“GDO Laboratuarımıza Tarım Bakanlığı izin vermiyor.”

aybak naturaGıda Güvenliği konusu ülkemizin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor. Gıda güvenliği ve gıda analizleri konusunda yeni yatırımları ve çalışmaları ile Türkiye’nin en büyük ve kapsamlı özel gıda analiz laboratuarı olan Aybak Natura Gıda Analiz Laboratuarları Genel Müdürü Fatih Bakırcı ile son günlerde gündemi işgal eden GDO lar ve Gıda Güvenliği konularında konuştuk.

Fatih Bey ciddi bir yatırımla kurduğunuz Aybak Natura Gıda Laboratuarında nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Fatih Bakırcı: Her işimizde olduğu gibi PCR Laboratuarı çalışmalarımızda da ‘bilimsel bilgiyi’ esas alarak çalışıyoruz. Katkı ve Kalıntı konusunda 4 yıldır ‘danışman’ olarak Ege Üniversitesinden bir hocamız ile çalışmalarımızı sürdürürken, şimdi PCR Laboratuarımızda da yine Ege Üniversitesinden, bu konuda uzman bir hocamız ile çalışmaya başladık. Konusunda uzman 30 kişilik bir çalışma grubumuz var. Ekibimizden 3 kişi doktora, 6’sı yüksek lisans seviyesinde, geri kalan ekip arkadaşlarımız ise mühendis ve tekniker seviyesindedir. Yine çalışma gurubumuzdan 6 arkadaşımız 2. ve 3. taraf denetim ve belgelendirme konusunda ‘baş tetkikçi’ olarak görev almaktadır.

Aybak Natura olarak GDO’lar ile ilgili çalışmalarınız nedir?

Fatih Bakırcı: Biz PCR Laboratuarı hazırlıklarına bir yıl önce başladık. Temmuz 2009 tarihinde laboratuarımızı GDO analizlerini yapacak düzeyde, Avrupa’daki örnekleriyle tıpa tıp aynı ve modern bir şekilde hazırladık ve izin için Bakanlığa başvuru yaptık. Bakanlık yaklaşık 100 sayfalık dosyamızı ancak 2 ayda inceleyebildi. Biraz abartılı olacak fakat deyim yerinde ise “nokta, virgül” hataları yüzünden dosyamızı 2-3 defa geri çevirdiler. Biz de bu eksikleri iki gün içinde tamamladık ve dosyayı tekrar bakanlığa gönderdik.

Bu süreç bizim 2 ayımıza mal oldu. Dosyayı hızlandırmak adına bir çok defa gidip bizzat, elden dosyamızı takip ettik. Dosyamız maalesef halen daha incelemededir. Yani toplamda 5 aydır bir dosya incelenemedi. Ne yazık ki bu süreç bizi “bakanlık bu izni vermek istemiyor, GDO analizleri yetkisini özel laboratuarlarla paylaşmayacak” düşüncesine itiyor. Bizler, özel laboratuar temsilcileri olarak, bakanlığımıza hizmet eden ve onlar adına, ülke adına çalışan kurumlarız. Bakanlık laboratuarı-özel laboratuar ayrımının olmadığına inanıyoruz. Fakat gelinen bu nokta bizim açımızdan oldukça düşündürücüdür.

: Türkiye’de GDO analizi yapan Laboratuar sayısı yeterli mi?

Fatih Bakırcı: Akademik alt yapısı olan birisi olarak şahsen bu konu üzerinde yaklaşık 3 yıldır çalışmalar yapıyorum. Daha piyasada GDO tartışmaları yokken ben bu konuda çalışmalarıma başladım ve alt yapımı hazırladım. Almanya’da ilgili laboratuarları ziyaret ettim. Bugün bütün Türkiye’de bu konuda analiz yapacak laboratuar sayısı 3’dür. Türkiye’nin en önemli ihracat ve ithalat liman şehirlerinden biri olan Güzel İzmir’de, daha kamu teşebbüsü bu konuda yatırım yapmamış iken özel müteşebbis olarak biz bu yatırımı tamamlamıştık. Medyadaki tartışmalar ve haber bombardımanı içinde kimse bilmiyor ki özel teşebbüs bu konuda laboratuar yaptı, laboratuarını tamamladı ama devlet bir sürü prosedür ile bu laboratuarın açılmasını geciktiriyor. Yani devlet bizim kurulmuş GDO laboratuarımıza bir türlü izin vermiyor. Halbuki, kullanılan cihaz aynı, yöntem aynı, kullanılan kitler aynı, aynı tedarikçilerden satın alıyoruz ürün ve hizmetleri. Laboratuarımız 74 parametrede TÜRKAK’dan akredite, yani uluslararası geçerliliğini ispatlamış bir laboratuar. Bu noktada sorunun ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz…

Eğer Laboratuarınıza izin çıkmış olsaydı hangi analizleri yapabilecektiniz?

