi sürdürüyor.</p>
<p style="text-align: right;"><em>referans</em></p>
<h3>Diğer Başlıklar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/tekstil-fabrikasinda-mantar-uretiyor" title="Tekstil fabrikasında mantar üretiyor">Tekstil fabrikasında mantar üretiyor</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/icen-bilir-dedi-denizlinin-efesi-oldu" title="&#8216;İçen bilir&#8217; dedi, Denizli&#8217;nin &#8216;Efe&#8217;si oldu ">&#8216;İçen bilir&#8217; dedi, Denizli&#8217;nin &#8216;Efe&#8217;si oldu </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/arbel-83-ulkeye-turk-makarnasi-yediriyor" title="Arbel 83 ülkeye Türk makarnası yediriyor">Arbel 83 ülkeye Türk makarnası yediriyor</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/arbel-ilk-500de" title="Arbel ilk 500&#8242;de">Arbel ilk 500&#8242;de</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/aymar-ramazanda-en-cok-tuketilen-sivi-yag-markasi-oldu" title="&#8220;Aymar, ramazanda en çok tüketilen sıvı yağ markası oldu&#8221;">&#8220;Aymar, ramazanda en çok tüketilen sıvı yağ markası oldu&#8221;</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/ulkerin-globallesme-sirri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Reis Gıda, Amerikaya pirinç ihraç ediyor</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/reis-gida-amerikaya-pirinc-ihrac-ediyor</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/reis-gida-amerikaya-pirinc-ihrac-ediyor#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Aug 2009 11:18:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Zeynep Ulusoy</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Reis]]></category>
		<category><![CDATA[Pirinç İhracatı]]></category>
		<category><![CDATA[Reis Gıda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=2101</guid>
		<description><![CDATA[Dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz nedeniyle bu yıl satışlarının yüzde 32 oranında düştüğünü belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, Ramazan öncesi hareketliliğin de bu yıl yaşanmadığına dikkat çekti. 2009 yılında kendileri için en önemli gelişmenin ABD’ye pirinç ihraç etmek olduğunu vurgulayan Mehmet Reis, yılbaşından bu yana altıncı konteyneri yola çıkardıklarını, ayrıca Baldo [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-2102 alignleft" title="reis gida" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/08/reis-gida.jpg" alt="reis gida" width="300" height="225" />Dünyayı etkisi altına alan ekonomik kriz nedeniyle bu yıl satışlarının yüzde 32 oranında düştüğünü belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mehmet Reis</strong>, Ramazan öncesi hareketliliğin de bu yıl yaşanmadığına dikkat çekti. 2009 yılında kendileri için en önemli gelişmenin ABD’ye pirinç ihraç etmek olduğunu vurgulayan Mehmet Reis, yılbaşından bu yana altıncı konteyneri yola çıkardıklarını, ayrıca Baldo ve Osmancık pirinçlerinin yanısıra Midyat’ın Frig bulgurunu da Amerika’ya tanıttıklarını ifade etti.</p>
<p>Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, bakliyat sektörünün içinde bulunduğu durum ve faaliyetleriyle ilgili olarak sorularımızı yanıtladı:</p>
<p><strong>Firmanız, krizin başgösterdiği 2008 yılını nasıl tamamladı?</strong></p>
<p>2008 yılındaki krizin etkisi 2009’da da devam ediyor. Bizim için önemli olan marka güvenini sarsmamaktı. 2009’un başından bu yana satışlarımızda yüzde 32 civarında bir azalma görüldü. Şu anda Türkiye’de alım gücünün azalmasından dolayı ve özellikle perakende noktalarında ‘en ucuz ürün satılır’ düşüncesiyle satış yapılması, markalı ürün satmanın çok zor olduğunu gösteriyor. Markalı ürün satmak her geçen gün zorlaşıyor. Biz toprağa bağlı ürünler satıyoruz. Biz sadece fiyata göre ürün üretmiyoruz. Hem ev hanımının, hem aşçının aldığını düşündüğümüz için bugün ürün ve satışta kayıplar yaşıyoruz.</p>
<p><strong>Yılın ilk altı ayını nasıl geçirdiniz? Bundan sonrası için beklentileriniz nedir?</strong></p>
<p>Bugün burada çok yoğun bir şekilde ramazan kumanyalarının tedarikini yapmamız gerekiyordu. Ama geçtiğimiz dönemlere baktığımızda, 2008’de başlayan kumanya dağıtımındaki azalmanın 2009’da da devam ettiğini görüyoruz. Biz normalde temmuz ayında yoğun bir çalışma içinde olurduk. Ağustos ayına geldik ancak kumanya satışlarında geçen yıllara göre büyük bir düşüş var. Bizim gibi birçok sektör, ramazan ayını bekler. Fakat, herkes şu anda büyük bir hayalkırıklığı içinde.</p>
<p>Bizim için 2009’da çok önemli iki gelişme oldu; İlki, ABD’ye Türkiye’den Reis olarak ürün göndermemizdir. 1981 yılından beri pirinç ithal ediyoruz. Bu ithalatı kırdık. Amerika’ya Gönen’in ‘Baldo’sunu, Trakya’nın ‘Osmancık’ pirincini gönderiyoruz. Bir de Midyat Mardin yöresinin bulgurunu Amerika’ya gönderdik. Altıncı konteynerimiz de yola çıktı. Bu tür çalışmalarımız bize moral takviyesi oldu. İkinci gelişme de Taşköprü sarımsağının satışına başlamamız oldu.</p>
<p><strong>Amerika dışında başka ülkelere de ihracatınız var mı?</strong></p>
<p>Ben istiyorum ki; Türk çiftçisinin ürettiğini paketleyip yurtdışına satalım. Ama ne yazık ki, biz pek çok ürünü ithal ediyoruz. Tabii ki biz bunları ithal ettiğimizde vergi ödüyoruz. Bu şartlarda yurtdışına ürün satmak çok zor. Benim özellikle üzerinde durmak istediğim konu; Türkiye’deki ürünleri yurtdışına pazarlayabilmek. Sektör olarak biz favori ürünler düşünüyoruz. Özellikle Güneydoğu ve İç Anadolu yöresinde üretilen frig, esmer çiğköftelik gibi ürünlerle, börülce, soya, beyaz nohut gibi unutulmaya yüz tutmuş ürünleri Türk tüketicisi ile buluşturuyoruz. Artık market raflarında bu tür ürünler var.</p>
<p>Tarım, üvey evlat muamelesi gördü</p>
<p><strong>Sizce, pirinç konusunda ithalatın fazla olmasının nedeni ne?</strong></p>
<p>Türkiye bir tarım ülkesi. Ancak 1970’ten sonra Türkiye’de tarım politikalarında maalesef bir gelişme yok. Zaman zaman nohut, fasulye, pirinç gibi ürünleri satın alıyoruz. 1981’den itibaren pirinç ithalatı kronikleşmiş durumda. Ancak 2000 yılında Trakya Tarım Araştırma tarafından geliştirilen Osmancık pirinci var. Birkaç sene sonra pirinç ithalatına gerek kalmayacak diye düşünüyorum. Tarım 2000 yılına kadar üvey evlat muamelesi gördü. Son birkaç yıldır parçalanan araziler hakkında kanun çıktı, damla sulama sistemi devreye girdi. Tek dileğim havza modeliyle ilgili üreticinin bilgilendirilmesi. Dünya tarımın gerçeğini gördü. Açlığın ve ekonomik krizin üstesinden gelebilecek tek sektör tarım sektörüdür.</p>
