Altın Çörek’e yoğun talep İHE’yi yeni yatırıma yönlendirdi
- Çarşamba, Eylül 8, 2010, 13:21
- Haberler
- Yorum yapabilirsiniz
Günümüzde tüketicilerin beyaz ekmek yerine esmer ekmek ve çeşitlerine yöneldiklerini belirten İstanbul Halk Ekmek (İHE) Genel Müdürü Salih Bekaroğlu, bu doğrultuda özellikle organik sandviç ve hamburger ekmeği gibi ürünlerle çeşitlilik sağlamayı planladıklarını açıkladı. Ar-Ge çalışmalarını 2009 yılında gerçekleştirdikleri özellikle çocukların tüketmesi için üretilen Altın Çörek’i 2010 yılı başında piyasaya sunduklarını aktaran Bekaroğlu, Altın Çörek’e olan yoğun ilginin kendilerini yeni bir yatırıma teşvik ettiğini söyledi. Altın Çörek üretimini rafine ürünler yerine doğal un, ruşeym, fındık içeren, tatlandırıcı olarak üzüm ve keçiboynuzu unu kullanarak gerçekleştirdiklerine değinen Bekaroğlu, “Gerek Akdeniz ekmeği gerekse Altın Çörek’e olan yoğun talep, müşterilerin artık tüketebileceği gramajda ekmekleri tercih ettiklerini gösteriyor. Bu gelişme doğrultusunda yeni üretim hattımızla ilgili ön çalışmalarımız ve görüşmelerimiz devam ediyor. Bu yatırımla müşteri beklentilerini daha rahat karşılamış olacağız” dedi.
Zincir mağazalarda yerini alarak ulaşılabilirliğini arttıran İHE’nin ürün yelpazesini genişleterek 2009 yılında yaşanan krizden etkilenmemeyi başardığını aktaran Bekaroğlu, İstanbul’un ekmek ihtiyacının yüzde 13’ünü karşıladıklarını açıkladı. İHE’nin 2009 yılı sonunda 340 milyon ekmek üreterek 130 milyonluk ciroya ulaştığını vurgulayan Bekaroğlu, 2010 yılı ilk çeyreğinde ise yaklaşık 80 milyon ekmek satışı gerçekleştirerek 33 milyon ciroya ulaştıklarını ifade etti. Sektörde endüstriyel üretim tesislerinin çoğalması yönündeki hareketliliğin daha kaliteli ve sağlıklı unlu mamul üretimi sağladığına dikkat çeken Bekaroğlu, bu durumun fiyatların iyileşmesi yönünde de olumlu etki sağlayacağını kaydetti. “Endüstriyel fırınlar yüksek miktarda üretim yaptıkları için sektörün ihtiyaç duyduğu laboratuvarı kurmaları, ürünün izlenebilirliğini oluşturmaları, kalifiye eğitimli personel ile çalışmalarının işletmelere getirdiği yük, birim ekmek için çok düşük miktarda kalıyor” diyen Bekaroğlu, bu sayede çok az maliyetlerle kalitede önemli artışlar sağlanabildiğini dile getirdi. Türkiye’de ekmek üreten işletmelerin çok küçük olduğunu ve genelde apartman altlarında, sağlıksız koşullarda üretim yaptıklarını söyleyen Bekaroğlu, bu durumun sektörde oldukça yüksek miktarda atıl kapasite yarattığını kaydetti. Fırınların daha verimli olabilmeleri için bir araya gelerek şirketleşmeleri gerektiğini vurgulayan Bekaroğlu, “Bu firmalar, endüstriyel üretim yapan işletmelerden temin edecekleri dondurulmuş ya da yarı pişmiş mamulleri pişirip tüketiciye sunarak modern satış mağazalarına dönüşebilir. Böylece fırıncılar da işlerini kaybetmemiş olurlar” yorumunu yaptı.
“Fırıncılar tek çatı altında toplanmalı”
“Yüksek kapasiteli, modern teknoloji kullanan az sayıdaki işletmenin yanında düşük kapasiteli, modern üretim teknolojilerine sahip olmayan, çoğunluğu ilgili makamlardan çalışma ve üretim izni almamış işletmeler sektörde çarpık bir durum yaratıyor” diyen Bekaroğlu, bu durumun haksız rekabete yol açarak işletmelerin gelişimini engellemekle kalmayıp aynı zamanda ekmeğin sağlıksız koşullarda üretilip dağıtılmasına da neden olduğunu dile getirdi. Sektörün en önemli sorununun, temel gıda maddesi olan ekmeğin üretiminde, eğitim görmemiş insanların istihdam edilmesi olduğuna dikkat çeken Bekaroğlu, şöyle devam etti: “Ruhsatsız olarak maliyede kaydı olmadan ve sosyal hakları ödenmeyen çalışanlarıyla faaliyet gösteren işletmeler, sektörde yönetim anlamında büyük sorun teşkil ediyor. Söz konusu işletmeler diğer firmalar için de ciddi anlamda haksız rekabet koşulları oluşturuyor. Bu konulara bir çözüm getirilmesi için fırıncıların tek çatı altında birleşmesi gerektiğini düşünüyorum.”