Fatih Bakırcı: Yeni kurduğumuz GDO laboratuarında 35S+NOS+FMV testi ile dünyada bilinen GDO’ların %99’unu tespit etmek mümkün olacak. Bu testlerle önce herhangi bir üründe GDO “VAR – YOK” testi yapılacak. Bunu tespit ettikten sonra eğer talep gelirse hangi GDO olduğunu tespit edeceğiz. Bu analizleri dünyada yeni ve en gelişmiş teknoloji olan Real Time PCR (Polymerase Chain Reaction) cihazı ile yapacağız ve bu konuda daha piyasada kullanılmayan ve en gelişmiş tarama kiti ile bunu yapacağız. Bu cihaz ile ortalama 60 adet urunu 2-2,5 saat içerisinde taramak mümkün olacak. Cihaz %0,1 oranına kadar GDO’yu tespit edebilecek.

Bunun yani sıra ayni teknoloji ile, yani Real Time PCR ile, ette tür ve miktar tayini (et ve et ürünlerinde domuz eti var mi? %100 dana eti yazan ürünlerde dana eti dışında tavuk, hindi veya eşek-at eti var mi? Varsa hangi oranda var? Bazı ürünlerde yasal limit olarak verilen değerlere “rekabeti koruma” açısından uyuluyor mu? Uyulmuyor mu?), ülkemizde henüz hiç konuşulmayan fakat yakın bir gelecekte konuşulacak olan “Alerjen” analizleri ve dünyada gelişen bir konsept olan “Helal Gıda” konseptine uygun ürünlerin izlenebilmesi sağlanmış olacak. Bütün dünyanın kullanmış olduğu son teknoloji bu sistemi, biz de ülkemize kazandırmış olmanın ve “halk sağlığı” adına pozitif ve bilimsel çalışmalar yapacak olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Bir anlamda ‘Helal Gıda’ tespiti de yapabileceksiniz.

Fatih Bakırcı: Evet biliyorsunuz Yahudiler “koşer” sertifikası olmayan ürünleri satın almazlar. Bu konuda tıpkı “koşer” sertifikası gibi bütün dünyada gelişen bir konu olan ‘Helal Gıda’ konusu var. Müslüman bir ülkede yaşıyoruz ve “helal gıda” tükettiğimizi düşünüyoruz. Fakat durumun gerçekte böyle olup olmadığını araştırmamız gerekiyor. Örneğin, geleneksel mayalama yöntemi ile üretilen peynirlerde “şirden” kullanılır. Kullanılan bu şirdenin “helal” olması için, süt danası, süt kuzusu veya süt oğlağından elde edilmiş olması gerekir. Halbuki ülkemizde bir çok defa gündeme geldiği üzere bir çok domuz çiftliği var. Bilimsel veya laboratuar kimliğimiz bir yana, nihai bir tüketici olarak, peynirlerde kullanılan şirdenin “domuz” kaynaklı olup olmadığını bilmek istiyorum. Bu konunun araştırılması ve kamu oyunun bilgilendirilmesi, bir tüketici olarak beni çok mutlu edecek ve rahatlatacaktır.

Dünyada “Helal Gıda” pazarının 2,5 Milyar $ olduğu söyleniyor. Bu sistem ile tıpkı “koşer” sertifikasında olduğu gibi “Helal Gida” konusu ile ilgili de çalışacağız. Diğer taraftan, GDO’lu ürünler helal mi? Değil mi? Yine bu konuda çok önemlidir ve İslam düşünürleri bu konuda bir yorum yapmalıdırlar. Helal Gida konusu Türkiye için de çok önemli bir konu fakat bilimsel düzeyde bu konu ile ilgilenen kuruluşlar maalesef yok denecek kadar az. Bu konu ile ilgili Gimdes bazı çalışmalar yürütüyor. İnanıyorum ki önümüzdeki günlerde Gimdes ile görüşme sıklığımızı arttırarak bu konuda somut çalışmalara birlikte imza atacağız.

“Alerjenler” konusunda da analizler yapabilecek misiniz?

Fatih Bakırcı: . Elimizdeki bu teknoloji ile “alerjen ürünleri” tespit edeceğiz. Bütün dünyada “Alerjenler” konusu çok önemlidir. Özellikle Avrupa’da “alerjen” kontaminasyonu nedeniyle toplatılan ve/veya geri çağrılan ürünler vardır. Alerjen ürünler konusunu biraz açarsak, örneğin, susam bazıları için alerjendir, bazı ürünler glüten içerir ve bazı insanlar glüteni çeviremezler yani sindiremezler ve “Çölyak Hastalığı” oluşur. Bu nedenle bu insanların ‘glüten free’ ürünler yemesi gerekir. Bazı insanlar için fıstık alerjendir. Bazı uluslararası firmalar, bu konunun önemini çok iyi bildikleri için Türkiye’den ürün satın aldıkları firmalardan alerjen testi yaptırmalarını istiyorlar. Hatta bırakın ürünü, üretim hattında kullandıkları temizlik suyunda alerjen var mı yok mu tarıyorlar.