<p><strong>Teşvik paketlerinde tarıma yer ayrılmaması konusunda ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Baktığınızda tarıma ABD’de 100 milyar dolar, AB ülkelerinde 60-70 milyar Euro civarında destek yapılıyor. Türkiye’nin tarıma desteği 5 milyar dolar civarında. Yani bir yeri ekmeden semeresini göremezsiniz. Ben iddia ediyorum ki, Türkiye’de 20 milyar dolarlık gıda maddesi ihracatı olabilir. Rekabet edilebilir ürün yetiştirmemiz lazım. Türkiye hala bir tarım ülkesi. Tarım amacı dışında alanlarımız kullanılıyor. Su havzalarını korumamız lazım. Çiftçi bugün nasıl ilaçlama, gübreleme yapacağını bile bilmiyor. Fazla gübreleme ve ilaçlama sonucunda ürünlerimiz yanıyor. Çiftçinin hangi toprağa hangi tohumu ekeceğini bilmesi lazım. Verimliliği artıracak çalışmalarla da çiftçiye destek olmak lazım. Benim bir felsefem var, veteriner ne zaman besicinin yanında ahırda, ne zaman ziraat mühendisi tarlada köylünün yanında olursa Türk tarımı hızla ayağa kalkar.</p>
<p><strong>Türkiye’de gıda denetimleri sizce yeterli mi?</strong></p>
<p>Çok başka bir denetim var Türkiye’de. Tarım Bakanlığı bizi denetlesin istiyoruz. Ama birçok bakanlık birden denetliyor bizi. Biz denetlenmekten yüksünmüyoruz. Önemli olan merdivenaltı üretim yapan firmaları denetleyebilmek. Pek çok perakende noktası hileli ürün almaya başladı. Talep varsa, üretim yapılır. Dünyanın neresinde var gıda terörü?  Tüketici de tepkili değil. Ne yazık ki, markalı ürünler daha çok denetleniyor.</p>
<p><strong>Bugün size göre sektörün en önemli sorunu nedir?</strong></p>
<p>Tek yürek, tek ses değiliz. Ayrıca siyasi karar vericiler, sektörü tarıma dayalı sanayi olarak görmüyor. Örneğin biz, 5 bine yakın çiftçinin ürününü değerlendiyoruz. Devlet desteği ve teşviği de almıyoruz. Bugün Taşköprü’de sarımsak fabrikası kurdum. Orada üretilen sarımsaklar ırmaklara dökülüyordu. Şimdi biz bu sarımsakları tüketiciyle buluşturuyoruz. Ürettiğiniz ürünü işleyeceksiniz. Bu çok önemli.</p>
<p>İkinci sıkıntı da,  hileli ürünler ve kayıtdışı çalışmalar. Açıkta satılan ürünlerin daha çok artması ki, fason üretimin artması demek bu. Bu ürünler de  incelenip denetlenmeli. Halkın alım gücünü bilerek sahte ürünlerin satılmasını da engellemek lazım. Biz bugün çok üretirsek, Türkiye gıda güvencesini sağlayan bir ülke olur. Krizin en önemli çaresi tarım sektörüdür.</p>
<p>Hepsinden önemlisi, GDO’lu ürünler arttı. Türkiye bu konuda gardını almalı. Hiçbir sebze ve meyvenin tadı kalmadı. Biz istiyoruz ki, doğal üretim yapılsın. Yapılacak her çalışmanın insan sağlığı ile dost olması lazım.<br />
<h3>Benzer Başlıklar </h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/fiyatlar-yukseliyor-kargasa-cikabilir-acil-onlem-alinmali" title="Fiyatlar yükseliyor, kargaşa çıkabilir, acil önlem alınmalı">Fiyatlar yükseliyor, kargaşa çıkabilir, acil önlem alınmalı</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/obeziteye-savas-acan-reis-gida-bakliyat-tuketimini-ozendiriyor" title="Obeziteye savaş açan Reis Gıda, bakliyat tüketimini özendiriyor ">Obeziteye savaş açan Reis Gıda, bakliyat tüketimini özendiriyor </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kaliteli-urun-satisi-zorlasiyor" title="Kaliteli ürün satışı zorlaşıyor ">Kaliteli ürün satışı zorlaşıyor </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/dunyada-urun-bollugu-bitti" title="Dünyada ürün bolluğu bitti">Dünyada ürün bolluğu bitti</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/hayati-kolaylastiran-urunler" title="Hayatı kolaylaştıran ürünler!">Hayatı kolaylaştıran ürünler!</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/reis-gida-amerikaya-pirinc-ihrac-ediyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahjaz Khan &#8220;Hedefimiz Her Alanda Liderlik”</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/ahjaz-khan-hedefimiz-her-alanda-liderlik%e2%80%9d</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/ahjaz-khan-hedefimiz-her-alanda-liderlik%e2%80%9d#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Aug 2009 18:11:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nazli Kaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ahjaz Khan]]></category>
		<category><![CDATA[Kent Gıda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=2054</guid>
		<description><![CDATA[Ahjaz Khan, 1 milyar dolarlık şekerleme pazarının lider oyuncuları arasında yer alan Kent Gıda’nın yeni genel müdürü. Dünya şekerleme devi Cadbury Schweppes’in Kent’in yüzde 95,6’sını almasının ardından işbaşı yaptı. “Bir kategoride 3’üncü ya da 4’üncü sırada yer alacaksak, bu kategoride hiç faaliyet göstermeyiz daha iyi” diyecek kadar iddialı. Bu amaca yönelik ise faaliyette bulundukları her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-2055 alignleft" title="ahjaz khan" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/08/ahjaz-khan.jpg" alt="ahjaz khan" width="300" height="200" /><strong>Ahjaz Khan</strong>, 1 milyar dolarlık şekerleme pazarının lider oyuncuları arasında yer alan Kent Gıda’nın yeni genel müdürü. Dünya şekerleme devi Cadbury Schweppes’in Kent’in yüzde 95,6’sını almasının ardından işbaşı yaptı. “Bir kategoride 3’üncü ya da 4’üncü sırada yer alacaksak, bu kategoride hiç faaliyet göstermeyiz daha iyi” diyecek kadar iddialı. Bu amaca yönelik ise faaliyette bulundukları her alanda liderliğe oynayacaklarını söylüyor. Türkiye’nin bölgedeki gücünün de farkında olan Khan, “Biz kesinlikle şekerleme sektöründe bölgede söz sahibi olmak istiyoruz. En büyük hedefimiz; Avrupa-Asya olarak adlandırdığımız bölgede lider şekerleme oyuncusu olmak” diye konuşuyor.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl sektör bağımsız yabancı ilgisinin yoğun olduğu bir yıldı. Türkiye’ye ilgi gösteren uluslararası şirketlerin çoğu, satın alma yoluyla pazara girmeyi tercih etti. Bu satın almalar arasında ise dünya şekerleme devi Cadbury Schweppes’in Kent Gıda’yı satın alması büyük yankı uyandırdı.</p>
<p>Aslında Cadbury ile Kent’in ilk yakınlaşması 2002 yılında gerçekleşti. Cadbury 2002 yılında Kent’in yüzde 51’ini satın alarak, Tahincioğlu ailesine ortak oldu. Ancak dünya şekerleme devi, asıl büyük hamlesini geçtiğimiz yıl Kent’in yüzde 95’ini alarak yaptı. Bu satın almanın ardından ise Kent’te tam anlamıyla bir dönüşüm rüzgarı esmeye başladı. Yeni dönemde kaptan köşküne oturan Ahjaz Khan, Kent’in planında “agresif büyüme”nin büyük önem taşıdığını söylüyor. Ona göre Kent, artık faaliyette bulunduğu her alanda lider olmak için çalışmak zorunda. Şeker kategorisinde yüzde 62’lik payla zaten bu liderliği ellerinde tuttuklarına dikkat çeken Khan, “Aynı başarıyı önümüzdeki 5 yıl içinde sakızda da göstereceğiz” diye konuşuyor.</p>
<p>Cadbury Schweppes dünyada iddialı olduğu çikolata kategorisinde ise, Kent’le Türkiye’ye özgü farklı bir strateji izlemeyi planlıyor. Bu alanda yeni bir kategori oluşturduklarını söyleyen Khan, bu yeni kategoriyi “bayram çikolatası” olarak isimlendiriyor. Ona göre Kent çikolataları bayramla özdeşleşmiş durumda. Bunun avantajını kullanmanın akılcı bir yol olacağını düşünen Khan, şu anda bu kategoride Ülker’in ardından 2’nci sırada yer almalarına rağmen, kısa sürede liderliği ele geçireceklerini söylüyor.</p>
<p>Ahjaz Khan’la Kent’te satın almadan sonra oluşan yeni organizasyon yapısını, şirketin önümüzdeki dönem hedeflerini ve Cadbury için Kent’in önemini konuştuk.</p>
<p>*<strong> Kent’in Cadbury’ye ilk hisse satışı 2002 yılında gerçekleşti. O günden bu yana şirketin performansında nasıl bir değişim yaşandı?</strong><br />
2002 yıl sonunda Kent’in cirosu yaklaşık 125 milyon YTL idi. 2005 yıl sonunda ise bu rakam 269 milyon YTL’ye ulaştı. Yani son 3 yıl, Kent için oldukça iyi geçti ve önemli bir büyümeye imza attık.</p>
<p><strong>* Cadbury’nin Kent’i seçme nedeni neydi?</strong><br />
Bildiğiniz gibi Cadbury de bir aile şirketi. Ailelerin değerlerinin benzerlik göstermesi, Kent’in seçiminde önemli etkenlerden biriydi. Bunun yanında Kent markasının Türkiye’deki konumu da büyük önem taşıdı. Kent’in şeker kategorisinde pazar payı yüzde 62 düzeyinde.</p>
<p>Bunun dışında, şirket uzun yıllardır bu kategoride açık ara lider. Olips, Tofita, Jelibon gibi çok önemli markalara sahip. Bu markaların çoğuyla tüketiciler uzun yıllardır bir bağ kurmuş durumda. Cadbury’nin Kent’i seçme nedenlerini böyle özetlemek mümkün.</p>
<p><strong>* Özcan Tahincioğlu geçtiğimiz günlerde “Cadbury’le stratejik farklılıklardan” dolayı hisselerinin yüzde 30’unu bu şirkete satıp, bayrağı Cadbury’ye devretmeyi uygun bulduklarını açıkladı. Neydi bu stratejik farklılıklar?</strong><br />
Ben tam olarak bunu söylerken Özcan’ın ne düşündüğünü bilmiyorum. Sadece görüşümü söyleyebilirim. Cadbury’nin Kent’in yüzde 96’sını alması ile birlikte, Tahincioğlu Ailesi’nin elinde yüzde 4 hisse kaldı. Aile bu yüzde 4’lük pay nedeniyle çok da aktif konumda değil. Cadbury’nin kendine has bir iş planı ve ajandası var. Bu iş planlarından bazıları Tahincioğlu ailesinin öncelikleri arasında yer almayabilir. Sonuçta, Cadbury kısa vadede kârlı gözükmeyen bazı alanlara bile yatırım yapma kararı alabilir. Zaman içinde farklı geri dönüşler beklediğimiz kategorilere odaklanmak isteyebiliriz. Bu strateji de doğal olarak ailenin planlarıyla örtüşmeyebilir. Kendilerine ait grup şirketleri var. Bu şirketlerle farklı stratejilerle ilerlemek istemeleri çok doğal. Farklı alanlarda çalışmalar yapmak isteyebilirler. Ki bu alanlar da bizim içinde bulunmak istediğimiz alanlar olmak zorunda değil.</p>
<p><strong>* Bu satın almada bölgesel bir güç olma hedefi söz konusu mu? Cadbury’nin global stratejisinde bu satın almanın anlamı nedir?</strong><br />
Bu satın almaya ik açıdan bakmak mümkün. Biz Türkiye’nin potansiyelinin bilincindeyiz. Genç ve oldukça da dinamik bir pazar. İnanıyoruz ki bu pazarda önümüzdeki dönemde önemli bir büyümenin altına imza atacağız.</p>
<p>Türkiye’ye jeopolitik açıdan bakarsak da; herkes biliyor ki Türkiye doğu ile batı arasındaki en önemli köprü. Türkiye’nin bir kısmı Orta Asya ve çevre bölgeleri de etkiliyor. Sonuç olarak Türkiye bu coğrafi konumu nedeniyle de oldukça güçlü bir pozisyona sahip. Cadbury de Türkiye’nin potansiyelini bölgede genişlemek için kullanmak niyetinde. Biz kesinlikle şekerleme sektöründe bölgede söz sahibi olmak istiyoruz.</p>
<p>En büyük hedefimiz, Avrupa-Asya olarak adlandırdığımız bölgede lider şekerleme oyuncusu olmak. Bunu yapmak için de yeterli kaynağa sahip olduğumuzun bilincindeyiz.</p>
<p><strong>* Kent’in çoğunluk hissesi Cadbury’de olmasına rağmen, yönetim kurulu başkanı hala Özcan Tahincioğlu gözüküyor. Bunun nedeni nedir? Stratejik kararlarda hala Tahincioğlu ailesinin payı büyük mü?</strong><br />
Aslında Özcan Tahincioğlu, yürütmede rolü olmayan bir yönetim kurulu başkanı. Bu nedenle günlük bir sorumluluğu da yok. Kendisi yönetim kurulu toplantılarına yılda belki 3 ya da 4 kez katılır. Bana büyük yardımları oluyor. Bizim kendisiyle çok iyi bir iletişimimiz ve işbirliğimiz var. Kendisinin deneyiminden yararlanıyoruz.</p>
<p><strong>* Tahincioğlu Ailesi’nin küçük bir gıda şirketi alma projesi de var. Pazarda rakibiniz olarak karşınıza çıkabilirler mi?</strong><br />
Tahincioğlu Ailesi’nin şekerleme sektöründe bir iş satın alacağını sanmıyorum. Belki gıdanın başka alanlarında satın olma gerçekleştirebilirler. Tabii ki Tahincioğlu Ailesi’nin Türkiye’de yapmak istediği daha pek çok iş var. Zaten bu kişilerin her biri çok güçlü iş insanları. Yine de aynı sektörde olacağımızı düşünmüyorum.</p>
<p><strong>* Kent’in 2006 yıl sonu cirosu ne kadardı? Bir sonraki yıl hedefiniz nedir?</strong><br />
Henüz 2006 yıl sonu rakamlarımız netleşmedi. Ama 2005’e göre önemli oranda bir büyüme yakalayacağız gibi gözüküyor. 2007 yıl sonunda ise çift haneli büyüme hedefliyoruz.</p>
<p><strong>* Satın almanın ardından Cadbury, Kent’in sistemini değiştirmeye başladı mı? Nasıl bir yeniden yapılanma süreci söz konusu?</strong><br />
Ben yönetimi devraldığım geçen yıldan bu yana olan değişimlerden size bahsedebilirim. Yeni bir lider takımı oluşturduk. İK direktörümüzü Coca Cola’dan transfer ettik. Lojistik ve müşteri servisleri direktörümüzü Danone’den, finans direktörümüzü ise P&amp;G’den aldık. Bu yeni ve uluslararası şirketlerde deneyime sahip yetenekli kadronun yanında mevcut bazı yöneticilerimiz de işlerinde kaldı. Bunun sonucunda oluşan takımla Kent’i geleceğe taşımayı planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de şirket içindeki yetenekli kişi sayısını artırmayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Bunun dışında şirket içinde performans yönetimi, yeni bir kültür oluşturulması, insanlara net ve kesin hedefler koymak gibi bazı süreçleri tamamladık. En önemlisi, stratejilerimizi ve vizyonumuzu yöneticilerimizle net şekilde paylaştık. Bu sayede 2012 yılına kadar artık hepimizin kafasında net bir plan var.</p>