Bütün dünyada kabul görmüş bir “Alerjen liste”si vardır. Bizim ülkemizde halen “alerjenler” konusu ihmal ediliyor. Çünkü daha alerjenlere gelmeden çok daha önemli ve öncelikli halletmemiz gereken konular var. Örneğin, tarımsal ilaçlar ve kullanımı ve GDO gibi. Çok yakın bir gelecekte “alerjenler” konusu da en az GDO konusu kadar popüler olacak. Aybak Natura Gıda Analiz Laboratuarları olarak, ülkemize kazandırdığımız bu yeni yatırım ile “Alerjen” ürünleri tarayabileceğiz.

Gıda Güvenliği konusunda Bankalıktan bir beklentiniz var mı?

Fatih Bakırcı: Gıda güvenliği gıdayla ilgili bütün alanları kapsıyor. Maalesef gıda güvenliği konusunda Türkiye’nin kat etmesi gereken ciddi bir yol var. Bilindiği üzere AB Uyum Mevzuatı’nda en önemli konu, Tarım ve Gıda Güvenliği konusu. Tarım Bakanlığı’nın da bu anlamda çalışmaları var. Gıda güvenliği konusunda kanun koyucuların daha yoğun çalışmaları gerektiğini düşünüyorum. 5179 Sayılı Gıda Kanunu’na göre, Tarım Bakanlığı bütün gıda üreticilerini 6 ayda bir denetlemek zorunda. 2008 yılında zorunlu hale getirilen HACCP Gıda Güvenliği’nin uygulanması noktasında ilgili birimlerin ciddi bir yaptırımı yok maalesef. Ayrıca biliyorsunuz hemen hemen her yıl aynı tarihlerde Rusya’ya ihraç edilen tarım ürünleriyle ilgili bir sıkıntı yaşanıyor. Bu anlamda yetkililere aracılığınızla bir soru yöneltmek istiyorum: “Bağımsız laboratuarlara gönderilen ve ‘ret’ yanıtı alan ürünlerin akıbeti ne olmuştur veya olmaktadır? Acaba imha edilmekte midir?”

Bu konu “halk sağlığı” açısından oldukça önemli bir konu olduğu gibi, kamuoyunun “bu konuların aydınlatılması noktasında” beklentileri vardır. Bir tüketici olarak bu konunun ilgili kamu otoritesi tarafından aydınlatılmasını talep ediyorum.

Yeni yatırımlarınız var mı?

Fatih Bakırcı: Her katında ayrı ayrı laboratuarları olan (kimya, katkı ve kalıntı, mikrobiyoloji, PCR, çevre, atık vb. gibi) ve en üste Ar&Ge Mühendislerinin çalıştığı bir Araştırma & Geliştirme Merkezi kurma hayalimi başarmak için çok çalışıyorum.

“Amacımız, sadece gıda analizleri yapan bir kuruluş olmak değil, Gıda ve Ambalaj Sanayine çözüm üreten iyi bir Ar-Ge kuruluşu olmaktır” diyoruz. Bu noktada şu anda onaylanmış bir patentimiz, bir TÜBİTAK Projemiz ve hazırlıklarını sürdürdüğümüz iki ayrı KOBİ projemiz var. Bu konularda yoğun çalışmalarımız ve üniversitelerle iş birlikteliğimiz artarak devam ediyor.

Diğer yandan ikinci yatırımımız, Alaşehir’de Alman ortaklığı olarak yaklaşık 1 milyon Euro bütçe ile yeni kurmuş olduğumuz “Air Alaşehir Analitik” Kalıntı Laboratuarı’dır. Hedefimiz Alaşehir’deki laboratuarımızı önümüzdeki aylarda yeniden yapılanma ile Alman ortağımız ile birlikte, binamızın diğer bölümlerini de değerlendirerek, toprak-yaprak analizleri yapabilecek bir laboratuar haline getirmektir. Bu konuyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor.

ege ekonomisi

Paylaş :
  • Facebook
  • Print
  • email
  • Twitter

Yorum yapabilirsiniz.

REKLAM


Diğer Başlıklar


roportaj
sektorel analizAvrupa Birliği Gıda ve İçecek Sanayinde Gelişmeler

İmalat sanayi içinde %12.9 paya sahip olan AB Gıda ve İçecek Sanayi’nde faaliyet gösteren 310.000 firma, 945 milyar Avro iş hacmi ve 100 milyar Avronun üzerinde dış ticaret büyüklüğü ile 4.4 milyon kişiye istihdam sağlamaktadır.

yukselis oykuleri
demirayak sirketler grubuBakkaliye’den 165 milyon dolar’lık şirkete

Demirayak Şirketler Grubu’nun kuruluşu, 1920’lere uzanıyor. O yıllarda, “Bakkal Nuriler” olarak başlanan ticari hayat, dede Şükrü Demirayak’in Bizim Bakkaliye’yi kurması ile devam ediyor. 1968’e kadar devam eden Bizim Bakkaliye sonrasında, 2’nci kuşaktan Bekir Demirayak, Demirayak Kollektif Şirketi’ni kuruyor.
Copyright © 2010 Türkiye’nin En Büyük Gıda Sektörü Portalı.
WordPress, altyapısı ile hazırlanmıştır.