<p>Aile şirketinden uluslararası şirket yapısına dönüşümü de gerçekleştirdik. Artık şirket içinde daha fazla delegasyon söz konusu. Yeni yapıyla eski yapıyı harmanlamak için de uğraştık. Kültürel entegrasyonu gerçekleştirdik, bu sancılı bir süreçti açıkçası. Ama artık tüm iş süreçleri Cadbury Schweppes’in iş süreçleri oldu.</p>
<p><strong>* Sizi 2012 yılına taşıyacak vizyonunuz nedir peki?</strong><br />
Bizim vizyonumuz, “tutkumuz ve muhteşem markalarımızla öncülük etmek”. Bana göre liderlik pozisyonla ilgili değildir. Ben genel müdürüm ama bu beni lider yapmıyor. Bu organizasyon içinde herkes lider olabilir. Tabii ki tutku ve hırs da çok önemli. Eğer hayallerinizin peşinden gidecek tutkunuz yoksa, lider olamazsınız. Markalar ise bizim işimizin en önemli parçası. Günün sonunda bu iş markalarla ilgili. Eğer tüketiciler markanıza güvenmezse, sizi satın almaz. Bu nedenle biz işimizi insanlar, tutku ve markalar üzerine konumlandırıyoruz.</p>
<p><strong>* Kent’in faaliyette bulunduğu sakız, çikolata ve şekerleme kategorilerinde pazar payı nedir?</strong><br />
Şeker kategorisinde yüzde 62’lik payla açık ara lideriz. Geçen yıl Trident’le sakız kategorisine girdik. Bu kategoride geçen yıl 4’üncü sırada yer alıyorduk, şu anda 3’üncü sıradayız. Toplam sakız pazarından aldığımız pay ise yüzde 14’e ulaştı. Amacımız 5 yıl içinde 1’inci sıraya çıkmak.</p>
<p>Vizyonumuzda da belirttiğimiz gibi her alanda lider olmamız önemli. Bir kategoride 3’üncü ya da 4’üncü sırada yer alacaksak, bu kategoride hiç faaliyet göstermeyiz daha iyi.</p>
<p><strong>* Sakız kategorisinde de güçlü ve uluslararası oyuncular var. Nasıl bir stratejiyle liderliği yakalamayı planlıyorsunuz?</strong><br />
Trident markasıyla ilerleyeceğiz. Zaten dünya çapında bu marka lider konumda. Trident’in global bir güç olması, Cadbury’nin de markanın arkasında yer alması bizi güçlü kılıyor.</p>
<p><strong>* Şekerleme kategorisinde Kent’i rakipleri arasından farklılaştıran en belirgin özellikleri neler?</strong><br />
2 bin kişilik dev bir kadroya sahibiz. Faaliyette bulunduğumuz 3 kategoriye de odaklanmış durumdayız. Olips, Tofita, Jelibon gibi güvenilir ve tüketicinin gönlünde taht kurmuş markalarımız var. Son olarak da ürünlerimizin kalitesiyle fark yaratıyoruz. Kent’in fabrikası şu anda tüm dünyadaki Cadbury tesisleri arasındaki en iyi fabrikalardan biri. Cadbury’nin 55 ülkede 133 fabrikası var. Cadbury’nin Kent’i seçme nedenlerinden bir tanesi de fabrika kalitesiydi. Kent’in fabrikası Cadbury’nin dünya fabrikalarıyla aynı standartlara sahip. Hatta pek çoğundan daha iyi durumda.</p>
<p><strong>* Şekerleme sektöründe üretim hacminiz ne kadar?</strong><br />
Şu anda 50 bin tona ulaşmış durumdayız. Bu hem yerel üretimi hem de ihracatı kapsıyor.</p>
<p><strong>* Şekerleme sektörünün Türkiye’deki büyüklüğü nedir?</strong><br />
Bu sektörü nasıl tanımladığınıza bağlı. Çikolata, şeker ve sakız olarak tanımlarsak, ki biz böyle tanımlıyoruz, 1 milyar dolar civarında.</p>
<p><strong>* Genel olarak rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz? Şekerleme sektöründe önümüzdeki dönemde hangi alanlar ön plana çıkabilir?</strong><br />
Gelişmiş ülkelere baktığımızda sağlıklı gıda pazarının hızla büyüdüğünü görüyoruz. Bunun etkileri, Türkiye’de de görülmeye başlandı. Önümüzdeki dönemde bu trendin güçlenerek devam edeceğini düşünüyorum. Mesela şu anda bile şekersiz sakız kategorisi, Türkiye’de hızla büyüyor. Önümüzdeki dönemde şekerlemelerde de böyle bir trend oluşacağını düşünüyorum. Belki vitamin içeren ya da şeker katsayısı daha düşük bazı şekerlemeler çıkabilir mesela. Sektör bu alanlara yatırımını önümüzdeki dönemde artıracak.</p>
<p><strong>* Cadbury ile marka devir sözleşmesi yaptınız. Hangi markaları Türkiye’ye getirmeyi planlıyorsunuz? Şu ana kadar gelen hangi markalar var?</strong><br />
Trident’i geçen yıl piyasaya sunduk zaten. Önümüzdeki dönemde bu markamıza odaklanmamız ve bu markayla ilgili büyüme hedefimizi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Başka pek çok marka getirmeyi de düşünüyoruz ama şu anda bunların isimlerini açıklamak istemiyorum.</p>
<p><strong>* Diğer uluslararası gıda şirketleri gibi, sadece Türk damak tadına hitap eden özel bir ürün üretmeyi düşünüyor musunuz peki?</strong><br />
Açıkçası bunun üzerinde çalışıyoruz. Ama size hangi kategoride olduğunu şu anda söyleyemem. Şekerleme kategorisinde Türk halkının damak tadına özel bir şeyler yapmak zor gibi gözükür ama yapmaya çalıştığımız birkaç şey var.</p>
<p><strong>* Yeni kategorilere girmeyi düşünüyor musunuz? Dünyada Cadbury Schweppes alkolsüz içecek kategorisinde de oldukça iddialı. Türkiye için de böyle bir plan var mı?</strong><br />
Hayır, şu anda sadece şekerleme işine odaklanmayı düşünüyoruz. Ama çok uzun vadede neler olacağını bilemeyiz.</p>
<p><strong>* Alkolsüz içecek sektörü Cadbury’nin faaliyette bulunduğu diğer ülkelerde mutlaka girdiği ama Türkiye’de girmediği bir alan. Bunun nedeni nedir?</strong><br />
Bence bir şirketin güçlü ve zayıf yanlarını iyi bilmesi çok önemli. Avrupa’da açık şekilde Coca-Cola ve Pepsi nedeniyle her zaman 3’üncü sırada yer alacağız. Çok güçlü markalar bunlar. Hatta avantajımızın olduğu alanlar arasında yer alan, Kuzey Amerika’da bile başka ürünlerle var olmaya çalışıyoruz. Coca-Cola’yla başa baş mücadeleye girmiyoruz. Buralarda daha çok yeni nesil içecekler. Seven-Up markası ve domates sularımızla önemli bir</p>
<p>güce sahibiz. Türkiye ve Avrupa gibi bölgelerde ise böyle bir gücümüz yok.<br />
Burada soru şu aslında; bu alanda 3’üncü sırada devam etmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz. Biz açıkçası istemiyoruz. Şekerleme sektöründe yüzde 10’luk pazar payımızla dünyada lider konumdayız ve bu alanda iddialıyız. Bu iddiamızı sürdürmek istiyoruz.</p>
<p><strong>“Bayram Çikolatalarında İddialıyız”</strong></p>
<p>* Çikolata kategorisinde amacınız yine liderlik mi? Bu alanda Ülker’in önemli bir üstünlüğü söz konusu.</p>
<p><strong>Farklı Alanlarda Ön Plana Çıkacağız</strong><br />
Cadbury ismi geçince şekerleme sektörünün her alanında iddialı olması bekleniyor tabii ki. Ama bu kategorideki hedeflerimize şu anda bakıyoruz. Biz bu kategori dışında farklı bir alanda ön plana çıkmayı amaçlıyoruz.</p>
<p>Bu alanların başında bayram gibi özel günlerde sunulan çikolatalar geliyor. Bu günlerde özel kutularda ve şekillerde çikolatalar hazırlanıyor. Üstelik bu pazar da oldukça büyüyen bir alan.</p>
<p><strong>Çikolatanın Geleneksel Anlamı Var</strong><br />
Türkiye’de geleneksel açıdan çikolata vermenin bir anlamı var. İnsanlar şu anda bunu bir kategori olarak görmüyor. Bana göre bu çikolatadan ayrı ve önemli bir kategori. Hediye ya da misafire ikram edilen çikolatalarda, bizim markamızın tercih edilirliğini artırmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Kent Bayramlarla Özdeşleşmiş Durumda</strong><br />
Zaten şu anda Kent çikolatada bayramlarla özdeşleşmeyi başarmış bir marka. Kent’ten bu alanda tüketiciler de farklı şeyler bekliyor. Ama çikolataya bar olarak baktığımızda, Kent’in tüketici üzerinde böyle bir etkisi yok. Bizim zaten amacımız bayram gibi özel günlerde verilen çikolatalarda liderliği elde etmek. Şu anda bu kategoride de Ülker 1’inci sırada. Biz 2’nci sırada yer alıyoruz. Ama hedefimiz liderliği almak.</p>
<p><strong>“Amacımız İçin Her Türlü Yatırımı Yaparız”</strong></p>
<p><strong>* Önümüzdeki yıllarda ne kadarlık bir yatırım öngörüyorsunuz? Hangi alanlarda yatırımınızı artırmayı planlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Ne Gerekiyorsa Onu Yaparız<br />
Türkiye EMEA bölgesinin en önemli ülkelerinden biri olarak dikkat çekiyor. Bu nedenle işimizi büyütmek için ve liderlik konusundaki planlarımızı yerine getirmek için ne gerekiyorsa onu yapacağız. Bu konuda istediğimiz fonları sağlamamız sorun olmaz.</p>
<p><strong>Emea Bölgesi Bizi Destekler</strong><br />
Eğer iyi bir iş yapmak istersek, bu işi yerine getirmek için ne gerekiyorsa EMEA bölgesi bizi destekleyecektir. Kent’in mevcut fabrikası oldukça iyi durumda. Hatta dünyadaki fabrikalar arasından da kalitesiyle sıyrılıyor. Bu tesislerimizle sadece Türkiye’ye değil, diğer pazarlara da üretim yapıyoruz.</p>
<p><strong>60 Milyon Doları Fabrikaya Yatırdık</strong><br />
Yine de son 3 yılda 50-60 milyon dolarlık bir miktarı sadece fabrikamıza harcadık. Bu harcamanın karşılığında doğru teknolojileri kullanmaya başladık. Aynı zamanda farklı makineler getirdik. Şu anda bu yatırımlar nedeniyle de önemli bir avantaja ve yeteneğe sahibiz. Artık her şeyi en iyi kalitede üretme becerimiz mevcut. Bunun yanında, önümüzdeki dönemde tedarik zinciri tarafında da yatırımlarımız devam edecek.</p>
<p><strong>“3 Yılda 50 Milyon Dolarlık Hacme Ulaştık”</strong><br />
Kent Gıda global Cadbury içinde şekerleme ve sakız alanında kritik ürünlerin üretileceği bir merkez olacak. Bu ürünlerin merkezi olmak Kent’in iş hacminde ne kadarlık bir büyüme yarattı?</p>
<p><strong>Satış Hacmi Olumlu Etkilencek</strong><br />
Önümüzdeki dönemde bu stratejinin Kent’in satış hacmine oldukça olumlu yansıyacağını düşünüyorum. Zaten 3 yıldaki iş hacminin artışı önümüzdeki dönem için de olumlu sinyaller içeriyor.</p>
<p><strong>Kardeş Şirketlere İhracat Yapıyoruz</strong><br />
Kent hemen hemen ihracattan hiçbir şey kazanmıyordu. 3 yıl gibi bir sürede ise sadece kardeş şirketlerimize yaptığımız üretimle 50 milyon dolarlık satış hacmine ulaştık. Bunu bu yıl 2’ye katlamayı planlıyoruz.</p>
<p><strong>İhracatta Hedef 100 Milyon Dolar</strong><br />
Tabii başka ülkelere de ihracat yapıyoruz. Bununla birlikte toplamda 90 milyon dolarlık bir ihracatımız olduğunu söyleyebilirim. Bu yıl bunu yine çok artırmayı planlıyoruz. 100 milyon doların üstüne çıkmak amacımız. Şekerleme sektöründe şu anda muhtemelen en büyük ihracatçı grup biziz. 100 milyon dolar Türkiye ekonomisine de büyük katkı sağlayacaktır.</p>
<p style="text-align: right;"><em>capital</em></p>
<h3>Benzer Başlıklar </h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kent-yari-butcesini-reklama-ayirdi" title="Kent, yarı bütçesini reklama ayırdı ">Kent, yarı bütçesini reklama ayırdı </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kent-gidadan-bayrama-ozel-reklam-filmi-ve-sergi" title="Kent Gıda&#8217;dan bayrama özel reklam filmi ve sergi ">Kent Gıda&#8217;dan bayrama özel reklam filmi ve sergi </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kraftin-kahvesi-kent-gidaya-gecti" title="Kraft&#8217;ın kahvesi Kent Gıda&#8217;ya geçti">Kraft&#8217;ın kahvesi Kent Gıda&#8217;ya geçti</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kent-gida-intergum-gida-birlesmesine-spkdan-izin" title="Kent Gıda-Intergum Gıda birleşmesine SPK`dan izin..">Kent Gıda-Intergum Gıda birleşmesine SPK`dan izin..</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kent-gida-birlesme-icin-sermaye-artiriyor" title="Kent Gıda birleşme için sermaye artırıyor">Kent Gıda birleşme için sermaye artırıyor</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/ahjaz-khan-hedefimiz-her-alanda-liderlik%e2%80%9d/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Coca Cola’nın kriz formülü “Mutluluk kapağı”</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/coca-cola%e2%80%99nin-kriz-formulu-%e2%80%9cmutluluk-kapagi%e2%80%9d</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/coca-cola%e2%80%99nin-kriz-formulu-%e2%80%9cmutluluk-kapagi%e2%80%9d#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Jul 2009 18:29:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Hatice Yaprak</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Coca Cola]]></category>
		<category><![CDATA[Coca Cola Röportajları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=1477</guid>
		<description><![CDATA[Birkaç aydır Coca-Cola&#8217;da değişim sancıları yaşandığını biliyorduk. Markanın tüm dünyada yürüttüğü iletişim konseptini, sloganını değiştireceği uzun zamandır konuşuluyordu pazarlama dünyasının kulislerinde. Ardından Amerika ve İspanya&#8217;da markanın yeni reklam kampanyasına start verdiğini duyduk. Sonunda Türkiye&#8217;deki hazırlıklar da tamamlandı ve Coca-Cola&#8217;nın yeni konseptinin ilk reklam filmi reklam kuşaklarında yerini aldı.
Reklam filmi, yaşanmış bir hikâyeden yola çıkılarak hazırlanmış. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1478 alignleft" title="duygu alptekin" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/07/duygu-alptekin.jpg" alt="duygu alptekin" width="187" height="280" />Birkaç aydır Coca-Cola&#8217;da değişim sancıları yaşandığını biliyorduk. Markanın tüm dünyada yürüttüğü iletişim konseptini, sloganını değiştireceği uzun zamandır konuşuluyordu pazarlama dünyasının kulislerinde. Ardından Amerika ve İspanya&#8217;da markanın yeni reklam kampanyasına start verdiğini duyduk. Sonunda Türkiye&#8217;deki hazırlıklar da tamamlandı ve Coca-Cola&#8217;nın yeni konseptinin ilk reklam filmi reklam kuşaklarında yerini aldı.</p>
<p>Reklam filmi, yaşanmış bir hikâyeden yola çıkılarak hazırlanmış. 102 yaşındaki bir adamın yeni doğan ve umut adını verdiği torununa seslenişini anlatan 90 saniyelik reklam filmi Coca-Cola&#8217;nın alışık olduğumuz reklam filmlerinden oldukça farklı bir yapıya sahip. Geçmiş dönemdeki çalışmalarının aksine bu defa marka oldukça duygusal bir tonda sesleniyor tüketicisine. Peki ama ne oldu da Coca-Cola böyle duygusal yönü ağır basan bir kampanya yapmaya karar verdi? Krizin bu yaklaşımın oluşmasında etkisi var mıydı? Markada kampanyayla beraber neler değişti? Coca-Cola, önümüzdeki süreçte tüketicisine nasıl bir üslupla yaklaşacak? Yeni kampanyasıyla pazarlama dünyasını heyecanlandıran Coca-Cola&#8217;daki değişimi Coca-Cola Pazarlama Direktörü Duygu Alptekin&#8217;le konuştuk.</p>
<p><strong>Yeni kampanyanızın ortaya çıkış sürecinden biraz söz eder misiniz? </strong></p>
<p>Coca-Cola olarak 2006 yılında lansmanını yaptığımız, &#8220;Coca-Cola tadında hayat&#8221; kampanyası gelişimini tamamladı ve yerini &#8220;Mutluluğa kapak aç&#8221; kampanyasına bıraktı. Tabii ki, Coca-Cola&#8217;nın ana değerleri olan iyimserlik, pozitiflik, mutluluk, serinlik, ferahlık ve canlılık, bu kampanyanın da en önemli unsurları. Bu kampanyada diğer kampanyalardan farklı olarak ürünle markayı bir araya getirdiğimizi düşünüyoruz. Çünkü Coca-Cola yaşadığımız mutlulukların bir parçası; ailemizle, arkadaşlarımızla sürdürdüğümüz sosyal hayatımızda anlık bir canlanma sağlıyor. Dolayısıyla &#8220;Mutluluğa kapak aç&#8221; deyince, ürünle markanın felsefesini bire bir birleştirmiş olduk. Eskiden, başladığımız bir kampanyayı 10 yıl kadar sürdürebiliyorduk. Günümüzde kampanyaların ömrü 3-5 sene arasında değişiyor. Yeni kampanyamız da uzun soluklu bir kampanya olacak.</p>
<p><strong>Daha çok neler öne çıkıyor bu yeni konsepte? </strong></p>
<p>Bu kampanya süresince hem duygulara hitap eden hem de Coca-Cola&#8217;nın marka anlayışını ortaya koyan bir anlayış göreceksiniz. Serinliği, ferahlığı ve canlanmayı barındırıyor olacak. Dünyada bu yeni kampanyayı ilk lanse eden ülkelerdeniz. Ocak ayında Amerika&#8217;da lansmanı oldu ama bize göre biraz daha yumuşak bir lansman oldu. Bizim için önemli bir çalışma ve bundan sonra kampanyayla ilgili sürekli yeni haberler alacaksınız. 15 saniyelik &#8220;teaserlar&#8221; kampanyadan bir hafta önce yayınlamaya başladı.  Kampanyanın ilk haftasında üç gün üst üste 90 saniyelik ana reklamla girdik reklam kuşaklarına. Daha sonrasında da aynı reklamın kısa versiyonlarını yayınlayacağız ve çalışmayı lokalize ettiğimiz diğer aktivitelerle genişleteceğiz.</p>
<p>Biz bir &#8220;mutluluk tartışması&#8221; da başlatmak istiyoruz. Coca-Cola olarak biliyoruz ki, dünyada şu anda çok pozitif bir resim yok. Türkiye&#8217;de de aynı şekilde. İnsanların içinde bulunduğu bu ağır atmosferi biraz olsun hafifletmek istiyoruz. Ürünlerimizle zaten keyifli anlar sunuyoruz. Bunu insanlara hatırlatmak istiyoruz. Coca-Cola bize 23 senedir bu konudan bahsediyor. Her zaman için optimizm, pozitiflik bizim temamızdı. Aile yemeklerinden bahsediyoruz. İnsanların paylaşım içinde olmalarının ve bunun verdiği mutluluğun ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. İşte bunu daha güçlü bir şekilde anlatıyor olacağız.</p>
<p><strong>Yani ana mesajı vermeye devam eden ama farklı sloganlı bir kampanya bu&#8230; </strong></p>
<p>Evet. Şimdi &#8220;Mutluluğa Kapak Aç&#8221; sloganını kullanıyoruz.</p>
<p><strong>Coca-Cola reklamları hep neşeli müziklerin olduğu eğlenceli reklamlardı. Şimdi ise daha duygusal bir reklamla görüyoruz markayı. Bundan sonra da bu yönde mi olacak reklamlarınız? </strong></p>
<p>Hayır. Bu bir başlangıç. Bu başlangıçta temayı verebilmek için duygusal bir reklam seçtik. Bu, İspanya&#8217;da çekilmiş bir reklamdı. Aslında Coca-Cola 102 yaşında bir marka ama yeni doğmuş bir bebeğe söyleyecekleri var. Zor zamanlar bir şekilde geliyor ve insanlar hep güzel anları hatırlıyorlar. Paylaştıkları, tadını çıkarttıkları anları anımsıyorlar. Biz kampanyaya bir giriş yapmak istedik. O yüzden duygusal bir reklamla başlıyoruz. Sonrasında tabii ki Coca-Cola&#8217;ya yakışır heyecanlı, canlı ve gençleri ayakta tutan reklamlara devam edeceğiz.</p>
<p><strong>Duygusal reklamların son dönemde arttığını görüyoruz. Bu bir trend mi? Siz de bu trendin peşinden giderek mi böyle bir reklam yaptınız? Bir de ekonomik krizin böyle bir reklam çekilmesinde etkisi ne oldu? </strong></p>
<p>Diğer markalar için bir şey söyleyemeyeceğim ama bizim felsefemiz itibariyle, bu mutluluk konusunu açarken, reklam dilinde insanları etkileyen bir tarzla başlamak istedik. Ama bunun devamı, daha önce de dediğim gibi bu şekilde olmayacak. Biz bir trendin takibinden ziyade, bir tartışma başlatabilmek istedik. Ama krizin herkesi etkilediği ortada. Toplumun genelini etkilediği için bunu bizim kâle almamamız mümkün değil. Bizim de altını çizdiğimiz şeyler &#8220;umut, mutluluk&#8221; ve &#8220;sahip olduğumuz şeylerin farkına varmak&#8221;. Çünkü derinlemesine bir analiz yaptığınızda insanlar için mutluluğun, arkadaşları ve aileleriyle birlikte olmak anlamına geldiğini görüyorsunuz. Hayatta gerçekten mutlu olmak için işin esası, sahip olduklarımızın farkına varmak, onu dağıtmak, paylaşmak ve onun adını çıkartmak. Coca-Cola markası, 123 yıldır insanların yanında ve bu güzel anların hepsinde vardı. Duygusal reklam trendini hiç düşünmedik ve hiç aklımıza gelmedi. Biz bu açıdan düşünüyoruz. İnsanların durumunu göz önüne alıyoruz. Markaların böyle bir sorumluluğu olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Aile konsepti bir reklam kampanyanız vardı. Bu kampanya devam edecek mi? </strong></p>
<p>O kampanyayı da sonlandırdık. Bizim belirli dönemlerde belli demolarımız oluyor. Coca-Cola çok yönlü bir marka. Biz futbol kutlamalarında, yemek sofralarında, gün içinde insanların sıcakta kendini serinletmek istediği zaman, yılbaşında, ramazanda varız. Biz hayatın bir parçasıyız. Özellikle kış dönemleri, insanların evde daha çok vakit geçirdiği ve aile yemeklerinin çok daha rahat yendiği zamanlar. O dönem için &#8220;Coca-Cola ve yemek&#8221; temamız söz konusuydu. Aile reklamlarını bunun için yaptık. Aile yemeklerinin keyfi bir başka biliyorsunuz.</p>
<p>Hatta bu noktada Türkiye&#8217;ye de geleceğini düşündüğümüz bir kavramdan bahsedeyim: &#8220;Pozitif Psikoloji&#8221;. Amerika ve Avrupa&#8217;da ciddi bir şekilde ön plana çıkmış bir kavram bu. Bununla ilgili binlerce kitap basılıyor, binlerce araştırma yapılıyor ve Türkiye&#8217;de bununla ilgili eksiklikler olduğunu da görüyoruz. Pozitif psikoloji, aslında mutlu insanların sağlıklı olduğunu söyleyen bir kavram. Araştırmalar bunu gösteriyor. Biz mutlu anların bir parçası olarak, bu konuyu da ön plana çıkarmak istiyoruz.</p>
<p><strong>Ne kadarlık bir bütçesi var bu yeni kampanyanızın? </strong></p>
<p>Rakamları paylaşamıyorum. Ama şöyle söyleyeyim; biz Coca-Cola olarak sürekli iletişime çok inanıyoruz. Coca-Cola markası dönemsel değişikliklerden etkilenmemeye çalışıyor. Bizim için verimlilik çok önemli bir kavram. Hayat şartları her geçen gün zorlaşırken, biz de kendimizi içe dönüp zorluyoruz. Geçtiğimiz yıllardan çok farklı bir bütçe değil bu yılki bütçemiz ama bütçenin kullanımında, hayata geçişinde farklılıklar göreceksiniz.</p>
<p><strong>Kaç farklı reklam filmi kullanacaksınız yeni kampanya için? </strong></p>
<p>Ramazana kadar olan bölümü düşünecek olursanız, minimum 6 ya da 8 adet farklı reklam filmi yayımlamayı düşünüyoruz. Bu reklamlardan yarısı yabancı yarısı ise Türk reklamlar olacak.</p>
<p><strong>Bütün bu kampanyalardan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz? </strong></p>
<p>Pazarın büyümesini bekliyoruz. Türkiye&#8217;nin nüfusu 70 milyon kişi. Türkiye&#8217;de kişi başı kola tüketimi yıllık 75 bardak. Bu rakam İngiltere ve Latin Amerika yaklaşık 300 bardağa kadar çıkmış durumda. Yani pazarın potansiyeli var. Biz kampanyalarımızla bu potansiyeli hayata geçirmeye çalışıyoruz.</p>
<p style="text-align: right;"><em>Marketing Türkiye</em></p>
<h3>Benzer Başlıklar </h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/coca-cola-6-aylik-karini-acikladi" title="Coca-Cola 6 aylık karını açıkladı">Coca-Cola 6 aylık karını açıkladı</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/coca-cola-rooneyden-vazgecti" title="Coca-Cola, Rooney&#8217;den vazgeçti ">Coca-Cola, Rooney&#8217;den vazgeçti </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/coca-cola%e2%80%99dan-gercekustu-bir-reklam" title="Coca Cola’dan gerçeküstü bir reklam!">Coca Cola’dan gerçeküstü bir reklam!</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kola-savaslari-yeniden-alevleniyor" title="Kola savaşları yeniden alevleniyor ">Kola savaşları yeniden alevleniyor </a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/coca-cola-is-sozlesmesi-imzaladi" title="Coca-Cola iş sözleşmesi imzaladı">Coca-Cola iş sözleşmesi imzaladı</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/coca-cola%e2%80%99nin-kriz-formulu-%e2%80%9cmutluluk-kapagi%e2%80%9d/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pastarom 2009’da %40 büyümeyi hedefliyor</title>
		<link>http://www.gidateknik.com/pastarom-2009%e2%80%99da-40-buyumeyi-hedefliyor</link>
		<comments>http://www.gidateknik.com/pastarom-2009%e2%80%99da-40-buyumeyi-hedefliyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 22 Jun 2009 14:01:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Emrah Kaya</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.gidateknik.com/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[
Gıda sektörünün önemli firmaları arasında bulunan Pastarom, 2009 yılında yüzde 40 büyümeyi hedefliyor.
Türkiye’de gıda sektöründe tedarikçi olarak hizmet veren Pastarom, 1997 yılından bu yana faaliyetlerini artırarak sürdürüyor. Merkezi İzmir’de bulunan Pastarom, çalışmalarını Türkiye’nin farklı şehirlerine yaygınlaştırmış bulunuyor. Gıda sektörünün kurumsallaşmasını tamamlamış öncü tedarikçileri arasında yer alan Pastarom, Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri’nin yanısıra ülkemizin diğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="size-full wp-image-1091 alignleft" title="erhan yavuz" src="http://www.gidateknik.com/wp-content/uploads/2009/06/erhan-yavuz.jpg" alt="erhan yavuz" width="269" height="359" /></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Gıda sektörünün önemli firmaları arasında bulunan Pastarom, 2009 yılında yüzde 40 büyümeyi hedefliyor.</p>
<p class="MsoNormal">Türkiye’de gıda sektöründe tedarikçi olarak hizmet veren Pastarom, 1997 yılından bu yana faaliyetlerini artırarak sürdürüyor. Merkezi İzmir’de bulunan Pastarom, çalışmalarını Türkiye’nin farklı şehirlerine yaygınlaştırmış bulunuyor. Gıda sektörünün kurumsallaşmasını tamamlamış öncü tedarikçileri arasında yer alan Pastarom, Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgeleri’nin yanısıra ülkemizin diğer bölgelerindeki çalışmalarını yoğunlaştırıyor ve hizmet ağını her geçen gün genişletiyor. Firma, eğitim programlarıyla da sektör çalışanlarının vizyonlarının geliştirilmesine katkıda bulunuyor.<br />
Pastarom, dünyanın alanlarında bir numara olmuş markaları tarafından hazırlanan ürünleri Türkiye’ye getiriyor. Bu anlamda gıda sektöründe pek çok yeniliğe imza atan ve öncülük yapan Pastarom’un ürün yelpazesinde dünyanın dört bir yanında, gerek profesyoneller, gerekse tüketiciler tarafından tercih edilen en saygın markalar yer alıyor. Kalite vizyonundaki seçiciliği tüm çalışmalarına yansıtan Pastarom, dünyanın farklı ülkelerinin tanınmış markalarını ülkemiz gıda sektörüne sunuyor. Pastarom, saptanmış yüksek kalite prensipleri doğrultusunda hareket ediyor ve hayata geçirdiği çalışmalarla her zaman gıda sektörüne değer yaratarak, yenilikçi bir vizyon sunmayı hedefliyor. Pastarom tarafından ülkemiz pazarına sunulan markalar arasında İtalyan Mec3 dondurma grubu ürünleri ve Fransa’nın dünyaca ünlü Valrhona çikolataları da yer alıyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Pastarom Gıda Satış Yöneticisi Erhan Yavuz ile firmalarını ve sektörü konuştuk:</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Pastarom Gıda firmasının kuruluş tarihçesi ve yaptığı çalışmalarla ilgili bilgili verir misiniz?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ:</strong> Pastarom, 1997 yılında kurulmuş olan bir şirket. Pastarom, bugüne kadar dondurma ve pastacılık sektörünün önde gelen markalarını ithal ederek bugüne kadar gelmeyi başarabilmiş bir kuruluştur.2007 yılının başında bünyemize iki önemli markayı daha dahil ettik. Mec3 (İtalya), Valrhona (Fransa) adlı bu markalar da hizmet verdiğimiz müşterilerimizin büyük teveccühüyle karşılandı.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Dağıtım kanallarınızı ve pazarlama stratejinizi değerlendirir misiniz?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ: </strong>Türkiye genelinde 12 bayimiz var. Bu bayilerimiz vasıtasıyla ithal ettiğimiz ürünlerin de dağılımını sağlıyoruz. Ağırlıklı olarak; Marmara, İç Anadolu, Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Doğu Akdeniz diye tanımladığımız yörelerde ağırlıklı olarak, ba</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">yilerimiz aracılığıyla ürünlerimizi pazarlıyoruz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong><span style="font-size: 14pt;">Mec3 ve Valrhona’ya büyük ilgi</span></strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Ürün çeşitlerinizi markalarınızla birlikte anlatır mısınız?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ:</strong> Mec3, marka olarak baktığınız zaman; dünya çapında 80 ülkeye ihracatı yapılan ve dondurma imalatında kullanılan bir hammadde. Bu ürünler, dondurma imalatında kullanıldığı gibi, pastacılık sektöründe de kullanılabiliyor. Malumunuz dondurmanın iki ana çeşidi var. Meyveli dondurma ve sade(sütlü) dondurma. Mec3 teknolojisi sayesin</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">de; meyveli dondurma üretilirken önemli avantajlar sağlanıyor. Mec3, vakumlama sistemi sayesinde, meyvenin kendisini konsa</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">ntre hale getirip doğal olarak kullanılmasını sağlamaktadır. Dolayısıyla bunu kullanan müşterilerimiz, gerçek meyve tadını almaktadır. Bu ürünü İtalya’dan ithal ediyoruz, pastacılık alanında da kullanılabiliyor.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Biraz da Valrhona markalı ürününüzden söz eder misiniz?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ:</strong> Fransa’nın en saygın çikolata markaları arasında yer alan Valrhona, 1924 yılından bu yana, farklı kakaoların doğal aromalarını koruyarak ayrıcalıklı ve mükemmel çikolatalar üretiyor. Valrhona tarafından hazırlanan çikolatalar, tüketicilerin yanı sıra,</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">hem endüstri profesyonelleri, hem de gurmelerin büyük beğenisini kazanmış ve tüm dünyada kendisine saygın bir yer edinmiştir. Valrhona kalıcı, ayrıcalıklı ve mükemmel lezzet içeren çikolatalarını kendine özgü ve benzersiz yöntemlerle hazırlar. Valrhona hammadde seçiminden üretim aşamasına kadar geniş ve ayrıntılı bir süreci kapsayan bu yöntemleri daha da mükemmelleştirmek amacıyla yoğun faaliyetler yürütür. Valrhona çikolata okulu Ecole du Grand Chocolat’ta gerçekleştirilen yenlikçi çalışmalar aracılığıyla, her geçen gün yeni lezzetler keşfeder. Valrhona, aynı zamanda pastacılık dünyasının en önemli yarışması olan “Pastry World Cup”ın kurucu ve destekçileri arasında yer almaktadır. Valrhona, İsviçre’den Güney Afrika’ya, Avustralya’dan ABD’ye kadar 60’a yakın ülkede tercih edilmektedir. Biz de Pastarom olarak, böyle önemli ve büyük bir markayı Türkiye pazarında pazarlıyoruz.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Kalite politikanızı anlatır mısınız?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ:</strong> Kalite belgelerinin tamamına sahip bulunuyoruz. Mec3 markası için de aynı şeyleri söyleyebilirim. Zaten dondurma sektöründe alanında ilk defa kalite belgesi alan kuruluşuz. Türkiye pazarına getirdiğimiz tüm ürünlerin arkasındayız. Gerek belgelerimize, gerekse bu belgelerin gereklerine uygun davrandığımız için kalitemizi koruyoruz. Piyasaya sunduğumuz ürünlerin tamamıyla doğal olduğunu da belirtmek istiyorum. Tabiî ki bu da büyük avantaj. Türkiye pazarında, bizim gibi hassas çalışan, birçok dünya markasını getirerek pazarlayan ikinci bir şirket yok.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>Ülkemizdeki dondurma tüketimi hakkında neler söylemek istersiniz?</strong></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><strong>ERHAN YAVUZ:</strong> Tabi bu konuda elimizde bazı veriler var. Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında, Türkiye’de dondurma tüketiminin oldukça düşük olduğunu biliyoruz. Avrupalılar’ın kışın tüketmiş olduğu dondurma, neredeyse bizim yazın tükettiğimiz dondurmadan daha fazla. Dolayısıyla, aslında dondurma, yılın 12 ayı tüketilmesi gereken, sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez gıdaları arasında bulunan bir ürün. Ancak, Türkiye’de, ‘dondurma sadece yazın tüketilir’ tarzında yanlış bir kanaat var. Pastarom olarak, dondurma pazarının büyümesi adına yürüttüğümüz çalışmaları sürdürüyoruz. Bu anlamda 2009 yılında yüzde 40 büyümeyi hedeflediğimizi de ifade etmek isterim.</p>
<h3>Diğer Başlıklar</h3>
<ul class="related_post">
<li><a href="http://www.gidateknik.com/kervan-sut-urunleri-genel-muduru-bilal-sabiteritme-olmayan-taze-kasarlarin-tuketilmesini-saglik-acisindan-tavsiye-ediyoruz" title="Kervan Süt Ürünleri Genel Müdürü Bilal Sabit:Eritme olmayan taze kaşarların tüketilmesini sağlık açısından tavsiye ediyoruz">Kervan Süt Ürünleri Genel Müdürü Bilal Sabit:Eritme olmayan taze kaşarların tüketilmesini sağlık açısından tavsiye ediyoruz</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/zeytinin-alt-urunu-karasu-kazanca-donusuyor" title="Zeytinin alt ürünü karasu kazanca dönüşüyor">Zeytinin alt ürünü karasu kazanca dönüşüyor</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/yogurtta-%e2%80%98turk-tipi%e2%80%99-tartismasina-universite-de-girdi-%e2%80%98ticari%e2%80%99-dedi" title="Yoğurtta ‘Türk tipi’ tartışmasına üniversite de girdi ‘ticari’ dedi">Yoğurtta ‘Türk tipi’ tartışmasına üniversite de girdi ‘ticari’ dedi</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/cin-sut-urunlerine-uygulanan-ithal-yasagini-kaldirdi" title="Çin, süt ürünlerine uygulanan ithal yasağını kaldırdı">Çin, süt ürünlerine uygulanan ithal yasağını kaldırdı</a></li>
<li><a href="http://www.gidateknik.com/astunadan-yurt-capinda-bakliyat-pazarlama-hizmeti" title="Astuna&#8217;dan yurt çapında bakliyat pazarlama hizmeti">Astuna&#8217;dan yurt çapında bakliyat pazarlama hizmeti</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.gidateknik.com/pastarom-2009%e2%80%99da-40-buyumeyi-hedefliyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

